26 Aralık 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 28 // HIRSLI HIRSIZ

HIRSLI HIRSIZ

Oooo sen kalk basindan gecen abukluklari yaz , 27 tane bitmis olsun, basindan gecen hirsizliklari anlatma, olacak is degil. Gerci ortada 200 trilyonluk vurgun, kutu kutu paralar, hayirli , yatirimci evlatlar , para sayma makineleri dönerken benim hikaye ne kaa ilginizi ceker bilemedim :)

Basimdan gecen ilk carpilma hikayem , Barbaros bulvarindadir. Bildigin elimdeki telefonu cantaya koyup karsidan karsiya gectim, o esnada cüzdanla telefondan oldum. Iki dakikada ! Solugu kösede bekleyen devriye arabasinda, hani su o zamanin Mimar Sinan Fen Edebiyat Fakültesi simdinin bilmem ne vakif üniversitesinin önünde duran polisler var ya orada  aldim almasina amma ,   polisin cantanin ön gözüne bir tek  selpak koyacaksin evladim, oraya koyarsan götürüler demesi  ile yaptigimin ne menem sacma bir hamle oldugunu anladim. Bir de konuya salca diger memur da , "faydasi olur mu bilmiyorum ama , cüzdanin icini bosalttiktan sonra sinan pasa pasajinin karsisindaki türbemsi yere atiyorlar, oraya da bir bakmanizi tavsiye ederim " dediydi. Sagolsun varsolsun, caaanim polisim, su yasima geldim trafik kazasindan , ev soygununa kadar girdigim hic bir ikili diyalogda rasyonel bir muhabbettim olmadi/ olamadi  kendileri ile. Beni mi buldu en sacmalari yoksa hepsi mi böyle bilemedim. Aslinda bildim de , simdi desmek istemedim ;) Anyway anyhow, baktim yapacak baska bir sey yok deli gibi polisin tarif ettigi yerlerde bos cüzdanimi aradim, buldum da ama sonunda. Bir de salak gibi sevindigimi hatirliyorum, kimlik, kredi karti yenileme islemleri ile ugrasmayacagim diye. Bir de o vakitler bir arkadasimdan duymustum, ne kaa dogru bilmiyorum, belki de bir sehir efsanesidir ama, bir arkadasinin annesi TRT de spikermis , ondan kelli basin karti ve basbakanlik karti bulunurmus sürekli yaninda. Bir gün Ankara`da cantasini  kapkacciya caldirinca o da solugu poliste almis. Bakmis polisin hic orali oldugu yok, hatta birak orali olmayi uygulamali en güvenli sekilde canta nasil tasinir brifingi veriyor en kralindan , demis o cantanin icinde basbakanlik karti var, 2 saat icinde burada olacak. Höööyyyyt. Yalniz gercekten de 2 olmasa da 3 saat icinde bulunmus canta. Ikinci agizdan duydugumdan ne kaa dogru bilmiyorum ama, sagdan soldan duydugum/ duydugumuz bi sürü benzer hikaye var böyle.   

Basimdan gecen ikinci kapkac olayi  Aksaray - Havaalani metrosunda oldu, sucüstü yakaladim tipi ama , oyle beter bir cete ciktilar ki , bir ajitasyon bir ajitasyon , hani neredeyse  yerin dibine soktular beni, meger bunlarin abileri ablalari oluyormus sagda solda , böyle kriz anlarinda müdahele edip ortaligi sakinlestiren.

Ücüncüsü evimin soyulmasi ki , en bombasidir. O vakit Ataköy de oturuyoruz , 9. katta , kapida sürekli görevlinin oldugu bir site . Absürd bir detay ama hikayenin icinde önemli bir yeri var. karsi komsumuz da gelinlikci. Biz de daha bir sene olmamis yeni evliyiz  hesapta ama benim seyahatler, exin ayda 12 yi bulan nöbetleri sagolsun  enteresan bir "ev"lilik yasiyoruz,  hali ile evi de otel gibi kullaniyoruz. Simdi tam tarihini hatirlamiyorum ama yaz baslari olmasi lazim , cünkü evde haftalardir kisliklari kim kaldiracak yazliklari kim cikartacak meydan muharebesi dönüyor, sen yok sen , ben anca su zaman yapabilirim , o da belkim, yok pasa gönlüm ne zaman isterse ahahah, klasik haller iste.  Anyway anyhow bir de Cuma günüydü onu hatirliyorum . Edirne de bir müsteri ziyaretim vardi , normalde aksami orada gecirip ertesi gün dönmeyi planliyordum ama, toplanti bekledigimden kisa sürünce, E Istanbul da kutsal cumayi kacirmama adina bastim geldim eve. Eve bir geldim ki, piiiiii kapi yok! Esasen kapi var da , hani kapinin oturtuldugu cerceve var ya o yok :) Nasil becermislerse…. Gerci sonra polis anlatti levye ile yapiyorlarmis, aydinlanmis oldum sayelerinde bir kez daha :D  Bir de karsi dairenin kapisi da ayni sekilde. Artik yorgunluktan mi , soktan mi bilemedim, kapiyi itip iceri girdim. Hayir salak niye girersin, nereden eminsin adamlarin artik orada olmadigindan . Neyse allahtan yoktular, yalniz ev nasil var yaaaa, anlatamam size. Her yer her yerde. Bir de insan kendi evini o halde görünce bir garip oluyor hacilar. Tecavüz nasil bir sey bilmiyorum  ve tabiisi de hic bir seyle karsilastirilmaz ama , mahreminize izinsiz bir giris sözkonusu oldugundan tecavüze ugramisa  benzer bir duygu yasiyorsunuz. Korkunc!  Neyse evin durumu icler acisi , ortalik dolaplardan cekmecelerden firlatilmis kiyafetler, icleri bosaltilmis vazolar, vazosu alinmis sacma plastik ciceklerle dolu ki, ne yalan söyliyim bu kismina hic ama hic  üzülmemistim . Oldum olasi ayarimdir plastik cicege ve  gümüslük olayina hep de  sorgulardim, bu seyler benim evimde ne yapiyor diye , evlilik böyle bir sey iste , bazen tahamül ediyorsun bazi seylere . Puhahahah saka saka yaa o kaa basit degil tabi , evliler hemen anlamistir ne demek istedigimi  , evli olmayanlarin da cok da merak ettigini zannetmiyorum , ondan kelli girmiyorum detaya :) Bir diger olumlu yani da artik yazliklari kim cikartacak tartismasi sona ermisti, zira hirsiz sagolsun , bu görevi gayet de basarili bir sekilde tamamlamis, hatta ne zamandir arayip da bulamadigimiz ne varsa onlari da eksik olmasin bizim icin bulmus, evin bilimum köselerine firlatmisti . Saka bir yana ,  ev gercekten korkunc bir haldeydi , fotograf cercevelerini bile acip acip birakmislar.  O vakit anlamamistim ama simdi ayakkabi kutularina koyulan paralari düsününce, fotograf cercevelerine para koymak veya hirsizin perspektifinden cercevenin icine para  koyulabilecegini  düsünmek hic de  ole üstün zeka gerektirecek bir durum degilmis meger, bosuna sasirmisim o vakit ;)

Ilk is görevliyi cagirdim, sonra exi aradim, ameliyatta tabii klasik, kankayi aradim sonra da babam. Görevli polis cagirdi, gelene kadar da hic bir seye dokunmayacakmisiz. Bir yandan polisi bekliyoruz bir yandan babami sakinlestirmeye calisiyorum telefonda, zira kendisi son derece emin , hirsizin kullandigi teknikten , zamanlamasindan idisindan bidisindan aslinda gayet de bilinirmis kim / hangi cete oldugu da ….. 
Neyse saatler sonra geldi bir ekip, her tarafi acaip bir tozla kapladilar, bildigin bir saat anlam veremedigim bir seyler yaptilar sonrasinda da mobilyalarimin parmak izi tutmayan mobilyalar oldugu ve hic bir yerde parmak izine rastlanmadigina dair bir tutanak tuttular.

Dedim nasil yaaaaa, evin alti üstüne gelmis, nasil olmaz, peki ya sac teli, ayakkabi izi falan da mi yok ?
Puahhahahahah kendim sordum kendim güldüm tabii. Bir de " cok fazla dizi izliyorsunuz sanirim hanfendi " diye de makaraya alindim .

O tutanagi bir sene kapinin girisine astiydik, hani olur da sonrasinda tekrardan bir hirsiz girerse hic zahmet etmesin , bu ev  coktan soyulmustur  babinda diye J Ha unutmadan karsi komsum, gelinlikci olan, kadincagizin kaybi baya baya büyüktü . Meger yeni evlilere hep girerlemis hirsizlar, bir Bakirköy  ritueliymis , kendisi gelinlikci oldugundan cok kez duymus etrafindan, hatta biz tasininca da bizi de uyarmak istemis ama sonra garip kacar diye vazgecmis. Kadincagiz bizim icin endiselenirken , kendi basina geldi , garip oldu.  Sizde aradagini bulamayinca yanlis eve girdigini düsünerek , hirsini alamayarak bana da girdi demesi enterean oldu ama , yasadigi soka verip pek desmedim arkasini ;) 

Biterken , bu olayda sonra basimdan geceni anlattigim abartmiyorum 10 Istanbullu varsa 6 sinin ya direk kendi basindan ya da birinci derece yakinin basindan gecmis bir hirsizlik öyküsü. Hatta benim ki en  zararsizindan, insanlarin uyurken soyulduklari olmus.  Bildigin Istanbul`da yasamanin olmazsa olmazlarindan olmus cikmis soyulmak. Ve acisi alismisiz. Ona göre tedbir aliyoruz. Misal yeni evleniyorsun , gelen hediyeler daha aksaminda annelere dagitiliyor, düsün en mutlu gününde bile hirsizi düsünürek böyle bir gelenek gelistirmis milletiz. Veya baska aklima gelen , araba kullanmayi ögreniyorum, babamin ilk ögrettigi seylerden biri, arkadan biri carparsa sakin arabadan inme , kapini kitle. Baska hangi ülkede araba kullanmayi ögrenen birine bu da ögretilir ? O kaa alismisiz ki soyulmaya , kaniksamisiz , ona göre önlemler türetiyoruz kendi capimizda.  Esasen yazilacak cok sey , sistemin abuklugu , adaletsiz gelir dagilimlari , güvenlik sisitemleri sacmalamacalari piiiii bir sürü sey var da yazacak , simdi deginemiyorum. Hem trenim Basel a yanasmak üzere, hem de bugün kü gün haberlere bakamadim, asil büyük soygunda neler olmus neler bitmis meraklar icerisindeyim canlar , o yüzden burada kesiyorum.

Bu hikayeden cikarilacak ders, sirt cantasi kullaniyorsaniz önüne sadece selpak koyun, celik kapi yaptiriyorsaniz , o kapinin oturacagi cercevenin icine de beton döktürün , öle dedi polis abi. Yoksa levye ile yamultup aciyorlarmis, bakiniz Burcu`nun hikayesi ;)


Bir sonraki abuklukta görüsmek üzere, sevgiyle kaliniz esen kaliniz. Ha bir de hristiyan arkadaslarim icin hayirli noeller efenm . Heilige Nacht Stille Nacht ….:D



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 24. Aralik 2013)

******************************************************** 

22 Aralık 2013 Pazar

ABUKLUKLAR SILSILESI 27 // Bizim niye bir mistik hikayemiz yok??

Kankadan .... Bizim niye bir mistik hikayemiz yok??


Burcunun abukluklar silsilesine katkım olsun efen'm no:27



Yine bir “eski güzel kurtuluş günleri” hikayesi
Seneden çok emin değilim, 1994 veya 1995
Burcu, ben ve bir arkadaş oturuyoruz, yine fazlasıyla tüketilmiş süt kahve muz likörü karışımı

Sütün gazı, kahvenin cinliği, muz likörünün mayışıklığı karışımında geçen bir akşamda her nedense, nerden aklımıza gelmişse mistik olaylardan bahsediyoruz!!?? 

Sağdan soldan duyulmuş bir hikayeyi anlatıyor arkadaş, mum yanarken duvarda yazılar belirmiş falan, acaba ne yazıyomuş, şu da yazsa bu da yazsa diye geyiğe dönen bir muhabbet..
Bir anda elektrikler gitti, evde de bir tane mum var, hani böyle bardak gibi şeylerin içinde olanından, yaktık mumu, toplandık etrafına, mistik muhabbete devam..

Sonra birden mumun içinden yazılar belirmeye başladı.. hepimiz o anı yaşamışız, ama likörün etkisine vurmuşuz olayı, ama sonra birimiz artık olayı dillendirdi.. Derin bir sessizlik hepimiz muma kitlenmişken, “arkadaşlar benim gördüğümüz siz de görüyor musunuz dedi..” yüreğim yerinden çıktı sanki, anlamsız bakışlarla birbirimize bakıyoruz.. Sonra sakin kalıp ne yazdığını anlamaya karar verdik, sakin kalmak ne mümkün tabi, kalp atışları 200 ü bulmuştur herelde, hepimizde derin bir sessizlik... İyice havaya girdik, ortaya çıkan harflerden anlamlı bir mesaj çıkarmaya çalışıyoruz, çok zorladık ama olmadı..

Sağdan soldan bulduğumuz bir kalemle mumun içinde bulunduğu bardağı kurcalamaya karar verdik.. Aşırı bir gerginlik var tabii.. Sonuç olarak bardağın içinden bir tornavida çıktı, hani şu minik gözlük vidasını sıkıştırma tornavidalarından, yazı olarak beliren hikaye de tornavidanın markası, yazıdan bir anlam çıkaramamız normalmiş 

İşin sonucu, o tornavdanın orda ne işi olduğunu hiç anlayamadık; o kadar gerginliğin sonucunda sanıyorum hepimiz mistik bir hikayemiz olacak diye çok havalı ve heyecanlı triplere girmiştik ama elimizde kahahalarla hatırlanacak tamamlanamamış mistik bir hikaye kaldı... 

Demokan 22.12.2013



********************************************************


********************************************************

ABUKLUKLAR SILSILESI 26 // KURUMSAL SIGARA BIRAKMAK

KURUMSAL SIGARA BIRAKMAK

Sene 2011, günlerden Erlangen, aylardan buhran. Vaktin gecmek bilmedigi , bir ton belirsizligin kafamda cirit attigi anlar.  Ne yedigim yemekten haz aliyorum ne icdigim ickiden. Ayni kadeh ayni mey bir tat alamiyorum , allahim bu nasil bir hal sarhos dahi olamiyorum tadinda günler ,  cok pis bir seyleri degitiresim var, ama neresinden nasil baslayacagimi da bir türlü kestiremiyorum.  Her gün bir digerinin aynisi , aksam olsa da yatsak , sabah olsa da kalksak triplerinde ölü taklidi yaparak gün egliyorum, bed bed bedbahtim , o derece.  

Özet vermek gerekirse sevmedigim bir isi yapiyorum, bilmedigim bir yerde yasiyorum , en sevilmeyecek adami sevdigimi zannediyor , hunharca sevdiklerimi sorguluyor, ve  suursuzca tüketiyorum! Önüme ne gelirse artik, en basta kendimi.  Hayatimin en  abuk iliskilerinin bu döneme denk gelmesi de ondan sanirim. Bildigin bundan epi topu iki sene öncesi ama , o kaa tarihin derinliklerinle gömesim gelmis ki, sanki degil iki yirmiiki yil öncesiymis gibi bir izi var üzerimde . Simdi dönüp baktigimda , ohannes ne sacma toplara girmisim demekten alikoyamiyorum kendimi.

Tek pozitif yani sorun odaklarindan uzakta oldugum  gercegi olan bu dönemde  kafamda bir ton soru ile ise gidip geliyorum amma o nasil bir ise gidip gelme hali! Sevmedigim ne varsa buluyor beni, üzerime aldigim her is her sorumluluk yapisiyor, nereye elimi atsam, elim orada kaliyor. Her günün gecesinde  sifirlayarak uyanma sözü veriyorum hesapta kendime, her gecenin sabahinda yeni ellerle uyaniyorum. Onlarca elim var sanki vücudumda, her biri baska bir soruna yapisik.

Ayhhh amma icinizi karattim ya, uzatmayayim, gercekten bed bir moddu iste, eminim hepinizin hayatinda olmustur böylesi bir dönem. O dönemlerin sabahlarini hatirlayiniz iste benimki de ondan farkli degil. Iste yine böyle bir gecenin sabahinda  ise gitmisim, kafa beton , bir is yetistirmem gerekiyor . Bu arada isler  yapistigindan kelli , erteledikce erteliyorum kendilerini, tarifi mümkün olmayan son dakika krizleri üzerine krizler yasiyorum ama ögrencilik yillarimdan edindigim bir yetenek herhal, o zaman baskisi ve son dakika krizleri  verimliligimi arttiriyor olsa gerek , hir gür kriz mriz  de olsa zamaninda teslim ediyorum bir sekilde isleri. Anyway anyhow yine böyle bir isin termini gelmis oglene kadar teslim etmem gerekiyor projeyi. Müdür bir yandan soruyor ne durumdasin, yigitlige b*k sürdürmekte yok, sorun yok iki saate hazir diyorum ama bir yandan da nasil sigara krizim gelmis , koskoca ofiste de sigara icilecek yer tam müdürün odasinin karsisi. Böyle otobüs duragi tadinda tasarlanmis , özel havalandirmali nikotin kösesi. Gidip icsem , daha büyük amca ile karsilasmak bir de ona durum raporu vermek riski var, naapsam ne etsem die kara kara düsünürken, tinnnnnk , aklima cekmecemdeki nikotin sakizlari geliyor Cekmecende nikotin sakizinin ne isi var diye soranlara. Sigaraya basladim basliyali , birakmam icin yilmadan savasan , her türlü numarayi deneyen iki kisi varsa, biri annem digeri de Seri. Seri bir ilac firmasinda müdür, ve o sektörde yeni ne cikiyorsa yilmadan benim üzerimde deniyor :) O dönem de firmasi yeni nikotin sakizlari üzerine calisiyor, hazir Almanya ya gidiyorsun, yeni ortam yeni insanlar, gel su isi orada halledelim , birak su meredi diyerekten bir koli nikotin sakizi vermis. Ben de koliyi acmadan oleee atmisim cekmeceye, o kaa hevesliyim yani ;)

Neyse can havli ile cekmeceyi acip kutuyu parcalayarak nikotin sakizlarina ulasma mücadelesi verirken müdüre yakalandim.

Dedi hayirdir??

Dedim sigarayi birakmaya calisiyorum siratarak

O an icin muhabbeti bir an once kestirip atip , nicotine kavusup isi iki saatte yetistirme derdindeyim, baska da bir sey düsünmüyorum. Bir de sirittim ya , saka yaptigimi anladi sandim. Neyse ekrana geri baglanip sacma excellimle bogusurken , birden masama birakilan sekerlemeleri farkettim. Portakal sulari mi diyim  , kolalar mi , jelibonlar mi  artik akliniza ne gelirse atistirilacak ne varsa gelen gecen masama bir sey  birakiyor. Ise o kaa kaptirmisim ki kendimi bende siritip tesekkür edip calismaya devam ediyorum, bir yandan da anlam veremiyorum tabi bütün bu olan bitene .  Neyse isi bitirdim maili attim , bir gelen mailleri cek ediyim dedim , piiiiiiiiiiiiiiiiiiiii onlarca mail , hepsinin basligi 

“ Burcu Sevinis raucht nicht mehr “ Türkce meali „Burcu Sevinis sigarayi birakti!!!!“

En altta da benim müdürün maili ;

„Liebe Kollegen,

Burcu Sevinis möchte das Rauchen aufhören.

Bitte um Eure Allseitige Unterstützung, damit Ihr das auch gelingt!!!!

Mit freundlichen Grüßen
XYZ „

„ Sevgili Kollegeler,
Burcu arkadasimiz sigarayi birakmaya calisiyor ,
Lütfen bu sürecte desteklerinizi kendisinden esirgemeyiniz ! „

Bildigin bölüm asistani tarafindan bütün bölüme forwardlanmis abicim mail. Duyan da destek amacli geliyor masama hediye birakiyor. Zinhar imkani yok bu kadar yazisma / ve gelismeden sonra ofiste sigara icmenin. Dedim Burcu ofiste sigarayi icmeyi unut, aksamlari evde icersin .  O günün aksamini zor ettim. Bildigin sakiz üzerine sakiz cignedim , bir kutu sirf o güne gitti neredeyse. Neyse aksam eve gittigimde de ulen bütün gün icmeden durdun bir de aksami dene bakalim, hadi bir hafta dene bakalim falan derken bildigin 9 ay sigara icmedim.  Sigara sigara olali böyle bir birakilma yasamamistir ;)

Biterken, bu hikayeden cikarilacak ders, bir Almana saka yapma, dur ya bu dersi cikarmistik sankim önceden , o zaman bu hikayeden cikarilacak ders su olsun ,  sen sen ol isini son dakikaya birakma.  Hahahah yine tirt yine tirt. Su yazilari yazmaya basladigimdan beri en zorlandigim anlar bu anlar anasini satasiyim. Hayir derdin mi yok salak, niye illa bir ders cikaracaksin , yaz gitsin iste. Yok ama yükselen koc oglak olunca , dertsiz basina dert acmak gibi enteresan huylarin oluyor. Burc geyigi de yaptim ya helal olsun bana, en iyisi daha da sacmalamadan burada kesmek. Öpüyorum hepiciginizi , haftaya Zürich den yazmaya devam . Sevgiyle kalin, esen kalin! Bir de basarabilirseniz mutlu olun! 



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 22. Aralik 2013)

********************************************************

ABUKLUKLAR SILSILESI 25 // TURKSKA TURKSKALAR VE HAYATIMIN EN PAHALI VIZESI

TURKSKA TURKSKALAR  VE  HAYATIMIN EN PAHALI VIZESI

Sene 2003 , Zorlu bir egitim yilini geride birakmis dört günes parcasi genc bunu bir balkan turuyla taclandirmaya karar verir. Amac hem gruptaki Isvicreli cana kendi topraklarini , kültürünü yakindan tanitmak hem de biraz adrenalin salgilamak. Sirp, Yunan , Isvicreli ve bir Türküz ekipte. Icimizde her ne kadar düzenin / zamanlamanin üstadi Isvicreli bir gen olsa da, Balkan tarafi agir basan ,  plansiz programsiz bir haftada alinan bir kararla  girisilmis bir tatili anlatacagim bu aksam efen`m size...
E hal böyle olup, balkan tarafi agir basan bir tatil  olunca  abukluklar da eksik olmadi tabii. Ilk evvela ben isten izin alamadim. Hampi o güne satis koymus sagolsun  zinhar gidemezsin bir yere demesiyle   arkadaslardan iki gün sonra cikmak durumunda kaldim  tatile.  Bu arada hem ucma fobisi olan arkadasi kafalama hem de macera yasamak adina  Zürich den kara yolu ile gitme karari almisiz ki, su an kafama silah dayasalar yapmam . Gerci benim sonra eklenmem , durumu degistirebilirdi amma , e ben eksik mi kalacagim arkadaslardan hirsi agir basmisti. O vakit iki gün gec de olsa ben de kara yoluyla giderim arkadas diyerekten bir güzel Belgradà otobüsle gitme karari aldiydim  . Aklimi seveyim!  Bu arada  o vakit Isvicre , Schengen `de degil. Türk pasaportunla yari kapali ceza evinde gibisin. 2 saat ötendeki yere bile giderken vize almak gibi talihsiz  bir durum var. Allahtan Schengenìm var diyorum kendi capimda ama , güzergahdaki ülkeleri cek etmek aklimin ucundan gecmiyor. Esasen gecmiyor demiyim, gayet de güzel Sirp Konsoloslugunda anlattiydim derdimi, Iste burada oturma iznim var, aha bu da senelik Schengen vizem , Bu da Belgrad dan davetiye,kara yoluyla gidecegim,  baska da bir seye gerek var midir deyu sorduydum halbusi. Problem yok Turska , aha da bu da senin Sirbistan vizendir diyerek güle oynaya göndermislerdi beni .
Anyway anyhow Sirbistan `dan vizeyi kapinca bir kosu gittim otobüs biletimi almaya. Nasil helecan., nasil! Uzun zamandir da uzak yol yapmamisim onun da verdigi aclik, günleri gecelere bagliyorum , isik hizinda gecsin günler de bir an önce baslasin tatil modundayim. Paralelde yapilan haziriklar da ayri bir komedi. Bütün ülkelerin trafik kurallarini bastirmis Basel li can, bildigin her ülke 5-6 sayfa iken bizde 20 sayfayi bulan kurallar, :D gel gör ki o kaa calismis olmasina ragmen Bursa`da gecirdigi krizi halen daha hatirladikca koparim. Yemisim 20 sayfa kurali, burada tek kural, g*tü kollayacaksin diye isyana gelen Isvicre`li gördüm ya, gözüm arkada gitmem !
Güzergah , Belgrad , Nis Krusevac, Skopje , Selanik , Istanbul, Olympos. Ben Belgrad da katilacagim arkadaslara, tek program bu onun disinda ne bir otel rezervasyonu ne bir yol haritasi, böylesi kafadan kopuk bir tatil. Neyse uzatmayayim, günler geceleri kovaladi , nihayet yolculuk günü geldi catti. Bir gittim ki bir otobüs dolusu gurbetci Sirp. Tek yabanci benim , ben de Türk. Bir tek muavinle anlasabiliyorum,  söför dahi Almanca bilmiyor, yolculardan büyük bir kismi biliyor aslinda ama  bilmemeyi tercih ediyor öyle abuk bir ortam.  Neyse ciktik yola , Almanya sinirindan gectik, pasaportlar toplandi gümrükte , bir yarim saat kadar bekledik sonra devam. Aynisinin laciverdi  Avusturya `da da oldu. Sonraki sinir kapisi Macaristan. Otobüsün icinde hummali bir calisma . Sordum muavine nedir durum, dedi Macersitan gümrük bir ton zorluk cikariyor , öncesinde yolcular kendi aralarinda “ corba parasi „topluyorlar gümrükteki memur icin, amac süreci hizlandirmakmis ;) Dedi bu insanlar 11 aydir bugünün hasreti ile yasiyorlar aci vatan Isvicre`de,  yolculuk günü geldi catti mi, fazladan bir 10 dakikaya tahammülleri yok. Dedim eyvallah ben de attim corbaya tuzumu . Kattim katmasina da sonrasinda yasananlar tüm bu hummali calismayi ve benim katkimi bosa cikardi , o ayri :)   Sinirda pasaportlar toplandi , corba parasi da kasla göz arasinda yetkiliye teslim edildi , bekliyoruz pasaportlar gelsin de yolumuza koyulalim deyu ama gel gör ki , bir saat gecmis olmasina ragmen hala en ufak bir hareket yok... Homurdanmalar basladi otobüsün icinde, neyse bir saatin sonunda görevli geldi.
„Türk haric herkes devam edebilir. Türk burada kaliyor ! „
Ohaannees, noluyoruz ya dedim. Dedi Maceristan transit gecitlerde Sirplardan vize istemiyor ama Türklerin transit vizesi almasi lazim !
Vay arkadas ! Haberim yoktu. Zira kalici degilim ülkenizde , isim olmaz , Belgrad a gidiyorum ben . Arti bu orobüs bensiz devam etmeyi birak bir metre hareket edemez bir yere! Dedim ki .... Piiiiiii, otobüsün ici bir karisti, allahtan anlamiyorum konusulanlari , sadece „Turska Turska „ kismini anliyorum, ama saglam saydiriyorlar belli. Dedim acil vir cözüm buluna sayin yetkili. Dedi var bir cözüm ama en az bir saat bekelemeniz icab eder, bir de bu insanlari nasil ikna edeceksiniz o da ayri bir konu tabi diye sirriti yamuk Almancasiyla. Neyse su hayatta becerdigim bir sey varsa o da dogru yerde dogru adamla tanisma./ kaynasma yetenegimdir , Nihayetinde bu hikayede de kilit isim yolculuk boyunca beni kanka belleyen Muavin olduydu. Icerdekileri yatistirma görevi kendisine verilerek bir güzel bekleme odasina gecildi. Vize memurunun  mesai ücreti , taksi ücreti arti transit vizesi diye 250 EUR luk bir fatura cikardilar karsima , pasa pasa ödedim, ve memurun gelmesini bekledim. Beklerken odanin duvarlari dikkatii cekti. Istisnasiz her kösesinde Türkce okkali bir küfür !!! Ebesinden , amca ogluna kadar bütün aile bireyleri saydirilmis bir güzel !  Demek dedim, bu konuda yalniz degilim. Üsenmedim tek tek okudum hepsini. Sonra nihayet memur geldi vizemi hazirladi , bir saatin sonunda otobüse döndügümde ise homurdanmalar bögürmelere dönüsmüstü. Böleeee taaa Belgrad`a kadar gitttik, Turska asagi Turska yuukari J Belgrad`da otobüsten inip olay yerini bir terk edisim var ki, ayaklarin g*t e carpa carpa kosarsin demek ne demekmis, bifiil tecrübe ettigim andir.

Biterken , basi ne kaa sancili baslasa da , hayatimin en unutulmaz tatillerinden biriydi, en keyif aldigim , her aninin dolu dolu oldugu , kaliplasmis tatil paketlerinden / rutinlerinden arindirilmis en renkli, en keyifli , en yeniliklerle dolu tatiliydi. Ne o öle ergen zamanlarindaki gibi alkolun dibine vurma vardi, ne de  daha sonralari üzerime yapisan orayi da göreyim bunu da yiyim , a sunu yapmadan burdan gitmeyeyim gibi gereksiz tatil  kosullanmalari. Hersey tadinda , dozunda , cok gercek ve bir o kadar da samimiydi. Cikarilacak derse gelince, Zürich`den evine kara yoluyla gitmeye kalkistiginda 3 vize alman gerekiyorsa arkadas, ait oldugun ülkenin dis politikasinda ciddi abukluklar var demektir. Ve bu abuk yönetime maruz bir vatandas olarak , ne kaa normal olmaya calisirsan calis  , bir sekil gelip bulacaktir abukluklar seni ! Ondan kelli bu aniyi bitirirken canlarim  ,    tüm bu abuk ve irrasyonelliklerden bir an önce kurtulmamizi temenni ediyor ,  hepinize huzurlu bir Pazar gecesi diliyorum .  Sevgiyle kaliniz , esen kaliniz! 



***********************************************************


***********************************************************

ABUKLUKLAR SILSILESI 24 // ELVEDA YOGURT

ELVEDA YOGURT

Ahan da son dakika abuklugu. Uzuuuunca zamandir karin agrilarimdan sikayetciyimdir, bilen bilir bazi günler o kaa siddetlidir ki bildigin L seklinde gecer günler. Uzzzzzuuuuuunca bir zamandir da bu agrilarin daha önce gecirmis oldugum cikolata kisti denen illet hastalikla baglantili oldugunu düsünürdüm. Düsünürdüm ne ya, kapi gibi teshisi var mevzunun elimde. Gidilmeyen doktor , uygulanmayan tedavi yöntemi kalmamistir hatta. Gide gele konunun uzmani oldum neredeyse , hani sabah programlarina konuk olup bu illet hakkinda 2003 ten beri olan tüm gelismeleri anlatabilirim. Ahahahha saka saka simdi bunu okuyan bütün hekim arkadaslarim ayar olurlar. Olmayin ayar , ben bana tedavi yöntemi olarak cocuk yap diyen meslektaslariniza ayar oluyor muyum , olmuyoruuuuum ;)
Anyway anyhow , son günlerde , günahini almiyim ama  basladigim yoga ile ne kaa alakasi var bilmiyorum,  agrilar artinca rutin senelik ziyaretimi gerceklestireyim hem bir bakiyim buradaki doktorlar ne diyecek dedim. Burada da öle direk uzman doktordan randevu almak kolay degil. Yani alirsin almasina da , önerilen önce Hausartz ina ( aile hekimine ) bir gözükmen. Velhassili kelam ben de tuttum Hausartzìn yolunu. Anlattim meramimi , iste özellikle spordan sonra oluyor , su zamanlarda oluyor idi bidi , dedi alakasi yok diger hastaliginizla , size bir laktoz testi yapalim. Bugün icin anlastik , gittim dayadilar bir litre laktozu , 20 dakikada bir kan aldilar , ölctüler bictiler felan fesmekan , dediler laktoza toleransiniz sifir, zinhar süt ürünlerinden uzak durunuz. Ve veya laktozsuz ürünler tercih ediniz. Yuh dedim, dile kolay onbes yilim gecmis bir doktorla , bir ton test ol , gitmedigin doktor kalmasin , bu laktoz mevzusu hic aklimiza gelmesin. Hayat bazen cok tuhaf .
Eyvallah dedim ciktim ise gittim. Iste de nasil bir gün aman yarappim, telefon iki dakika susmuyor , maillesmeler masa tenisi ayarinda, pinpon topu gibiyim resmen , yok ya masa tenisi degil futbol maci gibi , karslikli kontra ataklar felan , ama ortada skor namina bir sey yok, ölesi beter bir gün. Tüm bu hengamenin ortasinda bir de karnimla bogusuyorum, zira kendisi bugün konusmayi söktü. Acaip acaip sesler, yarim saate bir tuvalet ziyareti. E dedim Hausartz alacagin olsun , test babinda dayadin laktozu bünyeye de , bunun nasil cikacagini neden söylemzsin önceden. Ona göre gün secerdim ben de. Bol toplantili gün olup olabilecek en kötü versiyonunydu Velhassili kelam kabus bir gün gecirmis oldum.

Biterken, canim kankalarim , pek muhterem abilerim , ablalarim ve gözlerinden öpülesi kardeslerim su abukluklar silsilesinde girmedigim pozisyon kalmadi resmen huzurlarinizda, en son bir güzel circiri da yazmis oldum. Ahahahha sinir taniiyorum resmen. Söz bir daha bu kadar detaya inmeyecegim! Cikarilacak derse gelince , Fikret Kizilok un en sevdigim sarkisinda da gectigi üzere, her gecenin bir sabahi, her kisin bir bahari her derdin bir dermani her seyin bir zamani var , laktoz testi de dahil !!! 





***********************************************************
***********************************************************

17 Aralık 2013 Salı

ABUKLUKLAR SILSILESI 23 // OTEL PANFILYA

OTEL PANFILYA


Güneşin ortalama 10 dakika kendini gösterdigi, karanlik, sevimsiz , bol Lebkuchen + Glühwein`li iç bunaltıcı noel arifesindeki aci vatan Alamanya`dan kucak dolusu selamlar efen`m. 21. Hikaye yatılı arkadaşlarımın şerefine gelsin! Zira bu soguk kış gününde içimi ısıtacak daha güzel bir atraksyon bulamazdim zaten! Glühwein da bir yere kadar. Bir de alti senesini yatili okumus biri olarak, bu abukluklar silsilesinde bir yatili hikayesi yazmamak , peynirsiz kavunsuz raki sofrasina benzer ki , adab-i muaserete uymaz.

Yatılı okuyanlarınız veya yakın cevresinde yatılı okumuş olanlar bilir , bambaşka bir duygudur, farklı girdilerle simule edilemeyen bambaska bir haldir! Farklı bir enerjisi vardır , ondan kellidir ki, yatılı okumuş biri , cok degil yarim saatte çakar karşısındakinin yatili gecmisini. Artik nasil bir pisişme durumuysa , konusma tarzindan mi diyim , renkliliginden mi diyim , bir sekilde cakozlariz gözünden adamin yatili okudugunu. Bir kere genelde ruhlari asidir bu bireylerin , değişik bir kumaşlari vardir, ütüye zinhar gelemez diyecegim ama , laylon da degillerdir. Nasil ya Burcu, tornadan cikmis gibi hepiniz ayni misiniz diye soranlara, hayir efen`m, tabiisi de öle degil tam tersine döneminde 10 adam mi var diyelim, onu da ayri telden calar , tornalik bir durum yoktur . Ve fekat bir isleme maruz kalirsiniz ki , yillar gectikce üzerinden degerini daha iyi anlarsiniz , en kaba tabiri ile sivriliklerin törpülendigi yerlerdir yatili okullar.
Aman ha üniversitelerin yurt ortamlari ile karistirmayin, burada orta okulu liseyi yatili okuyanlardan bahsediyouz! Onlarin da kendilerine has bir duruslari var tabii ama bizimkisi baska bir yetisme (!) bicimi. Onbir yasindaki bebe ile onyedi yasindaki zipirin karsilastigi zorluklar haliyle bambaska , etkileri de bir baska oluyor onu demeye geliyorum. Yoksa siz de sekersiniz 



Ben b.k varmis gibi 5 yasinda okula gönderildigimden kelli , on ile onalti yaslarim arasinda yatili okudum. Takdir edersiniz ki insanoglunun en acimasiz dönemidir. Anenene babana yaptigin simarikligi sıkıyorsa yap iki devre üstüne , veya yemisim üst devreni, yasitlarina bile sıkar. Adam gibi uymayi ögrenirsin çevrene , ögrenmezsen de öğretirler , yersin soyutu , ki bir yatilinin basina gelebilecek en vahim durumdur. Düsün bütün cevren sen yokmussun gibi yapiyor ölesi beter bir durum. O yüzden yatili adam bir ortama girdigi anda yaptigi ilk is, etrafini analiz eder, neyin nereye kadar kaldirabileceğini şıkkadanak çözüverir, sınırlarini sağlam çizer, ve hepsinden önemlisi , gram enerji harcamaz bunu yaparken , zira cok kücük yaslarda edindiği reflekstir. 










Hatirladiğim ilk abuk anim , jetonlarimin yer degistirmesi idi, çalmak demiyorum, zira yatili adamin kitabinda yoktur , bazen birine daha cok gerekir , yer degistirir nesneler  E 10 yasinda bebe anneyi babayi mi arasin, 16 yasinda citir yavukluyu mu , hali ile konu jeton olunca ibre hep büyüklerden yana dönerdi bizim ortamda. O vakitler , kartli telefon bile yok, jeton getiriyoruz evden kilo ile ...Bir de disaridan aranabilecegimiz bir numara vardi ki , orada gelecek telefonu beklemek en izdirap dolu olaniydi. He yoksan anons ederlerdi bir de seni bangir bangir , hey hat hanginizin adi tarihi yarimadada yankilanmistir e dostlar  Anyway anyhow hep cebimde tasiyabilecegim bir telefonun hayalini kurmusumdur o zamanlar. Vizyonumu seviyim , ahahhah şellefsizim benim fikrimdi çaldılar 



Sonrasinda saçma korkutma seanslarini hatirliyorum , veya asirlik eski binada gece yapilan cesaret turlarını , elde bir ton anahtarla oynanan kutu kutu bulmaca , zihin dimağ açmaca halleri hala dün gibi aklimda  Bizim ecel terleri dökerken Safi`nin Meneking`in dolabindan arakladiği şekerleme ile rahat halleri... Oldum olasi rahat hatundu vesselam , hic öle yusuf yusuf anina denk gelmemisimdir yasadigimiz onca abuk an`da... Heayt be yeaaa, ne matrak hallerdi . Orta okul hayatim boyunca Kimya daki üstün basarimi , bu kutu açmaca oyunlari ve Krügerìn odasini ziyaretlerime borcluyum ;P Yemisim etüdünü !!!

Ortaokul biter bitmez , büyümüş olursun, cesaret oyunlarinin boyutlari değisir. Simdi kafana silah dayasalar girmeyeceğin pozisyonlara kafa göz girersin , sınır tanımayan adrenalin maymunluklari....Ha sorsan hiç birinden zerre pisman değilim şu an , zira o yasin gerekleri olarak bakiyorum ve hatta iyiki de yaşamişim , iyiki de tecrübe etmisim zamaninda bir sürü çılgınlığı diyorum. Herseyi yasinda yaşamak kadar büyük bir zenginlik yok !
He bunca serseriliğin akabininde sanmayin ki birer looser olduk çıktık , üc doktorumuz var sırf bizim yatakhaneden , her biri ayrı alanda , makinesinden , kimyasina , her alanda mühendis , bir adet sosyolog , bir adet maliyeci bir adet medai iftiharimiz Türkiye yetmisbilmemkacicincisi , piii zehir gibi tipler en kötüleri bendim , ben de elektrik mühendisi oldum iste.

Anlatacagim abuk hikayeye gelince, esasen bizzat başımdan gecen tonlarca anlatacak anı olmasina rağmen istek üzerine , kılpayi kahramanlarindan biri olmaktan yırttığım bir hikayeyi anlatacagim size . Otel Panfilya !
Kahramanlarimiz , Pazartesi sendromumu yaşamama adına yatakhaneye pazardan gelen 5 zirzop. Sene yamulmuyorsam 94. Beşi de yeni adrenalin maymunluklari peşinde, müdavimleri oldugu pastahanede bulusuyorlar , rutin Pazar akşamı atraksyonu , buraya kadar her sey normal ama o gece artık kafalarına nereden esiyorsa okula gitmeyelim abi, bu geceyi bir otelde gecirelim diye cin bir fikir geliyor, orada kopuyor kayış . Lem 15 yasinda veletsin, ne isin var Sultanahmet de otelde??? Bu arada deginmeden edemeyecegim, yatili okumak lokumsa, tarihi yarim adada yatili okumak çifte kavrulmuş fistikli lokum. Bu vesile ile kardes okula da selamimi çakarım efenm  Neyse konuya dönecek olursak , böle abuk bir kararla Sultanahmet de otel arayişina cikiyor bizim zipirlar. Diyorum ya simdi kafana silah dayasalar , yapmayacagin maymunluklar. Bir sekilde panfilya diye abuk bir otel bulup, bir güzel tekelden alisverislerini yapip odaya yerlesiyorlar. Sonrasi girlaa kiyameeeettt... Derken ilerleyen saatlerde iclerinden birinin disaridan bir sey almasi gerekiyor , aşağı inerken merdivenlerden yuvarlanmasi ile otel resepsyonistinin dikkatini cekmesi bir oluyor. Telaşlanan resepsyonist, gençlerin biraktiği kimliklerden ebeveynlerine ulaşmaya çalisirken mucuzevi bir sekilde içlerinden en aklı evvelin kimlik karti diye biraktigi yatakhane kartından , yatakhane müdüresine ulasiyor kiiii, sonrasi film gibi.

Genclerden biri banyodayken odanin kapisi hunharca çaliniyor, çalmak ne kelime yikiliyor ortalik. Kapi bir aciliyor ki, okul müdüresi, yatakhane müdüresi , bir de ne alakaysa müstahdem Aslan abi. Banyodaki arkadaşi , ikna etme mücadelesi ise nesillerden nesile aktarilacak bir durumdur ki en kralindan Eyvah Mahmut Hoca hikayesi halt eder yaninda . Bir türlü inanmaz Tülin Hocanın geldiğine . Sonrasinda yürüyerek gidilen okul yolunda çıt yoktur , sadece su iki cümle kaziniyor hafizalara

"Aslan Abi yaaa, cok mu kizdi Tülin Hoca? Ne olacak sence ??"

Aslan abi

"Nok Nok! Bir sey olmaz kizlar ...."

Nok nok bir şey de olmadi gerçekten. Sadece gecenin bir yarisi aileler aranip kizlarinizi otelden topladik demeleri ve akabininde Pazartesi günü cümle siniflarin karsisindaki rezil edilme sahnesi dısinda gercekten nok noktu , bir şey olmamıştı…

Biterken , bu hikayeden çıkarılacak ders , nereye hangi bilgiyi vereceğini bileceksin arkadaş! Okulun burnunun dibindesin , yatakhane kimliğini vermek de ne oluyor:)

Vayy tren gelmis yanaşmis inmek icap eder canlar. Uzuuun uzuun yazardim amma , Köln bekler! Sevgi ile kalın hep esen kalın , bir sonraki abuklukta görüşmek üzere!




********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 14. Aralik 2013)

********************************************************



ABUKLUKLAR SILSILESI 22 // ICINE TÜRK KACMIS MR. HAMPELMANN

ICINE TÜRK KACMIS MR. HAMPELMANN



Isvicre günlerimin unutamadaigim karelerinden biridir bu anlatacagim an. Adini Hampelmann koydum bu hikayede, ama inanin gercek adinin da bundan pek farki olmayan bir patronun oldugu , likidasyon satis yapan magazalar zincirinde calisiyordum haftada iki gün. Magazalar zinciri dedigime de bakmayin, batana kadar bir yer tutardi patron , battiktan sonra tebdili mekanda ferahlik vardir diyerek bambasa bir kantona bambaska bir ücraya acardi yelkeni. Sayesinde Isvicre`nin girmedigim deligi kalmamistir. Likidasyon satis nedir bilmeyenlere, batmak üzere olan firmalari bulup, depolarini kaldirirdi. Ürün konusunda sinir tanimiyordu vesselam. Bir hafta bir bakiyordum bir konteynir dolusu yatak la geliyor, bir hafta bahce süsü, bir hafta ufak ev aletleri , makyaj malzemeleri, yaaa bunlari kim alacak diye cok sorardim baslarda, o da biyik altindan gülerdi, öyle bir alacaklar ki göreceksin. Gercekten de ohaa ne abuk dedigim ne varsa bir hafta da giderdi. Favorim, enteresan tüketme kültürleriyle dogu blogu göcmenleriydi. Kafalarinda artik nasil bir denklem varsa, belli bir degerin altinda sattigin her seyi gereksin gerekmesin suursuzca aliyorlardi. Sirf 1 Frank diye yüzlerce kurbaga biblosu alanini gördüm!




Hampelmann`a gelince gördügüm , bildigim en tilki adamdi. Pazarlikta sinir tanimazdi. Alirken tam bir Kayseri liydi, kökeninden ciddi süphe ederdim. Bildigin Isvicreli ile uzaktan yakindan yoktu adamin. Her türlü makara vardi abide ve nefes almanin bile belli kurallara tabii oldugu Isvicre gibi bir yerde bir sekil hep dört ayak üzerine düserdi. Yasalara manyak hakimdi , Hampi bunu nasil hallederiz diye sorugum sorulara en sevdigi cevap , cözüm kantondan kantona degisir Burcu olurdu. Cok sey ögrendim kendisinden. Yemisim Yildizi, ETH yi ITÜ yü. Mikropazarlamanin , isletme hukukunun kralini Hampi`den ögrendim. Ahahahhahah, bir de haftada iki gün caliarak kazandigim parayi , Türkiyede ki ilk is tecrübemde sabah 6 aksam 9 calisarak kazanamiyordum , o derece bankördü  



Anlatacagim hikayeye gelince ; bir Cumartesi günü yeni mal geldi karsilar misin dedi , ja gerne diyerekten vardim tükkana. Bir gittim ki koli koli zeytinyagi. 1 konteynir dolusu zeytin yagi, Ispanya da batmak üzere olan bir firmanin deposunu kapatmis. Neyse teslim aldik malzemeyi, yerlestrdik , yok iste o haftanin afisleri bastirildi falan derken satis günü geldi catti. Ilk müsteri 80 yasin üzerinde delikanli Isvicre dedesi. Siseyi eviriyor , eviriyor , ceviriyor, bir aliyor, bir geri koyuyor , baktim bir sikintisi vardir, gittim yanina sordum nasil yardimci olabilirim diye. 



„ Son kullanma tarihi yok bu siselerin üzerinde“ dedi



Aa nasil olur dedim, baktim harbiden yok. Bir kosu sote bir yer bulup patronu aradim. Dedim Hampi, son kulannma tarihini bulamiyorum ben bu zeytinyaglarinin üzerinde. 



„ Tabii bulamazsin Genco, iki haftadir onlari silmekle ugrasiyorum!!!! „



Dedim nasil yaaaa, olabilir mi böyle bir sey?


Piiiiii dememle bir saat telefonda kafami üttü, yok efendim bu son kullanma taihi diye bize yuttirduklari sey bir satis tekniginden baska bir sey degilmis, zeytinyaginin son kullanma tarihi mi olurmus, eski insanlar nasil saklarlarmis anforalarda onyillarca , cay, seker tuz zeytinyagi bunlari yaziyimmis bir kenara, bunlar da son kullanma tarihi olmazmis, bidi da bidi vidia vidi. En son simdi sana bu anlattiklarimi güzel bir dille o delikanli dedeye anlat diyerek , telefonu kapatti. Biraz daha konussa, „Hadi Kocum göreyim seni „ tadinda Türkce cümleler kuracak gibi bir hali vardi . O potansiyeli hep gördüm kendisinde.
Neyse dedeye anlattim anlatmasina ama yemedi, almadi. O almadi ammma , yakinda yörede ne kadar Italyan restorani varsa gelip kasa kasa götürdüler Zeytinyagini. O yüzdendir ki, mecbur kalmadikca hic bir Italyan restoranina gitmem Isvicre`de  




Biterken , bundan da bir ders cikaramadim canlar. Siz kafaniza göre bir seyler cikarin artik. Yarim saatir doktorda laktoz testindeyim, sanirim etkisini göstermeye basladi. Sacmalamaya basladim. Su hayatta bir yogurdu sevdiydim onu da yiyemeyeceksin derlerse dayanamam bu aciya, hey hat hayat bazen gercekten cok acimacsiz 



Sevgiyle kaliniz , esen kaliniz efen`m.





*******************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 17. Aralik 2013)

*******************************************************