5 Ekim 2013 Cumartesi

ABUKLUKLAR SILSILESI 5 // HAYATTA GERI SAYMAM BIR DAHA!

HAYATTA GERI SAYMAM BIR DAHA!



Abugu sacma, absürdü anlamsal ögeleri birbiri ile bagdasmayan olarak tanimlamis TDK . Bu yazacagim tecrübenin esasen ne bir sacmaligi ne de birbiri ile bagdasmayan anlamsal ögeleri (!) bulunmakta. Abuk olan tek sey hikayenin icinde geri saymam, onun disinda hersey cok candan , kandan ve hayattan...
Baslamadan önce .... Esasen her hatirladigimda beni üzen bir anidir , yazmakla yazmamak arasinda cok tereddüt ettim o yüzden , ama madem ocagin onuna kadar bir reset atacagim kendime, hafizamdan uzaklastirilmasi gereken ilk karelerden biri olacagi icin yazmamin dogru olacagini düsündüm. Isim de uydurmayacagim bu sefer zira kahramanimiz anneannem cünkü. 



Beni taniyan bir cogunuzun yakindan bildigi karakterdir anneannem , severim anlatmayi kendisini. Zira dokundugum hayatlarin hic birinde ondan daha hayat dolu , pozitif , güclü , sert , muzip, hazir cevap ve en karamsar anlarda bile güldürebilen birini bulamadim. Ha bir de Can Yücel ve Ferhan Sensoydan sonra argoyu en cok yakistirdigim insandir benim icin bak onu da atlamayayim. Gün isigi görmemis laflari vardi ve hic kolaya kacmazdi sifat seciminde.  Misal iki dakika yerinde duramayan veletler icin yaramaz, haylaz , hayta gibi kullanabilecek bir ton yakistirma varken o gidip ölünün g*tünden pamuk cikaran cinsteni kulanirdi  


Babasi Bekir Cavus onu göndermemis okula , yani sadece okula müfettisler geldiginde gönderirmis, artik onu nasil ayarliyordu bilemedim, sorma sansim da kalmadigindan hikayenin bu kismi karanlik kalacak maalesef :S Zaten kendisi ile ilgili pek bir sey anlatmazdi , torunlari olarak kendisine dair seyleri daha cok dedemi veya sevdiklerini anlatirken satir aralarindan cikarirdik. 
Kirk odali bir pansiyonu vardi annaniskonun ve tek basina döndürürdü isleri . Cinarcik tabii o vakit simdiki kadar sacma bir insaat yigini degil , yazlik kavrami da daha gelismemis olacak herhal sezonluk tutarlardi gelenler odalarini, ondan kelli de neredeyse tüm konuklar ayniydi her sene. O bildigin kirk odali pansiyonda kocaaa Istanbulu yasardik yazlari. Yesilköy, Pangalti , Bakirköy Istanbulun her kösesin, her renkten her millettendi cocukluk arkadaslarim anneannemin pansiyonu sayesinde. O yüzdendir ki de ne Ermeni bilirim ne Rum ne Alevi , isim isim , can can , bütün bir kis özlemle beklenen arkadaslar olarak bilirim hepsini. Belki de bizlere aktarabildigi en güzel seydi kendisinin, topragi bol olsun. Yeri gelm sken , o zamanlar anlamlayamadigimiz ama büyüdükce daha iyi idrak edebildigimiz kendince gelistirdigi alayli bir uslubu vardi anneannemin milliyetcilere karsi. Cinarcik`in belki de en eski ailelerinden birinden olmasina ragmen her defasinda baska bir cevap verirdi köken sorusuna, kah Kürt olurdu kah Laz, Ermeni ve hatta son dönemlerde Cingeneyiz biz dedigine bile sahit olmustuk 

Kökenini bilemem ama pagan oldugundan ciddi süphelenirdim anneannemin. Ramazanda oruc tutardi ama öyle hic namaz kildigini görmedim, bildigi tek dua Süphaneke idi onu da nereden biliyorum , onda kaldigimiz geceleri masal seansindan sonra bu duayi tekrarlatirdi, anlamini sordugumda uyuma duasi derdi , o kaa yani dinbilgisi. Ama kara cangaloz diye bir gecesi vardi kasim ayinda mesela veya Hidirellezi hic atlamazdi , arti manyak bir doga bilgisi vardi hatunun , envai cesit ot yemegi yapar, mantarini kendisi toplar, sagligi el verdigi yillarda hepimizi pesine katar ormana kestaneye götürüdü. Bu arada masal dedimse öyle kirmizi baslikli kiz falan degil, osuran yilanlar mi dersin tosuran padisahlar mi ,yaramazlik yaptigi icin balikci babasinin denizde terk ettigi aptal mehmetler mi ole kafadan sallama baska hic bir yerde karsilasmadigim türden masallar 
Hey hat yazdikca bitmez yahu Sukriye Sultan veya kuzenimin oglunun tabiri ile Sukis Babaanne. Bunlar tabii hic bir zaman unutmak istemedigim anilarim, unutmak istedigim ise kendisi ile gecirdigim son 40 dakikam 

Ne olduysa 2009 senesinin basinda oldu, birden agir rahatsizlandi anneannem, duruma el koyan Teyze Istanbul`a getirdi apar topar , bir kac testten sonra taburcu ettiler ama teyzemin ici rahat etmedi tabi, hem kontrol altinda olsun hem de hastaneye yakin diye yanina aldi anneannemi. Ama cocuklugumdan beri kalmasi icin israr ettigimiz her gece taa 80 yilinda kaybettigimiz dedeyi bahane ederek Izzet`e ayip olur ben eve gideyim diyen anneannemin evinden uzak gecirdigi bu geceler , hepimiz icin kabus gibiydi. Gün gecmiyordu ki sevgili arkadaslar anneannem eve dönmek icin yeni bir bahane bulmasin Saglam direndi hatta bakti teyzemi ikna edemiyor en zayif halka beni secti , tutturdu Burcu`nun evinde kalacagim diye. Yapma etme, onlar kari – koca calisiyorlar ne yapacaksin bir basina evde onlar gelene kadar yok dinletemediler, bir Cuma is cikisi yollara düsüldü , ki eskiden karsiya gitmek benim icin dünyanin öbür tarfina gecmek gibi bir seydi , anneanne alinmaya gidildi. Daha arabaya oturur oturmaz bizimki tabi basladi bana yeni bahaneler üretmeye, yok kiracisi ile bir sey konusmasi gerekiyormus da ben teyzeme caktirmadan onu deniz otobüsü iskelesine birakabilirmiymisim , merak etmeme gerek yokmus , büyük kuzenim onu iskeleden alirmis , teyzeme ne diyecegim diye dert etmeme gerek yokmus o bulurmus bir yolunu mus da mus mis de mis. Bildigin bir hafta bu hikayeyi dinledik evde  Baktim olacak gibi degil , haftasinda teyzemin otoriter ellerine teslim ettim tekrar anneanneyi. Ha bu arada bir de canim ya, biz evde yokken apartman görevlisine kilolarca asma yapragi aldirip sIkIldIkca dolma sarip buzluga atmis, bildigin bir sene yedik o dolmalari .

Uzatmayayim, aradan iki hafta gecti gecmedi yine rahatsizlandi anneannem, bu sefer durum daha ciidi oldugundan Aziz`in hastaneye yatiridik. Orada gecirdigi üc hafta boyunca kirdi gecirdi hastanedeki herkesi gülmekten, durumu agirdi ama inanin hic aklimiza gelmiyordu onu kaybedebilecegimiz ihtimali. Öyle ki sanki hasta oldugu icin degil de , hem bize hem hastanadekilere nese katmaya gelmis gibi bir hali vardi , vizite gelen doktorlara tek sikayetim var , torunlarim cocuk yapmiyor deyip , kendince hem bizi hem hastaligi tige aliyordu. Tek zorlandigimiz an son dönemdeki diyaliz seanslariydi ki, her defasinda kirk dereden su getiriyordu oraya gitmemek icin. Iste hafizamdan silip atmak istedigim an da yine böyle bir diyaliz seansidir.

Iyi de Burcu , basliktaki geri saymak ne alaka diyecek olursaniz... Gecmisimde öyle cok fazla hasretle bekledigim , günleri geri saydigim anilarim olmadi canlar. Hatta okumaya doymayan bir erkek kardes ve izdirabi bol doktorlugu meslek secmis bir ex sagolsun öyle asker yolu bekledigim safak saydigim günlerim de olmadi , tas catlasa tatile geri sayardim veya ögrencilik yillarimda sinavlara . Bunlarin disinda arkadaslar hayatta bir kez geri saydim o da iste bu yukarida bahsettigim diyaliz odasinda. Gecmek bilmeyen zamanlarda bir numarali oyundur ya hani kendisi, durumu hafifletmek icin. Ben de sIkIlan anneannemle oynadim bu oyunu . Ha gayret anneanne 30 dakika kaldi , hadi bak son 15 dakika sonra gidecegiz buradan , 10 dakika , 5 dakika , 1 dakika.... Sonra , sonra öyle eli elimde gözlerini kapadi anneannem, hoscakal bile demeden gitti. Bildigin ömrünü geri saymisim meger o odada. Ondan kelli hayatta geri saymam arkadas bir daha !


Burcu Seviniş'in fotoğrafı.



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 06. Ekim 2013)


********************************************************
  • Nesligül  güzel ve dokunaklı :)) blog açsana cancan

  • Burcu aman yok yaaa iyiyim ben bole burada :))

    Tolga
    Vay be ne kadınmış, ne güzel anılar bırakmış size,

  • Fulya Şenkal
     Canım... seni çok iyi anlıyorum...

  • Özge
     Bana da agir geldi:(
  • Burcu   aaaaaa o zaman hemen güldüreyim sizi  Inanin anarken tek icimi burkan kismidir bu, onun disinda yaslar hep gülmekten gelir konu anneannem olunca . Misal politikacilara cok takikti , ama hic isim kullanmazdi , partilerin ismi zeytin dali , güvercin, alti ok, (b)asak, o parantez icinde tahmin ettiginiz üzere gayet rahat t yi kullanabilen bir sahisti , ampul , sevdiklerinin adi Karaoglan, _ki dibinde Ecevit`in resmi olan cay takimi vardi, hangi akla hizmet ne vakit almis bilemem belki annem görünce aciklar buradan _, bir de kil olduklari vardi tabii, örnegin mesela misal hic tayyip dedigini duymadik, bokuyla kavga eden adam olarak bahsederdi mevzu ona gelince 
  • Burcu  bir de durum tespitlerine " Su haldaaa " ile baslardi ki , sonrasinda yapilan tespit seni degil bir adim öteye götürmek , yere cakar birakirdi. Mesela kendinden bahsetmeyi cok seven birine , uzuuuuun uzuuun dinledikten sonra " Su haldaaaaaa seeen bi b.k olamamissin diyebilirdi 

    Tolga
    Bence bu muhterem insan abukluklar silsilesi dışında başka bir yazıyla tekrar anlatılmalı.

  • Barbaros
     Yamulmuş durumdayım...
  • Burcu  Yamulmayun yahuuuuu ,
  • Şükriye  Hikayenin sonunu bole beklemiyodum:(
  • Tac  Inşallah benim torunlarımda beni böyle( renklerimle) anımsarlar, allah rahmet etsin gerçekten aynısını yazmışsın, evet birdaha geri sayma inşallah..


  • Hazal  Süper yazmışsınız yine.. Acıklı bile olsa sonu.. Yazından anneanneni biraz anladığım seni biraz tanıdığım kadarıyla senin torunlarında senden böyle bahsedecek..;))

    Burcu
     Oooo çok teşekkür ederim

  • Burcu
     Teyzekuşum tabiisi de onlar da seni çok güzel anacaklar. Senin gibi bu kadar renkli nanaaaa - bananaaaa kaç tane var  onlar anmazsa ben en uçuk can teyze diye anıyorum olma mı 


4 Ekim 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 4 // YANLIS NUMARA DOGRU ADAM OLABILIR MI?

YANLIS NUMARA DOGRU ADAM OLABILIR MI?

Sene 2005 , Ya Denizlideyim  ya da Usak , tam hatirlamiyorum ama bir Ege seyahatiydi . Bir müsteriyi ziyaret edecegiz , ben de adres bilgisi yok, hic sasirmayin o vakitler bende düzen namina olan tek sey minibus söförlerinin kullandigi bozuk paraliga sahip olmakti.. Simdi olsa hemen sirketi arar sorardim ama o vakitler isler degisik, bencileyin  hayata bakisi simdiden cook uzakta  , millet ne dere feci taktigim bir dönem, J Eee dönüp sirketten adres bilgisini almak , hakli olarak insanlarda benimle ilgili  hazirliksiz müsteri ziyaretine giden tembel satisci  izlenimi uyandiracagindan ve o an itibari ile de hayatimda hakkimda   böylesi bir izlenime sahip kollegelere ihtiyac olmadigindan, düzensizim ammaa her seyi not eden ben bunu da  muhakkak bir yerlere yazmisimdir diyerek not defterime (!)  gömüldüm.  Not defteri dedigime de bakmayin ,  bulmaca kitabi halt eder yaninda. Genelde baskasina not yazarken okunakli harfler kullanmaya özen gösteren ben kendime nedense bu kiyagi cekmeyi beceremeyen ve kendi yazisini  okurken aci cekenlerdenim. Bir  de dert okumakla da bitmiyor,icerigi anlamak da ayri bir mesele J Rast gele isimler , meblalar , numarasiz iletisim bilgileri , isimsiz telefon numaralari etc, Ciddi bir odaklanma sorunum oldugundan yazdigim anda etrafimda konusulanlari, sayet fonda bir sarki varsa sözlerini de yazabiliyorum mesela bir güzel , öylesi sacma bir defter iste. Konuya dönecek olursak efendim, bu seyahatla baglanti kurabilecegim bir kac detayin yazili oldugu sayfada da bir numara vardi , budur herhal diyerekten bir güzel aradim. Kisaca kendimi tanittim sonra _Köskan diyelim_  Köskan Beyle görüsmek istiyorum dedim.
Aman Allahim o nasil bir ses. Adami yataktan kaldirdim sanki. Böyleee derrrrriiin derrriiiin bir yerlerden geliyor , hafif Kenan Isik diyecegim amma , sadece tok degil bir o kadar da ac bir ses !
 „ yaaaa Burcu Hanim, Köskan Beyi aradiniz demek.... „ „ Öyle biri yok ama burada ne yapacagiz??? „ cümleler arasinda da 5 saniyelik esler var abide .
„ Yanlis numarayi aradiginiz kanaatindeyim ... Dilerseniz tam olarak kimi aradiginiz söyleyin ben bulayim sizin icin „ 
Tövbe deyip kapatilan telefon 10 dakika sonra tekrar calar ve ayni ses  :
„Merak ettim Burcu Hanim bulabildiniz mi Köskan Beyi? .“ Ve sonra defalarca tekrar eder.....  Iste böyle abuk bir sekilde ben de ilk telefon sapigimi edinmis oldum arkadaslar  , hem de kendi ellerimle  ,  bildigin aylarca aradi abi. Yanlis numara diye kayitliydi telimde . Sonra is degistirince numarami da degistirdim kurtuldum....
Ve fekat simdi düsünüyorum da , aslinda ortalama bir kadinin istedigi her sey olmasa da bir cok sey vardi sanki adamda yaw . Komik, düsünceli , alakadar,  nazik , israri biraz absürddü gerci ama  aramani beklemeden bikmadan usanmadan aramasi da hostu iste , yoksa benim payima düsen dogru adam o muydu,  hey hat bilemedim yine ... Dogru adam falan demisken ipin ucu kacacak en iyisi burada kapatmak bu absürd hikayeyi. Bu hikayeden illa bir sey cikarmamiz gerekiyorsa o da su olsun madem „  Telefonunuzu degistirirken rehberi aktarmayi ihmal etmeyin ! „
Bitmek üzereyken , Sükriye ye verdigim söz geldi aklima, aski da yazacagim diye. Hic asik olmamis ben nasil yazacagimi bilemedim ama Sükriye  nasil  yapacagiz ??  Büyük laf etmisim velhasili  kelam  , özürlerimi sunuyorum  sana  J Cok güzel  severim ama  onu yazsam olur mu?  

Coming soon : DAKIKA 1 GOL 1 ; ICINE FERDI TAYFUR KACMIS ALMAN. EN IYISI ANADILDE SEVMEK KARDESIM!



***********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

***********************************************************

3 Ekim 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 3 // INGILIZCEYI ISVICREDE ÖGRENMEK

INGILIZCEYI ISVICREDE ÖGRENMEK

Oooo bu bombastik abuklugu anlatmazsam olmaz.Ama nerden baslasam nasil anlatsam. Söyle bir giris yapayim en iyisi . Efendim bizim zamanimizda 5. sinifta girilirdi Anadolu Liseleri sinavina. Ve o zamanlarda da Anadolu Liseleri de gercekten Anadolu Lisesiydi, benim hatirladigim tas catlasa 10 tane vardi Istanbul`da. Üsenmesem googlelar net rakami söylerdim ama gercekten üseniyorum arkadaslar. Söyle söyleyeyim sene 89 da Kabatas daha Anadolu Lisesi degildi.Simdi ilk ücte yamulmuyorsam. Hatta gereksiz bir detay ,  bizim girdigimiz sene Galatasaray ve Istanbul Erkek Lisesi de tercih disiydi, ön kayitla aliyordu falan .Her ne caciksa artik  , asil anlatmak istedigim ,  on – onbir yasinda veletlerin de gidecekleri okulu , ögrenecekleri dili secme sansi pek olmadigindan özel bir durum olmadikca lise secimi  anne ve babalarin vizyonlari ile sinirliydi :D  Bizim ailede de babama nereden gelmisse “Ingilizce öyle ya da böyle ögrenilecek , ondan kelli aman Ingilizce egitim veren lise secmeyelim, iki dili olsun cocugun” gibi bir takinti gelmisti, bir de isin icine yatili okumak girince geriye oyle cok da fazla secim kalmiyordu acikcasi. Iste bu ahval ve seriatlar altinda girilen sinavda bizim de payimiza Cagaloglu Anadolu Lisesi düstü ve 7 sene Almanca gördük efendim. Süphesiz ki aramizda Ingilizceyi de becerebilenler vardi elbet ama benim sansima Ingilizcede hep en klas hocalar düstügunden  hali ile  sadece su cook ama cok  onemli iki soruya cevap verebildigim Ingilizcemle mezun oldum caaanim lisemden :)

Ø  What does your father usually do every night ?
Ø  Where were you yesterday?

Sonra da Yildiz kabusu basladi. Simdi nasil bilemiyorum ama kesin benim zamanimdaki kadar abuk degildir , hazirlik zorunlulugu yoktu yildizda o zamanlar. Hatta zorunlu dil derslerinden yirtman icin sene basinda  Dil Muafiyet sinavi gibi bir sinav yapiyorlardi. E 17 yasindaki zipirin atlamayacagi türden olta degil, hemen Almancadan muafiyet sinavina girildi gayet de güzel bir not alinarak dil deslerinden yirtildi. 

Simdi buraya kadar her sey normal. Abukluk sene 2001 de yüksek lisans icin gittigim Isvicre de ortaya cikti. 2 ay süren basvuru döneminde referanslar , müfredatlar , diplomalar, Lisede görülen Almanca derslerine kadar en ufak detayi sorgulayan ETH  nedense Ingilizce ile ilgili benden hicbir bilgi istememisti, esasen killanmamis degildim bu durumdan  ama  Almanca konusulan bir ülkede egitim dili de Almanca olan bir üniversitede Ingilizceyi sart kosmuyorlar harhal deyu cok da kurcalamamistim pek durumu. Lakin ki hic de öyle olmadigini ETH daki ilk günümde , ilk dersimde , sinifa giren hocanin Ingilizce , „aranizda Almanca anlamayan  var mi „ sorusuna arka siralardan kalkan biri Hintli  digeri ,uyrugunu kestiremedigim uzak dogulu iki arkadasin  eli ile anlamistim :D Hoca derse Ingilizce devam ederken kendimi ögrenci islerine zor atan ben , vayyyyyyyyyy efendim nasil olur da ders nasil Ingilizce islenir, hani egitim dili Almancaydi , was soll denn das heißen deyu deyu  köpürür, ögrenci isleri haril haril dosyalarimi karistiriken ,  birden  su ulvi sesle irkildim.
„ Siz Ingilizce biliyorsunuz! ......
 Sene 1996 gayet de iyi bir notla Ingilizce Muafiyet sinavini vermissiniz, üniversiteniz Ingilizce bildiginizi onayladigindan basvuru sürecinde de ilave bir belge talep edilmemistir“ ...
O an söylenebilecek cok sey vardi belki ama ben sadece LAAAAAAAAYYYYYYYYYYYYNNNN diyebildim. J

Karsimdaki prosedur canavari Isvicreliyi Yildizin hata yaptigina inandirmak Ingilizce bilmedigime inandirmaktan daha zor geldiginden fazla uzatmadim kabullendim :D Neyse ki takviye almam gerektigi konusundaki talebimi geri cevirmediler sagolsunlar  ve o vakit Isvicreli bir feminist toplulugun erkek egemen meslek gruplarinda egitimi secen kiz ögrencilere actigi burstan yararlandirarak   özel Ingilizce kursuna baslattilar.  

Velhassili kelam  , bu abukluktan cikarilicak bir ders yok arkadaslar. Sadece guzide egitim kurumlarimiz bazen böylesi güzel hatalar yapabiliyorlar onu anmak istedim. Ha illa bir ders cikaralim diyorsak  hayatta  neyle nerede karsilasacagimiz hic  belli olmuyor. Bi bakmisiin Ingilizceyi ,  Almanca , Italyanca Fransizca Rötoromanca olmak üzere dört resmi dili olan Isvicre`de ögrenmissin :D

Biterken.... Babama da haksizlik etmeyeyinm yahu, adam hakliymis aslinda,  diger iki kardesim de tuttu bu iki dil mevzusu, bir ben kiviramadim .... Bir de feministler candir!


Coming soon : YANLIS NUMARA DOGRU ADAM OLABILIR MI? 



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 03. Ekim 2013)


********************************************************

2 Ekim 2013 Çarşamba

ABUKLUKLAR SILSILESI 2 // MODERN INSANIN CIKMAZLARI VE ISTIFA EDEBILMENIN DAYANILMAZ HAFIFLIGI "KEMER ALMAYA GIDIYORUM"

MODERN INSANIN CIKMAZLARI 
VE ISTIFA EDEBILMENIN DAYANILMAZ HAFIFLIGI 
"KEMER ALMAYA GIDIYORUM"


Madem "Bu listede yer alacak olan tüm kahramanlar bizzat hayat ürünü olup, kendilerini afise etmeme adina hayal ürünü süsü verilecektir" diye söz verdim bu abuk hikayenin kahramanina isim vererek basliyayim efenm yazmaya. Kahramanimizin adi Alp Eren olsun. Söz konusu kisi patron olup gercek hayattaki ismi de soyismi yokmus gibi bir izlenim biraktigindan bu cakma isimi haketmis en az her patron kadar abuk yurdumuzun guzide patronlarindan biridir efendim.

Hikayemiz 2004 yilinda vuku bulur. 2001 den beri üc senede bir radikal bir karar alan bendeniz , 2004 yilinda da tatil icin geldigi Istanbul`da bir daha dönmeme karari alarak Isvicredeki egitimini yarim birakir ve apar topar is arayisina koyulur. Artik o nasil bir is aramaysa , bula bula istanbul dan 50 km uzaklikta bir ise imzayi basip calismaya baslanilir. 

Bu isdeki en abuk kisim, Alp Eren abimizin zaman kavramindan yoksun olmasidir. Bir saate yapilabilecek bir isi üc güne yayma ve/veya 3 haftada bitirilebilecek bir seyi uc günde talep etme gibi enteresan bir huyu vardir. Bir diger absurd özelligi de , calisma saatleri ile ilgilidir. Söz konusu is yerinde ise gelme patrondan once isten cikma patrondan sonra seklindedir. Hali ile bencileyin calisma saatleri artik son zamanlara dogru sabah 7 aksam 9 u bulmaktadir. Arti  satin alma sorumlusu olarak baslanan iste , her ay farkli bir görev almak gibi enteresan bir durum daha vardir ki, onun detaylarini yazsam uzar da uzar hikaye. Siz sunu bilin sadece , 9 ay dayanabildigim bu tempoda son ay üretimin firincilari ile haftalik üretim toplantilarina katiliyordum, o raddeye gelmisti yani  Sektör aydinlatma , firinci da nereden cikti diyorsaniz kristal avize tasi diyorum size. O kaa genis yani konsept  

En bombasi da bitmek bilmeyen Cumartesi toplantilariydi. Hatta mevzubahis istifa da yine böyle bir Cumartesi toplantisinda edilmisti. Uzatmayayim. <olay anina geri döneyim. O cumartesi sabahi kalktigimda su üc seyi farketmistim
1. Sabah 7 aksam 9 calismaktan 10 dan önce evde olamiyorum . Özel hayatim yok olmus 
2. Geriye kalan Pazar da , alisverise mi gideyim , sevgili ile mi bulusayim kanka ile mi dertleseyim kuaföer mi gideyim ailemle mi vakit gecireyim cikmazlari ile bocalamakla geciyor.
3.Bildigin 43 kiloya dusmusum , pantalonlar olmuyor ve bir üstte bahsettigim cikmazlardan dolayi haftalardir kemer almayi erteliyorum(!)


Bu düsüncelerle gidilen bir Cumartesi Satis toplantisinda , toplantinin orta yerinde " ben gidiyorum " diyerek nereye sorusuna da " kemer almaya gidiyorum bir daha da gelmeyecegim " cevabimla  profesyonel hayatimin ilk istifasini yapmis oldum. Ha sonra aliskanlik yapti bu , 10 senelik is hayatimda 3 istifam var , muhtesem bir duygu henüz yasamamislara siddetle tavsiye edilir. 

Velhassili kelam , bu abukluktan cikarilacak ders, siz siz olun hic bir zaman özel hayatinizi bu radde baltalayacak bir iste calismayin. Hatta lafi dolandirmadan söyliyeyim patron firmasinda calismayin bence. Gözünü kurumsal firmada acan can can arkadaslarim da , isinizin kiymetini bilin ! 

Biterken…. yine de is hayatina dair cok sey ögrendigim bir yerdi . Bir is nasil yürütülmez kismini cok iyi tecrübe ettim örnegin mesela misal. Arti bir hafta sonra aranip, evladim boyle istifa mi olur gel adam gibi dilekceni ver demeleri ve istifa etmeme ragmen hatta bir senemi doldurmamis olmama ragmen tazminat vermeleri de tadindan yenmeyecek bir durumdu. Zira sonraki istifalarim da ayni hürmeti görmedim  

Coming soon : Ingilizceyi Isvicre de ögrenmek … Bir sonraki pazara görüsmek üzere efenm …



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 30. Eylül 2013)

********************************************************

1 Ekim 2013 Salı

ABUKLUKLAR SILSILESI 1 // SALI GÜNÜ EVLENMEK

SALI GÜNÜ EVLENMEK

Tecrübe ettigim 35 abuklugu yazmaya karar verdigimde , aslinda basima gelen abukluklarin saymakla bitmeyecek kadar cok oldugunu farkettim. Sanirim bizzat kendim abuk bir insanim , yoksa baska türlü aciklanabilecek gibi degil bu durum :P  Simdi efendim madem ki abuklukluklardan bahsedecegiz, önce sapkayi önüme koyup  kendi abukluklarimla baslamaliyim diye bir hissiyata kapildim . Dogru bir hissiyat midir üzerine uzuuuun uzuuun geyik yapabilirim lakin baslamis bulundum iste, böyle devam edeyim bir güzel. Evet , yaptigim en üyük abukluklardan biri Bir  Sali Günü Evlenmek oldu . Ya da Sali günü cereyan etmesi degil de belki komple evlenmekti absürd olan , bilemedim, aslinda bildim de simdi desmek istemedim , neyse konuyu saptirmayayim . Hikayemizin agustos icin planlanan dügüne taaa ocaktan gün almakla baslar, gayet güzel bir Cumartesi gününe , gayet sacma bir orduevinden, gayet allellade bir sekilde gün alinir . Kahramanlarimiz üzerine düsen görevi yapmanin sarhosluguyla, bildigin 4 ay laylaylom  üzerlerine almalari gereken sorumluluklari mütemadiyen birbirlerine paslayarak bildigin hic bir sey yapmadan gecirirler günlerini. Sonuc yaklasan dügünde birilerinin bir seyler yapmasi gerektigi kararina varilir ve dügün organizasyonu isi, e zaten dügün fikri de onlardan gelmemismiydi diyerek  bir güzel  aile büyüklerine devredilir. Sonrasi corap sökügü gibidir zaten. Dügün yerinin ve tarihinin degistigi bilgisini  bir is seyahatinde ögrenirsin , o kaa uzaksindir ki mevzudan , degistirmeye bile enerji bulamazsin, öyle bir Sali günü evlenirsin iste :D

Kissadan hisse ;  evlenmek ciddi bir karar arkadasim , ole daha  dügün organizasyonu bile yapmayi beceremeyen bir ciftken hayati paylasmak gibi uzun soluklu projelerle kalkisilmamali  lambadanak.
Biterken ;  Sali mali dinlemeyip dügüne gelen tüm sevdiklerime bu vesile ile bir kez daha tesekkür , söz bir daha evlenirsem haftasonuna denk getirecegim :P valla!
********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 29. Eylül 2013)

********************************************************



30 Eylül 2013 Pazartesi

ABUKLUKLUKLAR SILSILESI

35 yasima yaklasirken , ki daha cok var aslinda , tecrübe ettigim 35 abuklugu yazmaya karar verdim J Bu listede yer alacak olan tüm kahramanlar bizzat hayat ürünü olup, kendilerini afise etmeme adina hayal ürünü süsü verilecektir. tüm abuklara ilanen duyurulur!