8 Ocak 2014 Çarşamba

ABUKLUKLAR SILSILESI 31 // 30 DA KALMAK

30 DA KALMAK 


Heyyy, sen evet sen . Sana diyorum gözlüklü ve veya gözlüksüz, arkadaki uyuklayan , veya ön deki pür dikkat kesilen , ayni anda 305 isi bir arada yapmaya calisirken iki ayagi bir pabucta olan veya ananiskonun tabiri ile sefa p.zvenkligi ile gününü günü eden , hayata poz veren veya kendini her kosulda kamufle etmeyi becerebilen , hangi zaman araligindasin kestiremiyorum bunu okurken, o yüzden selamlardan selam begen . Ister sabah seriflerin hayirli olsun, ister günün ister aksamin ve/veya en olmadi gecen iyi / hayirli ola . Bu yaziyi okuyabildigine göre 2013 ü atlatanlardansin dostum. Eger an itibari ile de bir hafta önceki hayatindan farkli bir sey yapmiyorsan, yan sayfanda bankanin internet subesi hazing hazing sana siritiyorsa , kredi karti borclarin ve ev taksitlerin, varsa cocuklarinin okul masraflari bir diger excel sayfasinda hesap/kitap tutulmasi yasiyorsa piyango da vurmadi demektir… Belki bir eksiksin gecen yildan , belki bir gereksiz fazla . Bak ne diyecegim. Bos ver beaa yeaaa. aynisinin laciverti gecen yilin basinda da böyleydi , ama arada ne güzel anlar da yasadin, takilma dünyevi mevzulara, gectigin yili o güzel anlarla biii güzel paketkle kaldir rafina. Bak kaldirma konusunda cok ciddiyim nasil yaparsin bilmiyorum ama bir sekil kaldir arkadasim. Böleee disardan baktiginda hep o güzel anlar olsun paketin dis tarafinda, haaa arada cok mu baydin, dertsiz basina dert mi istiyorsun o vakitler acip acip kurcalarsin paketin icindeki denyoluklari . 


Ve evet giristen de görüldügü üzere alenen erdim canlar. Ama bir sorun nasil erdim . Gecen Isvicre seyahatimde , aradan gecen 10 yilin ne kaa cok sey degistirdigini ama ayni zamanda bir o kaa seyi de degisteremedigini gördüm. Misal on yil önce dört yasinda biraktigin yegenin senden on santim uzun olmus , konustugu konular spange bobedan Berlin deki müzelere gelmis olabiliyor ama sana sarildiginda gözlerini ayni sekilde büyütüp , icini ayni on sene önceki kadar isitabiliyor. Belki oynadigi leblebiyi burnuna kacirdigi gün kadar komik degil ama yine de gözünden yas getirecek kadar güldürebiliyor seni. Veya görüp görebilecegin en sorumsuz can can arkadasin baba olmus , isinde gücünde bastan asagi sorumluluk abidesi kesilmisken , tokusturdugun her kadehte kazi bak biraz Burcu , altinda eski beni bulacaksin sinyali verebiliyor. Gidilen mekanlar, kalinan evler, sokaklarinda kahkahalarinin cinladigi Zürich bile on yilda degisiyor ama aldigin keyif degismiyor vesselam. 



Bu abuklukluklar silsilesine baslarken dogumgünüme kadar 35 tane yazma sözü vermistim kendime. Netekim sözümde duramadim, Demokan, Tezyem ve Billy nin katkilari ile ancak 31 i bulabildim. Cekiyo bole absürd rakamlar beni . Ahahahahah aman yok be ya. Hele bir sorun neden duramadim? Demek ki 35 yaslik bir hayat tecrübem yokmus benim. Hem zaten kendimi de hic ole 35 gibi hissetmiyorum ne yalan söyliyeyim. Iyi oldu böyle 




Bir de ayar oldum bu 35 mevzusuna o da var . Gecen bir anket geldi doldurmam icin , hangi yas grubundasiniz sorusunda 3 grup var 18-24 , 25-34, 35-45. Bildigin 5 dakika kitlendim kaldim sayfada. Alenen orta yas olmusum. Uyuz oldum bitirmedim anketi. 35 i bir sagdaki gruba dahil dahil edene kadar onlar , hic birini de cevaplandiramiyacagim bu ve bunun türevi anketleri. Isyanim var! Bu ne ya, orta yas degilim ben!!!!!

Esasen 31. olacak gececek bu yazi da blogda ama herhangi bir abukluk yok icinde, sizlere tesekkür etmek icin yazdim sadece . Amacim eglenmekti tüm bu abukluklari yazarken , ve gercekten de cok eglendim , hem yazarken hem de sizin yorumlarinizi okurken. Hatta izin verirseniz yorumlarinizi da bloga eklemek ve böylelikle Abukluklar Silsilesini sonlandirmak istiyorum. 



Biterken…Sunu farkettim , daha dogrusu gecen Teyze canla konusurken cikti ortaya, ben aslinda yazmiyor , konusuyormusum.  Kilometrelerce uzaga gitmis olsam da kurtulumadiniz su cenemden !Ne cetiniz be cannar  Saka bir yana yigidin hakkini yigide vererek , köseme cekiliyorum. Yazmak bambaska bir yetenek , ciddi bir alt yapi ve özen gerektiriyor ki ikisi de ben de namevcut. Ama konusmaya gelice hep varim, caniniz, pasa gönlünüz ne zaman konusmak isterse beni nerede bulabileceginizi biliyorsunuz  

Sevgi ile kalin esen kalin efendim!

********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)
********************************************************


29 Aralık 2013 Pazar

ABUKLUKLAR SILSILESI 30 // EN KANKA TEYZE


Ve 30. Hikaye en kanka teyzeden gelirrrrrrr :) Canim Teyzem iyi ki varsin iyi ki teyzemsin…
Tüm okuyanlara merhaba, bildiginiz gibi sevgili burcu 35. yasina, onda iz birakmis, gecmiste yasanmis abuk olaylari bizlere aktarark, paylasarak, 35 yazi dizisi hazirliyor. Valla  aslinda gonlumden gecen bu yazilari birgun bir yerde toplamasi, bayagi icten, konusur gibi yaziyor. Burcu mert kizdir, dogrucudur, hatirsinasdir, kivrak zekasi ve bulundugu ortama gore kendini  neredeyse isik  hizinda ayarlayabilir. Iyi ki yegenim olmus, iyi ki onunla uzun zaman gecirebildim, bana hep iyi geldi. Onu seviyoruz. Yani kisaca o tam bir oglaktir, güvenilirdir, hani varya ölümüne dosttur arkadaslar. Bu yasanmisliklar serisinde illa ki bir abukluk olmasi gerekli degil bence, bazi anlatilanlar düsündürücü ve hüzünlü. Yani belki bana oyle geliyor ama sanirim bu düsüncemde yalniz degilimdir.
Ben de sizlere bir abuk-garip-gercek  (varin artik okuyunca karar verin, secim sizin) bir yasanmislik anlatayim. 70ler…havali bir istanbul kadiniyim, bir mimarlik sirketinde müdür  sekreteriyim. Düsünün, ingilizce stenografi, telefaks,10 parmak daktilo (hem de Olivetti marka), muhasebeyi Facit hesap makinesiyle yapiyorum falan  …falan… uluslararasi ve ülke icinde acilan mimari  proje yarismalarinin ana merkezindeyim, cok mutluyum, isimi cok seviyorum. Koca koca mimarlardan cok seyler ögreniyorum. Behruz Cinici, Dogan Tekeli, Aydin Boysan, Bülent Cedetas, Metin Hepgüler ve daha nice ünlü isimlerle beraber calisiyoruz. O yillarda ITU den mezunlar Guzel Sanatlardan mezun olanlara burun kivirirlardi, aralarinda sanki bir üst-ast catismasi var gibiydi. Galiba simdi o bina Konservatuar oldu. Neyse, simdi diyeceksiniz ki  EEEEEE???? Yani butun bunlardan bize ne??? Ama iste hersey  anne olduktan itibaren degisti, malum önce bebek bakimi, ev kadinligi derken, is kadinligina ara verdim. Ulkenin ekonomik krizi-siyasal calkantilar, kocamin isini kaybetmesi, Evren darbesinin ayak sesleri duyulmaya baslaniyordu ki, kocam yurt disina calisma sansi aramaya cikti. Iste  birden duzen bozulmaya,  abukluklar ortaya cikmaya basladi. Veee tabii ki en korkuncu gittigimiz ulkenin dilini bilmemekti, yani arkadaslar bulundugunuz kat ne kadar yuksek olursa olsun konusup-anlatamyorsaniz, diliniz yoksa kocaman bir 000000siniz. O günleri kafayi yemeden, benligimize zarar vermeden nasil atlattik, hala tam cözemedim. Aradan gecen 35 yilda yasadiklarimin neredeyse yarisini unutmusum ama sekreterlikle gecen 10 yilimin  heyecani-güzelligi-kalitesi-özlemi hala dün gibi dupduru. Yüregimde ise hep sizi var,,,umarim beni anladiniz.
 Bedavadan-dogustan ogrendigimiz ana dilimiz gercekten cok kiymet, bir de onu iyice hakkiyla konusuyorsak katmerli nimet.. Neyse is arama faslimiz da cok komik, elimizde iki dilli sözlük, evde neler soracagiz yazip ezberleniyor, tamam iyi güzel ama karsinin yanitini nasil anlayacagiz, o zaman karsi dilin  sözlügünü ilgiliye veriyoruz, adam söyledigi kelimeleri bize gösteriyor, biz de türkce karsiligina bakip-anlasip is buluyoruz. Haahahahaha… kafaniz karisti degil mi?? Iste size tam abukluk örnegi.  Allahtan o zamanlar avrupada yolda bos gezenleri kolundan tutup ise aliyorlardi. Iste bu yolla ben dikis fabrikasinda, kocam mobilya fabrikasinda calismaya basladik. Seflerle sozlukler araciligiyla anlasiyoruz, hata yapmayalim utanmayalim diye bin gayret calisiyoruz. Allahtan cocugumuz ana okuluna baslamisti da 4 yasinda cocuk bize cevirmenlik yapmisti. Aslinda ne utanilacak bir durum degil mi?? Hele yukarida anlattigim gibi bir pozisyondan sonra, gercekten kimlik travmasi yasiyorsunuz. Neyse, olan olmus, gecmis gecmistir degil mi?
 Aradan yillar gecti, biz de egreti gelin durumundan yerlesik  adamlar grubuna katildik veee bir gun yegen Burcunun yolu da  buralara dustu. Ama o hazirlikli, alt yapi tamam, sorun yok derken, mühendislik  diplomasi icin gecirdigi yillar araya girince megerse  yabanci dil arka planda kalmis. Ama en azindan alt yapisi  oldugundan burada konusarak cabuk hatirlarsin diye cocuga destek cikiyoruz. Tarzanca-sokak dili ögrenmek marifet sanirdik taa ki Burcu nun calismasini görene kadar. Yeni bir dili en dogru sekilde ögrenmek, akademik kariyerini bu yabanci dille yapacak olmasi icin verdigi emegi görünce dil ögrenmek nedir cok iyi anladim. Bütün gün dil okulu, gece-gündüz, her yerde, her durumda elinde kelimeler-gramer yazilimlari..devamli calisti ama ne calisma. Normalde 6 aylik ders programini 3 ayda tamamladi, dil hocasi bile sasirmisti, hatta kadin Burcunun verdigi emek karsisinda duygulanmis gözleri dolmustu. Hep derler ya 1 dil 1 insan diye, gercekten cok dogruymus, bunu  yasayan biri olarak cok kesin söylüyorum.. Yani sonuc olarak illa yabanci dilimiz olmali, ne olur ne olmaz..Hayat birgün birilerimizi yabanci diyarlara  ucurabilir. Yolun acik olsun Burcucum, basarilarin devamli olsun, seni seviyoruz..Daha nice, saglikli 35 yaslarin olsun diliyoruz.



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

********************************************************

26 Aralık 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 29 // BUGÜN GÜNLERDEN BABAM!

BUGÜN GÜNLERDEN BABAM!

Hala daha büyük bir keyifle okudugum ve okumaya doymadigim ilk kitabim ,  idolüm , rehberim , dert ortagim , halimden tek anlayanim ,  bildigim  en güclü , en güzel insan , süper kahramanim  , canim , herseyden cok sevdigim babam, dogum günün kutlu olsun !

Madem ki bugün günlerden babam, hayatimda abuk olmayan nadir seylerden biri olmasina ragmen bugün abukluklar silsilesinde babami  anlatayim dedim . Hep basima gelen abukluklari mi anlatacagim, bir de beni yasadigim en talihsiz abukluklardan, en dobra , en sicak , en gercekci tespitleri ile cekip hayata baglayan kahramanlari da anlatmak gerek degil mi?

En büyük sansim diyorum ben babama. Cocuklugumdan ergenligime , delicanli hallerimden , uslanip tenezzül eylendigim hallerime kadar , her basarimin arkasindaki gizli kahramanim, her basarasiz girisimimin dert ortagidir kendisi. En sert tartismamalarimizda bile sakin güctür , sabir adamidir , oglaklarin en krali , babalarin en babasidir  amma bir kusuru vardir ki o da  fenerli olmasidir, gerci   o kadar kusur Kadiköyde de olur :P  

Ha bir de ders anlatma konusunda acaiiip basarisizdir onu da atlamayayim. Hey hat ilkokul günlerinden öys zamanlarina kadar , matematigimin fizigimin korkulu rüyasidir :)  Hayir teori süperdir ama ögretmek de bir yetenek  iste o namevcut babamda :) Her anlamadigimda küserdi misal. Sanirim irsi bir durum ,  " daha önce anlattigim üzere" , "gecen gösterdigim üzere" " ama bunu daha önce konusmustuk" ile baslayan cümleler kuran biri olarak , ayni seyi iki kere anlatmaktan nefret etme özelligini babamdan almisim sanirim. Akademik kariyeri secen iki kardese de hayretler ederim ondan kelli. Hatirladigim en abuk anim, anadolu liseleri sinavi öncesi isgal edilen  mutfaktaki enteresan deneylerdir. Suyun kaldirma kuvvetini anlamam icin kurulan legenli düzenekler mi , yoksa elektrostatik nedir Burcu sorusuna cevap icin tarakli , yün kazakli deneyler mi , artik ne ararsan. Hey hat , hala daha dün gibi aklimda karanlikta üstüste giydigi yün kazagi cikarirken ortaya cikan mavi kivilcimlar. Sayesinde elektrik mühendisi olduk ciktik, dördüncü kusagim bu arada ailede , baba meslegi . Görünen o ki benimle de bitecek bu gelenek  ! Bir de tabii bitmek tükenmek  bilmeyen tarih bilgisi :) Amaninnn, babami taniyanlar bilir , en sevdigi konudur , basladi miiiii piiiiiiiiiiiiiiiiii kac arkadas , kafadan iki saat !
Saka bir yana, Fizik, Matematik Tarih i gectim en sevdigim ders hayat bilgisidir babamdan aldigim. "Hayatta kendin edinmedigin hic bir seyle ne övünme ne de yerinme hakkina sahipsin , asalet senle baslar" sözü kulagimdan eksik etmedigim küpelerimdendir. Unutamadigim anlardandir mesela , kardesin sacma bir sebeple bulastigi bir iste bir ortaköy karalolunda, polise ,  cocuklarim milyarlar versem ögretemeyecegim  bir tecrübe edindiler , benim icin büyük kazanim, sikayetci degiliz demesi.  Hikaye de , deprem sonrasi altüst olasi olan hayatimiz , yasanilan maddi sikintilar sagolsun kimselere haber vermeden , kendince egitimine ara verip , bizden gizli ortaköyde bir kafede ise baslama karari almis o vakit kardes , almis almasina amma ay sonu  maasini vermemekte israr eden bir patronla karsi karsiya kalinca, komik bir sekilde karakolda bitmisti hikaye :)
Veya ilk yatili günlerimde , aglayarak actigim telefonlara, iste hemen geliyim cantani hazirla dönelim, ama bak sonra arkadaslarini göremezsin bir daha demesi …Ashil topugundan yakalardi adami evel allah , hala daha ayni :) Veya en buhranli anlardan birinde, depresyonun tavan yaptigi , sadece bailays ve cevizle  gecirilen uykusuz üc kabus dolu günün sonunda ,kapinin calmasidir babam. Tüm belirsizliklerin ortasinda bir sözü yetendi silkinip yasadigim kararsizliktan cikmaya .

"  Denenmisi ancak aptallar bir daha dener kizim !"

Ayni girdilerle farkli ciktilar beklemenin yersiz oldugunu yine kendisinden ögrendim...

Bu ve bunun gibi bir sürü sey iste. Ha kücükken düsmüs dizimi yarmisim, ha simdi duvara toslamis sifirdan baslamisim , her durumda kosup yarami gösterdigim ilk insandir, ve her durumda ayni sakin , güclü , cesaret veren  babadir o da !

Simdi babam  oldu 62 ben de 35 olmak üzereyim. Kafamda bir sürü anilar. Ilk dis düsürme, 4 yasimda büyüdügume kanaat getirilip  bisikletten  yedek tekerlekleri cikarma sahnesi , 89-91 Cinarcik - Kabatas vapur seferlerimiz  , haylaz ergenlik dönemlerimde "bu da benim büyük oglan "demeleri, yaz kis cikarmadigim postallarimla mücadelesi , ilk erkek arkadasla tanisistirilma sahnesi, dünyayi kurtardigima inandigim zamanlardaki fikir ayriliklarimiz, saatler süren politik atismalar, diploma günleri, portakal-nar sulu, firinda kasarli ekmekli kahvaltilar , ve hayatin gercekleri, kazalar hastaliklar , ayriliklar, kayiplar… Hepsi sanki dün gibi . Hey hat ne kadar da cabuk büyüdüm ben böyle :S

Biterken,  dedemin ölüm yil dönümü ile ayni gün oldugundan  87 den beri kutlamaz babam dogumgününü, illa bir punduna getirir atlatir .  Babayi dogumgünüde kaybetmek (!), ben kafamda bile canlandiramiyorum, cok aci olsa gerek … O yüzden bu yaziyi ben de bir gün öncesinden yaziyorum ve bir kez daha tesekkür etmek istiyorum kendisine. Bir insanin basina gelebilecek en güzel sey sevgi ile büyümek. Bana kattigi tüm degerler icin binlerce kez tesekkür. Iyi ki dosgmussun baba, iyi ki benim babamsin, sen her ne kadar asalet senden baslar desen de benim tarihim / talihim seninle baslar! Daha nice nice güzel yaslara , güzel anilara hep beraber.




********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 27. Aralik 2013)

********************************************************
 .

ABUKLUKLAR SILSILESI 28 // HIRSLI HIRSIZ

HIRSLI HIRSIZ

Oooo sen kalk basindan gecen abukluklari yaz , 27 tane bitmis olsun, basindan gecen hirsizliklari anlatma, olacak is degil. Gerci ortada 200 trilyonluk vurgun, kutu kutu paralar, hayirli , yatirimci evlatlar , para sayma makineleri dönerken benim hikaye ne kaa ilginizi ceker bilemedim :)

Basimdan gecen ilk carpilma hikayem , Barbaros bulvarindadir. Bildigin elimdeki telefonu cantaya koyup karsidan karsiya gectim, o esnada cüzdanla telefondan oldum. Iki dakikada ! Solugu kösede bekleyen devriye arabasinda, hani su o zamanin Mimar Sinan Fen Edebiyat Fakültesi simdinin bilmem ne vakif üniversitesinin önünde duran polisler var ya orada  aldim almasina amma ,   polisin cantanin ön gözüne bir tek  selpak koyacaksin evladim, oraya koyarsan götürüler demesi  ile yaptigimin ne menem sacma bir hamle oldugunu anladim. Bir de konuya salca diger memur da , "faydasi olur mu bilmiyorum ama , cüzdanin icini bosalttiktan sonra sinan pasa pasajinin karsisindaki türbemsi yere atiyorlar, oraya da bir bakmanizi tavsiye ederim " dediydi. Sagolsun varsolsun, caaanim polisim, su yasima geldim trafik kazasindan , ev soygununa kadar girdigim hic bir ikili diyalogda rasyonel bir muhabbettim olmadi/ olamadi  kendileri ile. Beni mi buldu en sacmalari yoksa hepsi mi böyle bilemedim. Aslinda bildim de , simdi desmek istemedim ;) Anyway anyhow, baktim yapacak baska bir sey yok deli gibi polisin tarif ettigi yerlerde bos cüzdanimi aradim, buldum da ama sonunda. Bir de salak gibi sevindigimi hatirliyorum, kimlik, kredi karti yenileme islemleri ile ugrasmayacagim diye. Bir de o vakitler bir arkadasimdan duymustum, ne kaa dogru bilmiyorum, belki de bir sehir efsanesidir ama, bir arkadasinin annesi TRT de spikermis , ondan kelli basin karti ve basbakanlik karti bulunurmus sürekli yaninda. Bir gün Ankara`da cantasini  kapkacciya caldirinca o da solugu poliste almis. Bakmis polisin hic orali oldugu yok, hatta birak orali olmayi uygulamali en güvenli sekilde canta nasil tasinir brifingi veriyor en kralindan , demis o cantanin icinde basbakanlik karti var, 2 saat icinde burada olacak. Höööyyyyt. Yalniz gercekten de 2 olmasa da 3 saat icinde bulunmus canta. Ikinci agizdan duydugumdan ne kaa dogru bilmiyorum ama, sagdan soldan duydugum/ duydugumuz bi sürü benzer hikaye var böyle.   

Basimdan gecen ikinci kapkac olayi  Aksaray - Havaalani metrosunda oldu, sucüstü yakaladim tipi ama , oyle beter bir cete ciktilar ki , bir ajitasyon bir ajitasyon , hani neredeyse  yerin dibine soktular beni, meger bunlarin abileri ablalari oluyormus sagda solda , böyle kriz anlarinda müdahele edip ortaligi sakinlestiren.

Ücüncüsü evimin soyulmasi ki , en bombasidir. O vakit Ataköy de oturuyoruz , 9. katta , kapida sürekli görevlinin oldugu bir site . Absürd bir detay ama hikayenin icinde önemli bir yeri var. karsi komsumuz da gelinlikci. Biz de daha bir sene olmamis yeni evliyiz  hesapta ama benim seyahatler, exin ayda 12 yi bulan nöbetleri sagolsun  enteresan bir "ev"lilik yasiyoruz,  hali ile evi de otel gibi kullaniyoruz. Simdi tam tarihini hatirlamiyorum ama yaz baslari olmasi lazim , cünkü evde haftalardir kisliklari kim kaldiracak yazliklari kim cikartacak meydan muharebesi dönüyor, sen yok sen , ben anca su zaman yapabilirim , o da belkim, yok pasa gönlüm ne zaman isterse ahahah, klasik haller iste.  Anyway anyhow bir de Cuma günüydü onu hatirliyorum . Edirne de bir müsteri ziyaretim vardi , normalde aksami orada gecirip ertesi gün dönmeyi planliyordum ama, toplanti bekledigimden kisa sürünce, E Istanbul da kutsal cumayi kacirmama adina bastim geldim eve. Eve bir geldim ki, piiiiii kapi yok! Esasen kapi var da , hani kapinin oturtuldugu cerceve var ya o yok :) Nasil becermislerse…. Gerci sonra polis anlatti levye ile yapiyorlarmis, aydinlanmis oldum sayelerinde bir kez daha :D  Bir de karsi dairenin kapisi da ayni sekilde. Artik yorgunluktan mi , soktan mi bilemedim, kapiyi itip iceri girdim. Hayir salak niye girersin, nereden eminsin adamlarin artik orada olmadigindan . Neyse allahtan yoktular, yalniz ev nasil var yaaaa, anlatamam size. Her yer her yerde. Bir de insan kendi evini o halde görünce bir garip oluyor hacilar. Tecavüz nasil bir sey bilmiyorum  ve tabiisi de hic bir seyle karsilastirilmaz ama , mahreminize izinsiz bir giris sözkonusu oldugundan tecavüze ugramisa  benzer bir duygu yasiyorsunuz. Korkunc!  Neyse evin durumu icler acisi , ortalik dolaplardan cekmecelerden firlatilmis kiyafetler, icleri bosaltilmis vazolar, vazosu alinmis sacma plastik ciceklerle dolu ki, ne yalan söyliyim bu kismina hic ama hic  üzülmemistim . Oldum olasi ayarimdir plastik cicege ve  gümüslük olayina hep de  sorgulardim, bu seyler benim evimde ne yapiyor diye , evlilik böyle bir sey iste , bazen tahamül ediyorsun bazi seylere . Puhahahah saka saka yaa o kaa basit degil tabi , evliler hemen anlamistir ne demek istedigimi  , evli olmayanlarin da cok da merak ettigini zannetmiyorum , ondan kelli girmiyorum detaya :) Bir diger olumlu yani da artik yazliklari kim cikartacak tartismasi sona ermisti, zira hirsiz sagolsun , bu görevi gayet de basarili bir sekilde tamamlamis, hatta ne zamandir arayip da bulamadigimiz ne varsa onlari da eksik olmasin bizim icin bulmus, evin bilimum köselerine firlatmisti . Saka bir yana ,  ev gercekten korkunc bir haldeydi , fotograf cercevelerini bile acip acip birakmislar.  O vakit anlamamistim ama simdi ayakkabi kutularina koyulan paralari düsününce, fotograf cercevelerine para koymak veya hirsizin perspektifinden cercevenin icine para  koyulabilecegini  düsünmek hic de  ole üstün zeka gerektirecek bir durum degilmis meger, bosuna sasirmisim o vakit ;)

Ilk is görevliyi cagirdim, sonra exi aradim, ameliyatta tabii klasik, kankayi aradim sonra da babam. Görevli polis cagirdi, gelene kadar da hic bir seye dokunmayacakmisiz. Bir yandan polisi bekliyoruz bir yandan babami sakinlestirmeye calisiyorum telefonda, zira kendisi son derece emin , hirsizin kullandigi teknikten , zamanlamasindan idisindan bidisindan aslinda gayet de bilinirmis kim / hangi cete oldugu da ….. 
Neyse saatler sonra geldi bir ekip, her tarafi acaip bir tozla kapladilar, bildigin bir saat anlam veremedigim bir seyler yaptilar sonrasinda da mobilyalarimin parmak izi tutmayan mobilyalar oldugu ve hic bir yerde parmak izine rastlanmadigina dair bir tutanak tuttular.

Dedim nasil yaaaaa, evin alti üstüne gelmis, nasil olmaz, peki ya sac teli, ayakkabi izi falan da mi yok ?
Puahhahahahah kendim sordum kendim güldüm tabii. Bir de " cok fazla dizi izliyorsunuz sanirim hanfendi " diye de makaraya alindim .

O tutanagi bir sene kapinin girisine astiydik, hani olur da sonrasinda tekrardan bir hirsiz girerse hic zahmet etmesin , bu ev  coktan soyulmustur  babinda diye J Ha unutmadan karsi komsum, gelinlikci olan, kadincagizin kaybi baya baya büyüktü . Meger yeni evlilere hep girerlemis hirsizlar, bir Bakirköy  ritueliymis , kendisi gelinlikci oldugundan cok kez duymus etrafindan, hatta biz tasininca da bizi de uyarmak istemis ama sonra garip kacar diye vazgecmis. Kadincagiz bizim icin endiselenirken , kendi basina geldi , garip oldu.  Sizde aradagini bulamayinca yanlis eve girdigini düsünerek , hirsini alamayarak bana da girdi demesi enterean oldu ama , yasadigi soka verip pek desmedim arkasini ;) 

Biterken , bu olayda sonra basimdan geceni anlattigim abartmiyorum 10 Istanbullu varsa 6 sinin ya direk kendi basindan ya da birinci derece yakinin basindan gecmis bir hirsizlik öyküsü. Hatta benim ki en  zararsizindan, insanlarin uyurken soyulduklari olmus.  Bildigin Istanbul`da yasamanin olmazsa olmazlarindan olmus cikmis soyulmak. Ve acisi alismisiz. Ona göre tedbir aliyoruz. Misal yeni evleniyorsun , gelen hediyeler daha aksaminda annelere dagitiliyor, düsün en mutlu gününde bile hirsizi düsünürek böyle bir gelenek gelistirmis milletiz. Veya baska aklima gelen , araba kullanmayi ögreniyorum, babamin ilk ögrettigi seylerden biri, arkadan biri carparsa sakin arabadan inme , kapini kitle. Baska hangi ülkede araba kullanmayi ögrenen birine bu da ögretilir ? O kaa alismisiz ki soyulmaya , kaniksamisiz , ona göre önlemler türetiyoruz kendi capimizda.  Esasen yazilacak cok sey , sistemin abuklugu , adaletsiz gelir dagilimlari , güvenlik sisitemleri sacmalamacalari piiiii bir sürü sey var da yazacak , simdi deginemiyorum. Hem trenim Basel a yanasmak üzere, hem de bugün kü gün haberlere bakamadim, asil büyük soygunda neler olmus neler bitmis meraklar icerisindeyim canlar , o yüzden burada kesiyorum.

Bu hikayeden cikarilacak ders, sirt cantasi kullaniyorsaniz önüne sadece selpak koyun, celik kapi yaptiriyorsaniz , o kapinin oturacagi cercevenin icine de beton döktürün , öle dedi polis abi. Yoksa levye ile yamultup aciyorlarmis, bakiniz Burcu`nun hikayesi ;)


Bir sonraki abuklukta görüsmek üzere, sevgiyle kaliniz esen kaliniz. Ha bir de hristiyan arkadaslarim icin hayirli noeller efenm . Heilige Nacht Stille Nacht ….:D



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 24. Aralik 2013)

******************************************************** 

22 Aralık 2013 Pazar

ABUKLUKLAR SILSILESI 27 // Bizim niye bir mistik hikayemiz yok??

Kankadan .... Bizim niye bir mistik hikayemiz yok??


Burcunun abukluklar silsilesine katkım olsun efen'm no:27



Yine bir “eski güzel kurtuluş günleri” hikayesi
Seneden çok emin değilim, 1994 veya 1995
Burcu, ben ve bir arkadaş oturuyoruz, yine fazlasıyla tüketilmiş süt kahve muz likörü karışımı

Sütün gazı, kahvenin cinliği, muz likörünün mayışıklığı karışımında geçen bir akşamda her nedense, nerden aklımıza gelmişse mistik olaylardan bahsediyoruz!!?? 

Sağdan soldan duyulmuş bir hikayeyi anlatıyor arkadaş, mum yanarken duvarda yazılar belirmiş falan, acaba ne yazıyomuş, şu da yazsa bu da yazsa diye geyiğe dönen bir muhabbet..
Bir anda elektrikler gitti, evde de bir tane mum var, hani böyle bardak gibi şeylerin içinde olanından, yaktık mumu, toplandık etrafına, mistik muhabbete devam..

Sonra birden mumun içinden yazılar belirmeye başladı.. hepimiz o anı yaşamışız, ama likörün etkisine vurmuşuz olayı, ama sonra birimiz artık olayı dillendirdi.. Derin bir sessizlik hepimiz muma kitlenmişken, “arkadaşlar benim gördüğümüz siz de görüyor musunuz dedi..” yüreğim yerinden çıktı sanki, anlamsız bakışlarla birbirimize bakıyoruz.. Sonra sakin kalıp ne yazdığını anlamaya karar verdik, sakin kalmak ne mümkün tabi, kalp atışları 200 ü bulmuştur herelde, hepimizde derin bir sessizlik... İyice havaya girdik, ortaya çıkan harflerden anlamlı bir mesaj çıkarmaya çalışıyoruz, çok zorladık ama olmadı..

Sağdan soldan bulduğumuz bir kalemle mumun içinde bulunduğu bardağı kurcalamaya karar verdik.. Aşırı bir gerginlik var tabii.. Sonuç olarak bardağın içinden bir tornavida çıktı, hani şu minik gözlük vidasını sıkıştırma tornavidalarından, yazı olarak beliren hikaye de tornavidanın markası, yazıdan bir anlam çıkaramamız normalmiş 

İşin sonucu, o tornavdanın orda ne işi olduğunu hiç anlayamadık; o kadar gerginliğin sonucunda sanıyorum hepimiz mistik bir hikayemiz olacak diye çok havalı ve heyecanlı triplere girmiştik ama elimizde kahahalarla hatırlanacak tamamlanamamış mistik bir hikaye kaldı... 

Demokan 22.12.2013



********************************************************


********************************************************

ABUKLUKLAR SILSILESI 26 // KURUMSAL SIGARA BIRAKMAK

KURUMSAL SIGARA BIRAKMAK

Sene 2011, günlerden Erlangen, aylardan buhran. Vaktin gecmek bilmedigi , bir ton belirsizligin kafamda cirit attigi anlar.  Ne yedigim yemekten haz aliyorum ne icdigim ickiden. Ayni kadeh ayni mey bir tat alamiyorum , allahim bu nasil bir hal sarhos dahi olamiyorum tadinda günler ,  cok pis bir seyleri degitiresim var, ama neresinden nasil baslayacagimi da bir türlü kestiremiyorum.  Her gün bir digerinin aynisi , aksam olsa da yatsak , sabah olsa da kalksak triplerinde ölü taklidi yaparak gün egliyorum, bed bed bedbahtim , o derece.  

Özet vermek gerekirse sevmedigim bir isi yapiyorum, bilmedigim bir yerde yasiyorum , en sevilmeyecek adami sevdigimi zannediyor , hunharca sevdiklerimi sorguluyor, ve  suursuzca tüketiyorum! Önüme ne gelirse artik, en basta kendimi.  Hayatimin en  abuk iliskilerinin bu döneme denk gelmesi de ondan sanirim. Bildigin bundan epi topu iki sene öncesi ama , o kaa tarihin derinliklerinle gömesim gelmis ki, sanki degil iki yirmiiki yil öncesiymis gibi bir izi var üzerimde . Simdi dönüp baktigimda , ohannes ne sacma toplara girmisim demekten alikoyamiyorum kendimi.

Tek pozitif yani sorun odaklarindan uzakta oldugum  gercegi olan bu dönemde  kafamda bir ton soru ile ise gidip geliyorum amma o nasil bir ise gidip gelme hali! Sevmedigim ne varsa buluyor beni, üzerime aldigim her is her sorumluluk yapisiyor, nereye elimi atsam, elim orada kaliyor. Her günün gecesinde  sifirlayarak uyanma sözü veriyorum hesapta kendime, her gecenin sabahinda yeni ellerle uyaniyorum. Onlarca elim var sanki vücudumda, her biri baska bir soruna yapisik.

Ayhhh amma icinizi karattim ya, uzatmayayim, gercekten bed bir moddu iste, eminim hepinizin hayatinda olmustur böylesi bir dönem. O dönemlerin sabahlarini hatirlayiniz iste benimki de ondan farkli degil. Iste yine böyle bir gecenin sabahinda  ise gitmisim, kafa beton , bir is yetistirmem gerekiyor . Bu arada isler  yapistigindan kelli , erteledikce erteliyorum kendilerini, tarifi mümkün olmayan son dakika krizleri üzerine krizler yasiyorum ama ögrencilik yillarimdan edindigim bir yetenek herhal, o zaman baskisi ve son dakika krizleri  verimliligimi arttiriyor olsa gerek , hir gür kriz mriz  de olsa zamaninda teslim ediyorum bir sekilde isleri. Anyway anyhow yine böyle bir isin termini gelmis oglene kadar teslim etmem gerekiyor projeyi. Müdür bir yandan soruyor ne durumdasin, yigitlige b*k sürdürmekte yok, sorun yok iki saate hazir diyorum ama bir yandan da nasil sigara krizim gelmis , koskoca ofiste de sigara icilecek yer tam müdürün odasinin karsisi. Böyle otobüs duragi tadinda tasarlanmis , özel havalandirmali nikotin kösesi. Gidip icsem , daha büyük amca ile karsilasmak bir de ona durum raporu vermek riski var, naapsam ne etsem die kara kara düsünürken, tinnnnnk , aklima cekmecemdeki nikotin sakizlari geliyor Cekmecende nikotin sakizinin ne isi var diye soranlara. Sigaraya basladim basliyali , birakmam icin yilmadan savasan , her türlü numarayi deneyen iki kisi varsa, biri annem digeri de Seri. Seri bir ilac firmasinda müdür, ve o sektörde yeni ne cikiyorsa yilmadan benim üzerimde deniyor :) O dönem de firmasi yeni nikotin sakizlari üzerine calisiyor, hazir Almanya ya gidiyorsun, yeni ortam yeni insanlar, gel su isi orada halledelim , birak su meredi diyerekten bir koli nikotin sakizi vermis. Ben de koliyi acmadan oleee atmisim cekmeceye, o kaa hevesliyim yani ;)

Neyse can havli ile cekmeceyi acip kutuyu parcalayarak nikotin sakizlarina ulasma mücadelesi verirken müdüre yakalandim.

Dedi hayirdir??

Dedim sigarayi birakmaya calisiyorum siratarak

O an icin muhabbeti bir an once kestirip atip , nicotine kavusup isi iki saatte yetistirme derdindeyim, baska da bir sey düsünmüyorum. Bir de sirittim ya , saka yaptigimi anladi sandim. Neyse ekrana geri baglanip sacma excellimle bogusurken , birden masama birakilan sekerlemeleri farkettim. Portakal sulari mi diyim  , kolalar mi , jelibonlar mi  artik akliniza ne gelirse atistirilacak ne varsa gelen gecen masama bir sey  birakiyor. Ise o kaa kaptirmisim ki kendimi bende siritip tesekkür edip calismaya devam ediyorum, bir yandan da anlam veremiyorum tabi bütün bu olan bitene .  Neyse isi bitirdim maili attim , bir gelen mailleri cek ediyim dedim , piiiiiiiiiiiiiiiiiiiii onlarca mail , hepsinin basligi 

Burcu Sevinis raucht nicht mehr “ Türkce meali „Burcu Sevinis sigarayi birakti!!!!“

En altta da benim müdürün maili ;

Liebe Kollegen,

Burcu Sevinis möchte das Rauchen aufhören.

Bitte um Eure Allseitige Unterstützung, damit Ihr das auch gelingt!!!!

Mit freundlichen Grüßen
XYZ „

„ Sevgili Kollegeler,
Burcu arkadasimiz sigarayi birakmaya calisiyor ,
Lütfen bu sürecte desteklerinizi kendisinden esirgemeyiniz ! „

Bildigin bölüm asistani tarafindan bütün bölüme forwardlanmis abicim mail. Duyan da destek amacli geliyor masama hediye birakiyor. Zinhar imkani yok bu kadar yazisma / ve gelismeden sonra ofiste sigara icmenin. Dedim Burcu ofiste sigarayi icmeyi unut, aksamlari evde icersin .  O günün aksamini zor ettim. Bildigin sakiz üzerine sakiz cignedim , bir kutu sirf o güne gitti neredeyse. Neyse aksam eve gittigimde de ulen bütün gün icmeden durdun bir de aksami dene bakalim, hadi bir hafta dene bakalim falan derken bildigin 9 ay sigara icmedim.  Sigara sigara olali böyle bir birakilma yasamamistir ;)

Biterken, bu hikayeden cikarilacak ders, bir Almana saka yapma, dur ya bu dersi cikarmistik sankim önceden , o zaman bu hikayeden cikarilacak ders su olsun ,  sen sen ol isini son dakikaya birakma.  Hahahah yine tirt yine tirt. Su yazilari yazmaya basladigimdan beri en zorlandigim anlar bu anlar anasini satasiyim. Hayir derdin mi yok salak, niye illa bir ders cikaracaksin , yaz gitsin iste. Yok ama yükselen koc oglak olunca , dertsiz basina dert acmak gibi enteresan huylarin oluyor. Burc geyigi de yaptim ya helal olsun bana, en iyisi daha da sacmalamadan burada kesmek. Öpüyorum hepiciginizi , haftaya Zürich den yazmaya devam . Sevgiyle kalin, esen kalin! Bir de basarabilirseniz mutlu olun! 



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 22. Aralik 2013)

********************************************************

ABUKLUKLAR SILSILESI 25 // TURKSKA TURKSKALAR VE HAYATIMIN EN PAHALI VIZESI

TURKSKA TURKSKALAR  VE  HAYATIMIN EN PAHALI VIZESI

Sene 2003 , Zorlu bir egitim yilini geride birakmis dört günes parcasi genc bunu bir balkan turuyla taclandirmaya karar verir. Amac hem gruptaki Isvicreli cana kendi topraklarini , kültürünü yakindan tanitmak hem de biraz adrenalin salgilamak. Sirp, Yunan , Isvicreli ve bir Türküz ekipte. Icimizde her ne kadar düzenin / zamanlamanin üstadi Isvicreli bir gen olsa da, Balkan tarafi agir basan ,  plansiz programsiz bir haftada alinan bir kararla  girisilmis bir tatili anlatacagim bu aksam efen`m size...
E hal böyle olup, balkan tarafi agir basan bir tatil  olunca  abukluklar da eksik olmadi tabii. Ilk evvela ben isten izin alamadim. Hampi o güne satis koymus sagolsun  zinhar gidemezsin bir yere demesiyle   arkadaslardan iki gün sonra cikmak durumunda kaldim  tatile.  Bu arada hem ucma fobisi olan arkadasi kafalama hem de macera yasamak adina  Zürich den kara yolu ile gitme karari almisiz ki, su an kafama silah dayasalar yapmam . Gerci benim sonra eklenmem , durumu degistirebilirdi amma , e ben eksik mi kalacagim arkadaslardan hirsi agir basmisti. O vakit iki gün gec de olsa ben de kara yoluyla giderim arkadas diyerekten bir güzel Belgradà otobüsle gitme karari aldiydim  . Aklimi seveyim!  Bu arada  o vakit Isvicre , Schengen `de degil. Türk pasaportunla yari kapali ceza evinde gibisin. 2 saat ötendeki yere bile giderken vize almak gibi talihsiz  bir durum var. Allahtan Schengenìm var diyorum kendi capimda ama , güzergahdaki ülkeleri cek etmek aklimin ucundan gecmiyor. Esasen gecmiyor demiyim, gayet de güzel Sirp Konsoloslugunda anlattiydim derdimi, Iste burada oturma iznim var, aha bu da senelik Schengen vizem , Bu da Belgrad dan davetiye,kara yoluyla gidecegim,  baska da bir seye gerek var midir deyu sorduydum halbusi. Problem yok Turska , aha da bu da senin Sirbistan vizendir diyerek güle oynaya göndermislerdi beni .
Anyway anyhow Sirbistan `dan vizeyi kapinca bir kosu gittim otobüs biletimi almaya. Nasil helecan., nasil! Uzun zamandir da uzak yol yapmamisim onun da verdigi aclik, günleri gecelere bagliyorum , isik hizinda gecsin günler de bir an önce baslasin tatil modundayim. Paralelde yapilan haziriklar da ayri bir komedi. Bütün ülkelerin trafik kurallarini bastirmis Basel li can, bildigin her ülke 5-6 sayfa iken bizde 20 sayfayi bulan kurallar, :D gel gör ki o kaa calismis olmasina ragmen Bursa`da gecirdigi krizi halen daha hatirladikca koparim. Yemisim 20 sayfa kurali, burada tek kural, g*tü kollayacaksin diye isyana gelen Isvicre`li gördüm ya, gözüm arkada gitmem !
Güzergah , Belgrad , Nis Krusevac, Skopje , Selanik , Istanbul, Olympos. Ben Belgrad da katilacagim arkadaslara, tek program bu onun disinda ne bir otel rezervasyonu ne bir yol haritasi, böylesi kafadan kopuk bir tatil. Neyse uzatmayayim, günler geceleri kovaladi , nihayet yolculuk günü geldi catti. Bir gittim ki bir otobüs dolusu gurbetci Sirp. Tek yabanci benim , ben de Türk. Bir tek muavinle anlasabiliyorum,  söför dahi Almanca bilmiyor, yolculardan büyük bir kismi biliyor aslinda ama  bilmemeyi tercih ediyor öyle abuk bir ortam.  Neyse ciktik yola , Almanya sinirindan gectik, pasaportlar toplandi gümrükte , bir yarim saat kadar bekledik sonra devam. Aynisinin laciverdi  Avusturya `da da oldu. Sonraki sinir kapisi Macaristan. Otobüsün icinde hummali bir calisma . Sordum muavine nedir durum, dedi Macersitan gümrük bir ton zorluk cikariyor , öncesinde yolcular kendi aralarinda “ corba parasi „topluyorlar gümrükteki memur icin, amac süreci hizlandirmakmis ;) Dedi bu insanlar 11 aydir bugünün hasreti ile yasiyorlar aci vatan Isvicre`de,  yolculuk günü geldi catti mi, fazladan bir 10 dakikaya tahammülleri yok. Dedim eyvallah ben de attim corbaya tuzumu . Kattim katmasina da sonrasinda yasananlar tüm bu hummali calismayi ve benim katkimi bosa cikardi , o ayri :)   Sinirda pasaportlar toplandi , corba parasi da kasla göz arasinda yetkiliye teslim edildi , bekliyoruz pasaportlar gelsin de yolumuza koyulalim deyu ama gel gör ki , bir saat gecmis olmasina ragmen hala en ufak bir hareket yok... Homurdanmalar basladi otobüsün icinde, neyse bir saatin sonunda görevli geldi.
„Türk haric herkes devam edebilir. Türk burada kaliyor ! „
Ohaannees, noluyoruz ya dedim. Dedi Maceristan transit gecitlerde Sirplardan vize istemiyor ama Türklerin transit vizesi almasi lazim !
Vay arkadas ! Haberim yoktu. Zira kalici degilim ülkenizde , isim olmaz , Belgrad a gidiyorum ben . Arti bu orobüs bensiz devam etmeyi birak bir metre hareket edemez bir yere! Dedim ki .... Piiiiiii, otobüsün ici bir karisti, allahtan anlamiyorum konusulanlari , sadece „Turska Turska „ kismini anliyorum, ama saglam saydiriyorlar belli. Dedim acil vir cözüm buluna sayin yetkili. Dedi var bir cözüm ama en az bir saat bekelemeniz icab eder, bir de bu insanlari nasil ikna edeceksiniz o da ayri bir konu tabi diye sirriti yamuk Almancasiyla. Neyse su hayatta becerdigim bir sey varsa o da dogru yerde dogru adamla tanisma./ kaynasma yetenegimdir , Nihayetinde bu hikayede de kilit isim yolculuk boyunca beni kanka belleyen Muavin olduydu. Icerdekileri yatistirma görevi kendisine verilerek bir güzel bekleme odasina gecildi. Vize memurunun  mesai ücreti , taksi ücreti arti transit vizesi diye 250 EUR luk bir fatura cikardilar karsima , pasa pasa ödedim, ve memurun gelmesini bekledim. Beklerken odanin duvarlari dikkatii cekti. Istisnasiz her kösesinde Türkce okkali bir küfür !!! Ebesinden , amca ogluna kadar bütün aile bireyleri saydirilmis bir güzel !  Demek dedim, bu konuda yalniz degilim. Üsenmedim tek tek okudum hepsini. Sonra nihayet memur geldi vizemi hazirladi , bir saatin sonunda otobüse döndügümde ise homurdanmalar bögürmelere dönüsmüstü. Böleeee taaa Belgrad`a kadar gitttik, Turska asagi Turska yuukari J Belgrad`da otobüsten inip olay yerini bir terk edisim var ki, ayaklarin g*t e carpa carpa kosarsin demek ne demekmis, bifiil tecrübe ettigim andir.

Biterken , basi ne kaa sancili baslasa da , hayatimin en unutulmaz tatillerinden biriydi, en keyif aldigim , her aninin dolu dolu oldugu , kaliplasmis tatil paketlerinden / rutinlerinden arindirilmis en renkli, en keyifli , en yeniliklerle dolu tatiliydi. Ne o öle ergen zamanlarindaki gibi alkolun dibine vurma vardi, ne de  daha sonralari üzerime yapisan orayi da göreyim bunu da yiyim , a sunu yapmadan burdan gitmeyeyim gibi gereksiz tatil  kosullanmalari. Hersey tadinda , dozunda , cok gercek ve bir o kadar da samimiydi. Cikarilacak derse gelince, Zürich`den evine kara yoluyla gitmeye kalkistiginda 3 vize alman gerekiyorsa arkadas, ait oldugun ülkenin dis politikasinda ciddi abukluklar var demektir. Ve bu abuk yönetime maruz bir vatandas olarak , ne kaa normal olmaya calisirsan calis  , bir sekil gelip bulacaktir abukluklar seni ! Ondan kelli bu aniyi bitirirken canlarim  ,    tüm bu abuk ve irrasyonelliklerden bir an önce kurtulmamizi temenni ediyor ,  hepinize huzurlu bir Pazar gecesi diliyorum .  Sevgiyle kaliniz , esen kaliniz! 



***********************************************************


***********************************************************