22 Aralık 2013 Pazar

ABUKLUKLAR SILSILESI 24 // ELVEDA YOGURT

ELVEDA YOGURT

Ahan da son dakika abuklugu. Uzuuuunca zamandir karin agrilarimdan sikayetciyimdir, bilen bilir bazi günler o kaa siddetlidir ki bildigin L seklinde gecer günler. Uzzzzzuuuuuunca bir zamandir da bu agrilarin daha önce gecirmis oldugum cikolata kisti denen illet hastalikla baglantili oldugunu düsünürdüm. Düsünürdüm ne ya, kapi gibi teshisi var mevzunun elimde. Gidilmeyen doktor , uygulanmayan tedavi yöntemi kalmamistir hatta. Gide gele konunun uzmani oldum neredeyse , hani sabah programlarina konuk olup bu illet hakkinda 2003 ten beri olan tüm gelismeleri anlatabilirim. Ahahahha saka saka simdi bunu okuyan bütün hekim arkadaslarim ayar olurlar. Olmayin ayar , ben bana tedavi yöntemi olarak cocuk yap diyen meslektaslariniza ayar oluyor muyum , olmuyoruuuuum ;)
Anyway anyhow , son günlerde , günahini almiyim ama  basladigim yoga ile ne kaa alakasi var bilmiyorum,  agrilar artinca rutin senelik ziyaretimi gerceklestireyim hem bir bakiyim buradaki doktorlar ne diyecek dedim. Burada da öle direk uzman doktordan randevu almak kolay degil. Yani alirsin almasina da , önerilen önce Hausartz ina ( aile hekimine ) bir gözükmen. Velhassili kelam ben de tuttum Hausartzìn yolunu. Anlattim meramimi , iste özellikle spordan sonra oluyor , su zamanlarda oluyor idi bidi , dedi alakasi yok diger hastaliginizla , size bir laktoz testi yapalim. Bugün icin anlastik , gittim dayadilar bir litre laktozu , 20 dakikada bir kan aldilar , ölctüler bictiler felan fesmekan , dediler laktoza toleransiniz sifir, zinhar süt ürünlerinden uzak durunuz. Ve veya laktozsuz ürünler tercih ediniz. Yuh dedim, dile kolay onbes yilim gecmis bir doktorla , bir ton test ol , gitmedigin doktor kalmasin , bu laktoz mevzusu hic aklimiza gelmesin. Hayat bazen cok tuhaf .
Eyvallah dedim ciktim ise gittim. Iste de nasil bir gün aman yarappim, telefon iki dakika susmuyor , maillesmeler masa tenisi ayarinda, pinpon topu gibiyim resmen , yok ya masa tenisi degil futbol maci gibi , karslikli kontra ataklar felan , ama ortada skor namina bir sey yok, ölesi beter bir gün. Tüm bu hengamenin ortasinda bir de karnimla bogusuyorum, zira kendisi bugün konusmayi söktü. Acaip acaip sesler, yarim saate bir tuvalet ziyareti. E dedim Hausartz alacagin olsun , test babinda dayadin laktozu bünyeye de , bunun nasil cikacagini neden söylemzsin önceden. Ona göre gün secerdim ben de. Bol toplantili gün olup olabilecek en kötü versiyonunydu Velhassili kelam kabus bir gün gecirmis oldum.

Biterken, canim kankalarim , pek muhterem abilerim , ablalarim ve gözlerinden öpülesi kardeslerim su abukluklar silsilesinde girmedigim pozisyon kalmadi resmen huzurlarinizda, en son bir güzel circiri da yazmis oldum. Ahahahha sinir taniiyorum resmen. Söz bir daha bu kadar detaya inmeyecegim! Cikarilacak derse gelince , Fikret Kizilok un en sevdigim sarkisinda da gectigi üzere, her gecenin bir sabahi, her kisin bir bahari her derdin bir dermani her seyin bir zamani var , laktoz testi de dahil !!! 





***********************************************************
***********************************************************

17 Aralık 2013 Salı

ABUKLUKLAR SILSILESI 23 // OTEL PANFILYA

OTEL PANFILYA


Güneşin ortalama 10 dakika kendini gösterdigi, karanlik, sevimsiz , bol Lebkuchen + Glühwein`li iç bunaltıcı noel arifesindeki aci vatan Alamanya`dan kucak dolusu selamlar efen`m. 21. Hikaye yatılı arkadaşlarımın şerefine gelsin! Zira bu soguk kış gününde içimi ısıtacak daha güzel bir atraksyon bulamazdim zaten! Glühwein da bir yere kadar. Bir de alti senesini yatili okumus biri olarak, bu abukluklar silsilesinde bir yatili hikayesi yazmamak , peynirsiz kavunsuz raki sofrasina benzer ki , adab-i muaserete uymaz.

Yatılı okuyanlarınız veya yakın cevresinde yatılı okumuş olanlar bilir , bambaşka bir duygudur, farklı girdilerle simule edilemeyen bambaska bir haldir! Farklı bir enerjisi vardır , ondan kellidir ki, yatılı okumuş biri , cok degil yarim saatte çakar karşısındakinin yatili gecmisini. Artik nasil bir pisişme durumuysa , konusma tarzindan mi diyim , renkliliginden mi diyim , bir sekilde cakozlariz gözünden adamin yatili okudugunu. Bir kere genelde ruhlari asidir bu bireylerin , değişik bir kumaşlari vardir, ütüye zinhar gelemez diyecegim ama , laylon da degillerdir. Nasil ya Burcu, tornadan cikmis gibi hepiniz ayni misiniz diye soranlara, hayir efen`m, tabiisi de öle degil tam tersine döneminde 10 adam mi var diyelim, onu da ayri telden calar , tornalik bir durum yoktur . Ve fekat bir isleme maruz kalirsiniz ki , yillar gectikce üzerinden degerini daha iyi anlarsiniz , en kaba tabiri ile sivriliklerin törpülendigi yerlerdir yatili okullar.
Aman ha üniversitelerin yurt ortamlari ile karistirmayin, burada orta okulu liseyi yatili okuyanlardan bahsediyouz! Onlarin da kendilerine has bir duruslari var tabii ama bizimkisi baska bir yetisme (!) bicimi. Onbir yasindaki bebe ile onyedi yasindaki zipirin karsilastigi zorluklar haliyle bambaska , etkileri de bir baska oluyor onu demeye geliyorum. Yoksa siz de sekersiniz 



Ben b.k varmis gibi 5 yasinda okula gönderildigimden kelli , on ile onalti yaslarim arasinda yatili okudum. Takdir edersiniz ki insanoglunun en acimasiz dönemidir. Anenene babana yaptigin simarikligi sıkıyorsa yap iki devre üstüne , veya yemisim üst devreni, yasitlarina bile sıkar. Adam gibi uymayi ögrenirsin çevrene , ögrenmezsen de öğretirler , yersin soyutu , ki bir yatilinin basina gelebilecek en vahim durumdur. Düsün bütün cevren sen yokmussun gibi yapiyor ölesi beter bir durum. O yüzden yatili adam bir ortama girdigi anda yaptigi ilk is, etrafini analiz eder, neyin nereye kadar kaldirabileceğini şıkkadanak çözüverir, sınırlarini sağlam çizer, ve hepsinden önemlisi , gram enerji harcamaz bunu yaparken , zira cok kücük yaslarda edindiği reflekstir. 










Hatirladiğim ilk abuk anim , jetonlarimin yer degistirmesi idi, çalmak demiyorum, zira yatili adamin kitabinda yoktur , bazen birine daha cok gerekir , yer degistirir nesneler  E 10 yasinda bebe anneyi babayi mi arasin, 16 yasinda citir yavukluyu mu , hali ile konu jeton olunca ibre hep büyüklerden yana dönerdi bizim ortamda. O vakitler , kartli telefon bile yok, jeton getiriyoruz evden kilo ile ...Bir de disaridan aranabilecegimiz bir numara vardi ki , orada gelecek telefonu beklemek en izdirap dolu olaniydi. He yoksan anons ederlerdi bir de seni bangir bangir , hey hat hanginizin adi tarihi yarimadada yankilanmistir e dostlar  Anyway anyhow hep cebimde tasiyabilecegim bir telefonun hayalini kurmusumdur o zamanlar. Vizyonumu seviyim , ahahhah şellefsizim benim fikrimdi çaldılar 



Sonrasinda saçma korkutma seanslarini hatirliyorum , veya asirlik eski binada gece yapilan cesaret turlarını , elde bir ton anahtarla oynanan kutu kutu bulmaca , zihin dimağ açmaca halleri hala dün gibi aklimda  Bizim ecel terleri dökerken Safi`nin Meneking`in dolabindan arakladiği şekerleme ile rahat halleri... Oldum olasi rahat hatundu vesselam , hic öle yusuf yusuf anina denk gelmemisimdir yasadigimiz onca abuk an`da... Heayt be yeaaa, ne matrak hallerdi . Orta okul hayatim boyunca Kimya daki üstün basarimi , bu kutu açmaca oyunlari ve Krügerìn odasini ziyaretlerime borcluyum ;P Yemisim etüdünü !!!

Ortaokul biter bitmez , büyümüş olursun, cesaret oyunlarinin boyutlari değisir. Simdi kafana silah dayasalar girmeyeceğin pozisyonlara kafa göz girersin , sınır tanımayan adrenalin maymunluklari....Ha sorsan hiç birinden zerre pisman değilim şu an , zira o yasin gerekleri olarak bakiyorum ve hatta iyiki de yaşamişim , iyiki de tecrübe etmisim zamaninda bir sürü çılgınlığı diyorum. Herseyi yasinda yaşamak kadar büyük bir zenginlik yok !
He bunca serseriliğin akabininde sanmayin ki birer looser olduk çıktık , üc doktorumuz var sırf bizim yatakhaneden , her biri ayrı alanda , makinesinden , kimyasina , her alanda mühendis , bir adet sosyolog , bir adet maliyeci bir adet medai iftiharimiz Türkiye yetmisbilmemkacicincisi , piii zehir gibi tipler en kötüleri bendim , ben de elektrik mühendisi oldum iste.

Anlatacagim abuk hikayeye gelince, esasen bizzat başımdan gecen tonlarca anlatacak anı olmasina rağmen istek üzerine , kılpayi kahramanlarindan biri olmaktan yırttığım bir hikayeyi anlatacagim size . Otel Panfilya !
Kahramanlarimiz , Pazartesi sendromumu yaşamama adına yatakhaneye pazardan gelen 5 zirzop. Sene yamulmuyorsam 94. Beşi de yeni adrenalin maymunluklari peşinde, müdavimleri oldugu pastahanede bulusuyorlar , rutin Pazar akşamı atraksyonu , buraya kadar her sey normal ama o gece artık kafalarına nereden esiyorsa okula gitmeyelim abi, bu geceyi bir otelde gecirelim diye cin bir fikir geliyor, orada kopuyor kayış . Lem 15 yasinda veletsin, ne isin var Sultanahmet de otelde??? Bu arada deginmeden edemeyecegim, yatili okumak lokumsa, tarihi yarim adada yatili okumak çifte kavrulmuş fistikli lokum. Bu vesile ile kardes okula da selamimi çakarım efenm  Neyse konuya dönecek olursak , böle abuk bir kararla Sultanahmet de otel arayişina cikiyor bizim zipirlar. Diyorum ya simdi kafana silah dayasalar , yapmayacagin maymunluklar. Bir sekilde panfilya diye abuk bir otel bulup, bir güzel tekelden alisverislerini yapip odaya yerlesiyorlar. Sonrasi girlaa kiyameeeettt... Derken ilerleyen saatlerde iclerinden birinin disaridan bir sey almasi gerekiyor , aşağı inerken merdivenlerden yuvarlanmasi ile otel resepsyonistinin dikkatini cekmesi bir oluyor. Telaşlanan resepsyonist, gençlerin biraktiği kimliklerden ebeveynlerine ulaşmaya çalisirken mucuzevi bir sekilde içlerinden en aklı evvelin kimlik karti diye biraktigi yatakhane kartından , yatakhane müdüresine ulasiyor kiiii, sonrasi film gibi.

Genclerden biri banyodayken odanin kapisi hunharca çaliniyor, çalmak ne kelime yikiliyor ortalik. Kapi bir aciliyor ki, okul müdüresi, yatakhane müdüresi , bir de ne alakaysa müstahdem Aslan abi. Banyodaki arkadaşi , ikna etme mücadelesi ise nesillerden nesile aktarilacak bir durumdur ki en kralindan Eyvah Mahmut Hoca hikayesi halt eder yaninda . Bir türlü inanmaz Tülin Hocanın geldiğine . Sonrasinda yürüyerek gidilen okul yolunda çıt yoktur , sadece su iki cümle kaziniyor hafizalara

"Aslan Abi yaaa, cok mu kizdi Tülin Hoca? Ne olacak sence ??"

Aslan abi

"Nok Nok! Bir sey olmaz kizlar ...."

Nok nok bir şey de olmadi gerçekten. Sadece gecenin bir yarisi aileler aranip kizlarinizi otelden topladik demeleri ve akabininde Pazartesi günü cümle siniflarin karsisindaki rezil edilme sahnesi dısinda gercekten nok noktu , bir şey olmamıştı…

Biterken , bu hikayeden çıkarılacak ders , nereye hangi bilgiyi vereceğini bileceksin arkadaş! Okulun burnunun dibindesin , yatakhane kimliğini vermek de ne oluyor:)

Vayy tren gelmis yanaşmis inmek icap eder canlar. Uzuuun uzuun yazardim amma , Köln bekler! Sevgi ile kalın hep esen kalın , bir sonraki abuklukta görüşmek üzere!




********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 14. Aralik 2013)

********************************************************



ABUKLUKLAR SILSILESI 22 // ICINE TÜRK KACMIS MR. HAMPELMANN

ICINE TÜRK KACMIS MR. HAMPELMANN



Isvicre günlerimin unutamadaigim karelerinden biridir bu anlatacagim an. Adini Hampelmann koydum bu hikayede, ama inanin gercek adinin da bundan pek farki olmayan bir patronun oldugu , likidasyon satis yapan magazalar zincirinde calisiyordum haftada iki gün. Magazalar zinciri dedigime de bakmayin, batana kadar bir yer tutardi patron , battiktan sonra tebdili mekanda ferahlik vardir diyerek bambasa bir kantona bambaska bir ücraya acardi yelkeni. Sayesinde Isvicre`nin girmedigim deligi kalmamistir. Likidasyon satis nedir bilmeyenlere, batmak üzere olan firmalari bulup, depolarini kaldirirdi. Ürün konusunda sinir tanimiyordu vesselam. Bir hafta bir bakiyordum bir konteynir dolusu yatak la geliyor, bir hafta bahce süsü, bir hafta ufak ev aletleri , makyaj malzemeleri, yaaa bunlari kim alacak diye cok sorardim baslarda, o da biyik altindan gülerdi, öyle bir alacaklar ki göreceksin. Gercekten de ohaa ne abuk dedigim ne varsa bir hafta da giderdi. Favorim, enteresan tüketme kültürleriyle dogu blogu göcmenleriydi. Kafalarinda artik nasil bir denklem varsa, belli bir degerin altinda sattigin her seyi gereksin gerekmesin suursuzca aliyorlardi. Sirf 1 Frank diye yüzlerce kurbaga biblosu alanini gördüm!




Hampelmann`a gelince gördügüm , bildigim en tilki adamdi. Pazarlikta sinir tanimazdi. Alirken tam bir Kayseri liydi, kökeninden ciddi süphe ederdim. Bildigin Isvicreli ile uzaktan yakindan yoktu adamin. Her türlü makara vardi abide ve nefes almanin bile belli kurallara tabii oldugu Isvicre gibi bir yerde bir sekil hep dört ayak üzerine düserdi. Yasalara manyak hakimdi , Hampi bunu nasil hallederiz diye sorugum sorulara en sevdigi cevap , cözüm kantondan kantona degisir Burcu olurdu. Cok sey ögrendim kendisinden. Yemisim Yildizi, ETH yi ITÜ yü. Mikropazarlamanin , isletme hukukunun kralini Hampi`den ögrendim. Ahahahhahah, bir de haftada iki gün caliarak kazandigim parayi , Türkiyede ki ilk is tecrübemde sabah 6 aksam 9 calisarak kazanamiyordum , o derece bankördü  



Anlatacagim hikayeye gelince ; bir Cumartesi günü yeni mal geldi karsilar misin dedi , ja gerne diyerekten vardim tükkana. Bir gittim ki koli koli zeytinyagi. 1 konteynir dolusu zeytin yagi, Ispanya da batmak üzere olan bir firmanin deposunu kapatmis. Neyse teslim aldik malzemeyi, yerlestrdik , yok iste o haftanin afisleri bastirildi falan derken satis günü geldi catti. Ilk müsteri 80 yasin üzerinde delikanli Isvicre dedesi. Siseyi eviriyor , eviriyor , ceviriyor, bir aliyor, bir geri koyuyor , baktim bir sikintisi vardir, gittim yanina sordum nasil yardimci olabilirim diye. 



„ Son kullanma tarihi yok bu siselerin üzerinde“ dedi



Aa nasil olur dedim, baktim harbiden yok. Bir kosu sote bir yer bulup patronu aradim. Dedim Hampi, son kulannma tarihini bulamiyorum ben bu zeytinyaglarinin üzerinde. 



„ Tabii bulamazsin Genco, iki haftadir onlari silmekle ugrasiyorum!!!! „



Dedim nasil yaaaa, olabilir mi böyle bir sey?


Piiiiii dememle bir saat telefonda kafami üttü, yok efendim bu son kullanma taihi diye bize yuttirduklari sey bir satis tekniginden baska bir sey degilmis, zeytinyaginin son kullanma tarihi mi olurmus, eski insanlar nasil saklarlarmis anforalarda onyillarca , cay, seker tuz zeytinyagi bunlari yaziyimmis bir kenara, bunlar da son kullanma tarihi olmazmis, bidi da bidi vidia vidi. En son simdi sana bu anlattiklarimi güzel bir dille o delikanli dedeye anlat diyerek , telefonu kapatti. Biraz daha konussa, „Hadi Kocum göreyim seni „ tadinda Türkce cümleler kuracak gibi bir hali vardi . O potansiyeli hep gördüm kendisinde.
Neyse dedeye anlattim anlatmasina ama yemedi, almadi. O almadi ammma , yakinda yörede ne kadar Italyan restorani varsa gelip kasa kasa götürdüler Zeytinyagini. O yüzdendir ki, mecbur kalmadikca hic bir Italyan restoranina gitmem Isvicre`de  




Biterken , bundan da bir ders cikaramadim canlar. Siz kafaniza göre bir seyler cikarin artik. Yarim saatir doktorda laktoz testindeyim, sanirim etkisini göstermeye basladi. Sacmalamaya basladim. Su hayatta bir yogurdu sevdiydim onu da yiyemeyeceksin derlerse dayanamam bu aciya, hey hat hayat bazen gercekten cok acimacsiz 



Sevgiyle kaliniz , esen kaliniz efen`m.





*******************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 17. Aralik 2013)

*******************************************************

11 Aralık 2013 Çarşamba

ABUKLUKLAR SILSILESI 21 // FENERBAHCE DEDIGIN...

FENERBAHCE DEDIGIN...

Heaaaaayyyytttttt. Eksi alti averajla tur atlamisiz , Fethiye nin galibiyeti gelmis gecmis , en abuk fenerbahce hikayesi anlatilmaz da ne anlatilir  . Bilen bilir , konu futbol  olunca babasini bile tanimayan iflah olmaz bir Galatasaray tutkunuyum. Bu tutkunun nerede basladigini hatirlamiyorum ama Prekazili , Cüneytli Derwal`li yillara kadar inebiliyorum hatiralarimda. Gazete gazetesi deyu absürd bir gazete vardi bizim cocuklugumuzda, futbolcularin kartondan bebelerini veriridi, bir de o koleksyonumu hatirliyorum, Tanjulu Smovicli falan, niye hatirliyorsam. Ne gereksiz bir detay. Kendi takimimin disinda bir de Metin Ali Feyyaz , Aykutu severdim, ondan kelli  kolesyonda onlar da vardi bak atlamayayim.   
Cevremde , en basta babam olmak üzere hemen hemen sevdigim herkes Fenerliyken neden Cimboma tutulmusum bilmiyorum, asilik herhalde diyecektim ki tam aklima geldi ;  Kücüklügümden beri kendi babam da dahil   ayar olurum fenerlilerin fenerliligine . Böyle sacma abuk, alayci , böbür böbür bir halleri var ya  offff  hic gelemem J  Bir insan nasil fenerli olur yaa .:))))) Anyway anyhow ilkim de olmusum bir sekilde galatasarayli , renklerine kurban !  Su 35 senelik hayatimda takimimi bir kez sattim  , o da ilkokul 3 te büyük kuzenin tiyatro santajiyla üc gün bir besiktasli olmuslugum var o , sanat icin ne yapilmaz ama degil mi , oyun da keloglan yalniz! Bunun disinda her yerde her zaman belli ettim rengimi.
Gel gör ki , kara bahtim kör talihim  beni nedense hep kanatli hayvan sevenlerin cogunlukta oldugu yerlerde calistirdi. Öyleki calistigim ilk kurumda firmanin girisinde 3 sancak vardi, Türk Bayragi, Firma Amblemi, Fenerbahce Bayragi !!! Sonraki desen ooooo tam bomba , bu yaziyi okuyunca altina kesin yorum yapar bilirim, odasi sari lacivert , is maili fb uzantili abim oldu . Disaridan gören fenernahcenin ofisi sanir o radde . Düsünün her Kadiköy malubiyetinden sonra o ofise girmek ne eziyet. Bir Galatasaylinin basina gelebilecek en vahim sey ! Bir kersinde kaybettigim bir iddia da tam gün FB formasi ile dolasmisligim var o ofiste. Hey hat, allah da beni böyle kahretmis iste .
Sadece iste degil özelde de  yalniz kaldim tuttugum takimla, futbola ilgisiz bir erkek kardes , besiktasli bir kizkardes , yanlis arkadas cevresi :P etc. ondan kelli toplasan 3 kez stada gitmisimdir mac seyretmeye, rezillik bir de 9 sene stadin dibinde oturdum !!! Dogma büyüme koyu besiktasli ex sagolsun, her maca gitmek istiyorum ben dedigimde hikaye hep Inönü de bitmisti sagolsun.  Kendi takimimin macini seyretmemisimdir Besiktas maci seyrettigim kadar. Besiktas – Büyüksehirspor maclarini hic kacirmadim misal. Bugün  o , mac TRT de izlenir bizim burada ne isimiz var diyen boz baykuslar var ya, kazisalar altindan ben cikacagim neredeyse o kaa !
Anyway anyhow,  abuk hikayemize gelince, bundan tam iki sene evvel efenm yeni bir proje baslatilmis o vakit calistigim kurumda , biz de haspel kader girmisiz bir kenarindan ise, ilk ürün ortaya cikmis, Almanya`dan da  gaz sektöründe lider bir firma da ürünle ciddi  ilgileniyor , ürünü görmeye gelecekler , begenilirse de baya büyük bir is baglanacak o kaa ciddi bir durum. Is hayatimda gecirdigim en kabus günlerimdendi vesselam,  hatirladim bak yine tüylerim tiken tiken oldu :)  Atiyorum pazarliginda en zorlandigim bölge oldugu icin adini veriyorum, Kayseri deki  tekstilciye makina aksami satmaya benzemiyor vesselam, adamlar bir geldi dosya dosya sorular. Piiiiiiiii ama ne sorular , amcalar görüp görebileceginiz en uc örnekti bu konuda. Tedarik zincirinden  üretim asamasina kadar , akliniza gelip gelebilecek  civatanin kaplama malzemesine kadar allah ne verdiyse bi ton soru. Ben de konu kalite olunca , yilandan korkmam  kalite dökümantasyonlarindan ürktügüm kadar,   harika bir kombinasyonuz anlayacaginiz ;) . Tam yemeyip yaninda yatilasi .  Neyse allahtan  hala daha her aklima gelende saygiyla andigim konunun uzmani iki arkadas  vardi da , bir sekilde atlatmistik günü. Günü atlatmistik atlatmasina da , gecesinde müsteriyi yemege götürmek icab etmisti orada sacmalayacagim tutmustu o ayri.   
Artik o kaa konu icinde panolardan  nasil geldik futbola bilmiyorum ama bir sekilde acilmisti iste mevzu, e ben de malumunuz genelde amigdaladan konustugum icin , bazen dilimin ayarini kaciriyorum , bize biraz taraftar profillerinden bahset demeleri ile patlattim bombayi.
„ Himmm en kolayindan basliyayim o zaman. Fenerbahce dedigin, bildigin sizdeki Bayen Münih, herkes nefret eder ! „
„...“
„Kimse sevmez yani !“
„...“
Adamlarda hic bir tepki yok, biraz suratlar düstü ama ben hala devam ediyorum, birden dizimde bir dürtü , ve arkadasin durumu kurtarma müdahalesi
„ Burcu , adamlar Münih`den geliyor allahin belasi „
„....“
Ahahahhahahah, rezillik! Sonrasinda nasil topladigimi hatirlamiyorum, uzun soluklu bir proje oldugundan ve arada eski firmama döndügümden projenin nasil sonuclandigini da bilmiyorum. Ama bugün sorsalar yine ayni benzetmeyi yaparim , uslanmaz deli gönül. E egriye egri dogruya dogru.
Biterken bu hikayeden cikarilacak ders, iyi bir satisci olmak istiyorsan müsterinin tuttugu takimi bileceksin. Hahha tirt bir ders oldu ama , futbol ne kaa ciddiyse  bundan cikarilacak ders de anca o kaa ciddi olur canlar. Hadi kalin saglicakla !  

Coming soon : Ankesörlü Cico 



********************************************************
YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 11. Aralik 2013)
********************************************************


2 Aralık 2013 Pazartesi

ABUKLUKLAR SILSILESI 20 // ECZACININ KRALI

ECZACININ KRALI

Sene 98, kIpIr kIpIr  ,bol dutlu , az suspuslu , biraz T-Cetvelli biraz orta kantinli , neseli ama bir o kadar da garip, delikanli , adrenalinin tavan yaptigi  haybeye Yildiz Günleri. Barbaros Bulvarinda bol fasholu cok kosturmacali günler, ondan kelli inip cikarken etrafi kolluyoruz. Etraf kollanir mi ya, o kolacan edilendi yamulmuyorsam birini kollar , bir yeri kolacan edersin , vaya tam tersi miydi ,  kafam karisti . Aanyway anyhow hangisi size uygunsa cümle icinde onu kullaniniz efen`m, kafa su siralar biraz Leyla bende  , kusuruma kalmayiniz ,  degil yazarken konusurken bile cümlelerin  bir tutamini icimde sakliyor ve/veya rastgele kelimeler üretiyorum, artik ne denk gelirse , istisnasiz her üc dilde de .   Anlayabilene askolsun ;)   Ask  hep olsun hatta :P 

Hikayeye dönecek olursak , yine böyle bir günün sabahinda , sabah da dedigime bakmayin en erken onbir falandir, zira dört bucuk  yillik Yildiz gecmisimde toplasan üc veya dört tane dersi sabah almisimdir. Gerisi külliyen ögleden sonra. Hatta imkanim olsa ikinci ögretimlerle bile ders alirdim , o kaa önemliydi  benim icin dersin sabah olup olmamasi ,  bir bu bir de hocanin Taci olmamasi , bilince gel ! Bazen düsünüyorum o kafadan bugüne ben nasil geldim :D  Heyhat aklima geldi bak  ,  labaratuar denen illet  bir durum vardi, yamulmuyoram bir kere devamsizlik yapsan hoopp yatiyordu ders , ve lanet ders hep sabahlari olurdu . Q can kurtaran tabi , o derslerin sabahi uyandiridi beni, ama ne uyandirma , o vakitler cep telefonu falan yok, bildigin ankesörlüde siraya miraya girer aradi canim benim. Peh ne emek ne eziyet  yahu! Yine saptim konudan , esasen burada 90 larin sonunda  kurulan dostluklara dokunmak vardi ama derin mevzu , bu kafa ile yazsam ayip ederim hem 90 lara hem dostlarima diyerek ve  en kocamindan bir selam cakarak Milano`ya uzatmadan an`a geri dönerim.

Barbaros bulvarindan Yildiz a dogru yürüyoruz, karsidan da bölümden bir arkadas geliyor ama aglaya aglaya. Aglamak ne kelime bögüre bögüre geliyor. Bir kosu yanina gidiyoruz,

„Olm ne oldu? „
„Beaaaaueeeeee“ (*).
„ olm ne oldu yaaaa cildiracagim, anlatsana „
“Beaaaaueeeeee“
„Olm anlatsana yaaa, kafayi kiracagim??? “

Yok adami durduramiyoruz hönküre hönküre agliyor. O yukaridaki yildizi da ( *) neden koydum, bögüre bögüre aglama yaziya nasil dökülür bilemedim ondan. Olabildigince en  avazda bir aglama düsünün .  Yok Burcu ben yapamiyorum, olmuyor, olamiyor bir sekilde canlamandiramiyorum diyen seker kavanozlari , siz de bir zahmet youtube da “bögürerek aglayan adam muhsin yazin “ canim, böyle de bir kiyak geceyim size.  Aftersales degil miyiz iste, mevzu servis olunca sinir tanimiyoruz , mesleki refleks.

Neyse Barbaros a geri dönecek olursak , arkadas hala ayni modda, bizim sorularin ardi arkasi kesilmiyor

“Birine bir sey mi oldu, biri sana bir sey mi yapti , oooollllllllm ne olduuuuuuu yaaaaaaaa, anlatsana!!!!!! “

“ Bir sey yok Burcu , Beaaaaueeeeee, yani kardesini trafik kazasinda kaybedersin ya, öyle spesifik bir durum yok “

“ Alla alla yaa iyi misin ?”

“Beaaaaueeeeee , böyle birden aglamak geldi durduramiyorum kendimi, Beaaaaueeeeee”

“!!!”

“ O kadar kötüyüm ki anlatamam, durduramiyorum kendimi, Beaaaaueeeeee, en son dayanamadim eczaneye gittim, aglamayi kesen bir sey var mi dedim, bana bunu verdi , Beaaaaueeeeee „

Selpak vermis eczaci yaaaaa, yaraticiliga gel. Erdemimi Demirimi söyle bir kenara koyarsak , bence en yaratici eczacidir kendisi, alnindan öpülesi :) Selam olsun.

Biterken.... Bu abukluktan cikarilacak ders , az yaratici olun !  Böyle ders mi olur ya diyenlere  , valla ne deseniz haklisiniz. Ders mers yok o zaman , hala daha aklima geldiginde katilarak güldügüm anilarimdandir öylesine sizlerle de paylasayim dedim. 

Saglicakla kaliniz efen`m .  


P.S : Bir allahin kulu yok mudur aranizda bana Türkce klavye gönderecek yaw !
 Cok bedbahtim ! 



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 02. Aralik 2013)

********************************************************

29 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 19 // LOST IN TRANSLATION 2

LOST IN TRANSLATION 2_ “ADAM DEDIII TÜRKCE KONUSUYOR DEDIIII

Esasen an itibari ile haril haril sene sonuna yetistirilmesi gereken katalog üzerine calisiyor olmam gerekiyor ama en sevdigim  “ hallleeeeedeeeriizzz “ hallerinde oldugumdan orali olmuyorum bi sekil .  Ha bu modun akabininde gelisen Yusuf Yusuf hallerini 34 sene 10 aylik hayatimda gayet net defalarca tecrübe etmeme ragmen hala akillanmamisim bodoslama ilerliyorum orasi ayri. Kendimi durduracak degilim! 

Efendim bugün yine bir Lost in Translation hikayesi var . Bu sefer Corlu`dan. Vakti zamaninda yine bir müsteri ziyareti kapsaminda Corlu `dayiz. Müsteri merkezi Hindistan `da olan bir müsteri, artik ne alakaysa Corlu`da da fabriklari var .  Agir reklamasyon sözkonusu, biz de bi cümle cözüm insanciklari olarak gitmisiz . Aramizdan  bir arkadas , kendisini bu vesile ile bir kez daha tebrik ediyorum , senelerdir Türkiye de calismasindan kelli, diger bi ton hemcinslerine tezat kendi kendine Türkce yi sökmüs bir Alman arkadas. O kaa ki , fikra bile anlatabilir Türkce. Tek sorun araya fazla „dedi“ koyar . Mesela „ben indirim verdi dedi sen kabul etmedi dedi „  „ben dedi olmaz dediiii „  . tadinda cümleler. Kendisi ile özdeslesdiginden ve cok sempatik buldugumuzdan  senelerdir uyarmayiz , öle devam eder . 

Neyse uzatmayayim gittik önce isletme müdüründen dinledik mevzuyu sonra kendisi detaylari aktarmasi icin bakim sefini cagirdi ki bende film orada koptu. Bakim sefi Hindistan`dan , basladi anlatmaya sorunlari, anlatiyor anlatmaasinaaaa amma ben zerre anlamiyorum. Bu ne acaip bir ingilizcedir diye  düsünüp,  mimiklerinden anlamaya calisiyorum , zinhar en ufak bir kopya yok, kafanin ve boyunun  da aldigi sekilleri göze alirsaniz bildigin sarki mirildaniyor gibi bir durum var ortada. Velhasili kelam  konusma bitiyor sira bize geliyor , cevap verecegiz ama , soru ne , selvi boylum al yazmalim sahnelerini aratmayan   bakislar benden diger arkadaslara , gözlerle haykirmak neyse onu yapiyorum ama aldigim cevap hesinden bomba :D

„Adam dediii Türkce konustu seninle   Burcu  „ :)

Bu hikayeden cikarilacak ders , gördügün her Hintli seninle Ingilizce konusacak diye bir kaide yok arkadasim, yerli yersiz sartlama kendini .


Coming Soon : Fenerbahce dedigin....



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 29. Kasim 2013)

********************************************************

26 Kasım 2013 Salı

ABUKLUKLAR SILSILESI 18 // ALKOL VAR MI HOCAM?

ALKOL VAR MI HOCAM 

Selaaaaaaaam kasimin bile bezdiremedigi  ici disina tasan güzel insanlar , selaaam  paprikalarin tüm biberleri, plazalarin gülleri ve cümle seker kavanozlari! Ayagimin tozu ile geldigim Nürnbergden size selam size selam size selam getirmiseeeeeemm. Isbu Nürnberg gezim kapsaminda tarihin derinliklerine ittigim bir sürü abuklugun tekrar su üstüne cikmasi sebebi  ile yepisyeni abukluklar silsilesi ile karsinizdayim monsieurlar , matmazeller.
Baslamadan... Önce bir kahramanlarimizi adlandiralim derim . Kahraminimiz, dogma büyüme Nürnbergli , ben diyim 40 siz diyin 60, o kaa farketmiyor yani yasi , sacina düstügü ak ile tosladigi duvar sayisi ters orantili , suya sabuna sadece gerektigi anda  dokunan, corap üstü sandaleti ile cümle Alamanya ofislerinin olmazsa olmazlarindan en bii nöööööörd , en bi Haaaans en biiii iletisim yoksunu mühendislerinden oldugundan  kendisine  Daniel Denyo adini uygun buldum. Hee daha güzel bir isim bulunamazmiydi, pek tabii ki ama bu sogukta benden anca bu kadar .
Simdi efen`m, pek cogunuzun bildigi üzere , vakti zamaninda Burcu kulunuz, iki arkasiyla beraber  ismi -dalga gecmiyorum , gercekten-  beyaz fil olan bir proje kapsaminda calistigi kurumun mabedine , alti ayligina egitime gönderilmisti. Projenin detaylarini vermiyorum ama beyaz fil avlamak olarak geciyordu isimiz, e abukluk isminden basliyor tabe ,  ilkokul zamaninda bile sahit olmadigim duvara yapistirilan fil resimleri ile dolu bir ofis, bugün kac tane fil öldürdünüz diye soran bir müdür de bonusuydu bu projenin.
Bunlara hadi bir sekilde katlaniyorduk da, en katlanilmazi , her sabah tükenmeyen , degismeyen  muhabbetlerine maruz kaldigimiz bu  Daneil Denyo ve saz arkadaslariydi. Esasen ben hic orali olmazdim ama acik ofis ve ekipteki ismini vermek istemedigim gayet de deger empatik insan  sagolsun , payimiza düsen kismini aliyorduk mütemadiyen, her sabah ayni dozda kendilerinden. Biri hava durumunu verirdi misal, bugün hava bulutlu ama ogleden sonra su kaa dakka günes cikacak, hissedilen sicaklik bu, yarin da su seviyelerde olacak etc. Abartmiyorum her sabah!!!! Calisip geliyordu adam ! Biri bisiklet turlarini anlatir, hayir karsisindaki üc tipin sporla uzaktan yakindan alakasi yok, neden niye sorgulamadi deli gönül o zaman , aval aval dinledi. Bir ücüncüsü ki bu Daniel olur, bikmadan Nürnberg ve civarindaki barlari anlatirdi. Burda suraya gidilir, shu icilir ,  yok buranin bu kokteyli meshur , idi da bidi.
Uzatmayayim, yine günlerden bir gün bu üc sekil sira ile bizim yoncaya geldiler, rutin muhabbetlerini yaptilar . Tam gidiyorlardi ki Daniel dönüp bizim empatik arkadasa , Alkol aliyorsun degil mi diye sordu ???!!! Ulan aradan üc hafta gecmis, her sabah bik bik bik beynimizi yemisin o bar sole bu bar böle , bu soru da neyin nesi diye atar yaparaktan, icmiyor o yüzüyor alkolde dedim. Piiiiii demez olaydim , adam bi saat suyun kaldirma kuvveti ile alkolun kadirma kuvvetini karsilatirdi , ölctü bicti , koydu cikardi , en nihayetinde alkolde de yüzülebilecegi sonucuna vararak aramizdan uzaklasti. Bildigin  bi on dakika cit cikmadi ücümüzden , öle kalakaldik. Oldu valla !
Bu hikayeden cikarilacak ders, bazi Almanlara saka yapilmaz , cok mu icinizden geldi , kendinizi durduramiyor musunuz, yapin ama akabininde olay yerini derhal terk edin. Sonrasonda maruz kalacaginiz sey bilinc altinize isleyip, ekoseli tayyip fantezilerinden  daha kötü kabuslara  mal olabilir. Benden sölemesi.   
Biterken, entegrasyon süercini tamamlamis 1. Kusak gurbetci olaraktan bir havadan sudan havadisle bitireyim mevzuyu. Bugün ilk kar düstü aci vatan Alamanya ya :P

Öpüldünüz efendim, sevgi ile kalin sag kalin , bir de firsat bulursaniz esen kalin! 



********************************************************


********************************************************