2 Aralık 2013 Pazartesi

ABUKLUKLAR SILSILESI 20 // ECZACININ KRALI

ECZACININ KRALI

Sene 98, kIpIr kIpIr  ,bol dutlu , az suspuslu , biraz T-Cetvelli biraz orta kantinli , neseli ama bir o kadar da garip, delikanli , adrenalinin tavan yaptigi  haybeye Yildiz Günleri. Barbaros Bulvarinda bol fasholu cok kosturmacali günler, ondan kelli inip cikarken etrafi kolluyoruz. Etraf kollanir mi ya, o kolacan edilendi yamulmuyorsam birini kollar , bir yeri kolacan edersin , vaya tam tersi miydi ,  kafam karisti . Aanyway anyhow hangisi size uygunsa cümle icinde onu kullaniniz efen`m, kafa su siralar biraz Leyla bende  , kusuruma kalmayiniz ,  degil yazarken konusurken bile cümlelerin  bir tutamini icimde sakliyor ve/veya rastgele kelimeler üretiyorum, artik ne denk gelirse , istisnasiz her üc dilde de .   Anlayabilene askolsun ;)   Ask  hep olsun hatta :P 

Hikayeye dönecek olursak , yine böyle bir günün sabahinda , sabah da dedigime bakmayin en erken onbir falandir, zira dört bucuk  yillik Yildiz gecmisimde toplasan üc veya dört tane dersi sabah almisimdir. Gerisi külliyen ögleden sonra. Hatta imkanim olsa ikinci ögretimlerle bile ders alirdim , o kaa önemliydi  benim icin dersin sabah olup olmamasi ,  bir bu bir de hocanin Taci olmamasi , bilince gel ! Bazen düsünüyorum o kafadan bugüne ben nasil geldim :D  Heyhat aklima geldi bak  ,  labaratuar denen illet  bir durum vardi, yamulmuyoram bir kere devamsizlik yapsan hoopp yatiyordu ders , ve lanet ders hep sabahlari olurdu . Q can kurtaran tabi , o derslerin sabahi uyandiridi beni, ama ne uyandirma , o vakitler cep telefonu falan yok, bildigin ankesörlüde siraya miraya girer aradi canim benim. Peh ne emek ne eziyet  yahu! Yine saptim konudan , esasen burada 90 larin sonunda  kurulan dostluklara dokunmak vardi ama derin mevzu , bu kafa ile yazsam ayip ederim hem 90 lara hem dostlarima diyerek ve  en kocamindan bir selam cakarak Milano`ya uzatmadan an`a geri dönerim.

Barbaros bulvarindan Yildiz a dogru yürüyoruz, karsidan da bölümden bir arkadas geliyor ama aglaya aglaya. Aglamak ne kelime bögüre bögüre geliyor. Bir kosu yanina gidiyoruz,

„Olm ne oldu? „
„Beaaaaueeeeee“ (*).
„ olm ne oldu yaaaa cildiracagim, anlatsana „
“Beaaaaueeeeee“
„Olm anlatsana yaaa, kafayi kiracagim??? “

Yok adami durduramiyoruz hönküre hönküre agliyor. O yukaridaki yildizi da ( *) neden koydum, bögüre bögüre aglama yaziya nasil dökülür bilemedim ondan. Olabildigince en  avazda bir aglama düsünün .  Yok Burcu ben yapamiyorum, olmuyor, olamiyor bir sekilde canlamandiramiyorum diyen seker kavanozlari , siz de bir zahmet youtube da “bögürerek aglayan adam muhsin yazin “ canim, böyle de bir kiyak geceyim size.  Aftersales degil miyiz iste, mevzu servis olunca sinir tanimiyoruz , mesleki refleks.

Neyse Barbaros a geri dönecek olursak , arkadas hala ayni modda, bizim sorularin ardi arkasi kesilmiyor

“Birine bir sey mi oldu, biri sana bir sey mi yapti , oooollllllllm ne olduuuuuuu yaaaaaaaa, anlatsana!!!!!! “

“ Bir sey yok Burcu , Beaaaaueeeeee, yani kardesini trafik kazasinda kaybedersin ya, öyle spesifik bir durum yok “

“ Alla alla yaa iyi misin ?”

“Beaaaaueeeeee , böyle birden aglamak geldi durduramiyorum kendimi, Beaaaaueeeeee”

“!!!”

“ O kadar kötüyüm ki anlatamam, durduramiyorum kendimi, Beaaaaueeeeee, en son dayanamadim eczaneye gittim, aglamayi kesen bir sey var mi dedim, bana bunu verdi , Beaaaaueeeeee „

Selpak vermis eczaci yaaaaa, yaraticiliga gel. Erdemimi Demirimi söyle bir kenara koyarsak , bence en yaratici eczacidir kendisi, alnindan öpülesi :) Selam olsun.

Biterken.... Bu abukluktan cikarilacak ders , az yaratici olun !  Böyle ders mi olur ya diyenlere  , valla ne deseniz haklisiniz. Ders mers yok o zaman , hala daha aklima geldiginde katilarak güldügüm anilarimdandir öylesine sizlerle de paylasayim dedim. 

Saglicakla kaliniz efen`m .  


P.S : Bir allahin kulu yok mudur aranizda bana Türkce klavye gönderecek yaw !
 Cok bedbahtim ! 



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 02. Aralik 2013)

********************************************************

29 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 19 // LOST IN TRANSLATION 2

LOST IN TRANSLATION 2_ “ADAM DEDIII TÜRKCE KONUSUYOR DEDIIII “

Esasen an itibari ile haril haril sene sonuna yetistirilmesi gereken katalog üzerine calisiyor olmam gerekiyor ama en sevdigim  “ hallleeeeedeeeriizzz “ hallerinde oldugumdan orali olmuyorum bi sekil .  Ha bu modun akabininde gelisen Yusuf Yusuf hallerini 34 sene 10 aylik hayatimda gayet net defalarca tecrübe etmeme ragmen hala akillanmamisim bodoslama ilerliyorum orasi ayri. Kendimi durduracak degilim! 

Efendim bugün yine bir Lost in Translation hikayesi var . Bu sefer Corlu`dan. Vakti zamaninda yine bir müsteri ziyareti kapsaminda Corlu `dayiz. Müsteri merkezi Hindistan `da olan bir müsteri, artik ne alakaysa Corlu`da da fabriklari var .  Agir reklamasyon sözkonusu, biz de bi cümle cözüm insanciklari olarak gitmisiz . Aramizdan  bir arkadas , kendisini bu vesile ile bir kez daha tebrik ediyorum , senelerdir Türkiye de calismasindan kelli, diger bi ton hemcinslerine tezat kendi kendine Türkce yi sökmüs bir Alman arkadas. O kaa ki , fikra bile anlatabilir Türkce. Tek sorun araya fazla „dedi“ koyar . Mesela „ben indirim verdi dedi sen kabul etmedi dedi „  „ben dedi olmaz dediiii „  . tadinda cümleler. Kendisi ile özdeslesdiginden ve cok sempatik buldugumuzdan  senelerdir uyarmayiz , öle devam eder . 

Neyse uzatmayayim gittik önce isletme müdüründen dinledik mevzuyu sonra kendisi detaylari aktarmasi icin bakim sefini cagirdi ki bende film orada koptu. Bakim sefi Hindistan`dan , basladi anlatmaya sorunlari, anlatiyor anlatmaasinaaaa amma ben zerre anlamiyorum. Bu ne acaip bir ingilizcedir diye  düsünüp,  mimiklerinden anlamaya calisiyorum , zinhar en ufak bir kopya yok, kafanin ve boyunun  da aldigi sekilleri göze alirsaniz bildigin sarki mirildaniyor gibi bir durum var ortada. Velhasili kelam  konusma bitiyor sira bize geliyor , cevap verecegiz ama , soru ne , selvi boylum al yazmalim sahnelerini aratmayan   bakislar benden diger arkadaslara , gözlerle haykirmak neyse onu yapiyorum ama aldigim cevap hesinden bomba :D

„Adam dediii Türkce konustu seninle   Burcu  „ :)

Bu hikayeden cikarilacak ders , gördügün her Hintli seninle Ingilizce konusacak diye bir kaide yok arkadasim, yerli yersiz sartlama kendini .


Coming Soon : Fenerbahce dedigin....



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 29. Kasim 2013)

********************************************************

26 Kasım 2013 Salı

ABUKLUKLAR SILSILESI 18 // ALKOL VAR MI HOCAM?

ALKOL VAR MI HOCAM 

Selaaaaaaaam kasimin bile bezdiremedigi  ici disina tasan güzel insanlar , selaaam  paprikalarin tüm biberleri, plazalarin gülleri ve cümle seker kavanozlari! Ayagimin tozu ile geldigim Nürnbergden size selam size selam size selam getirmiseeeeeemm. Isbu Nürnberg gezim kapsaminda tarihin derinliklerine ittigim bir sürü abuklugun tekrar su üstüne cikmasi sebebi  ile yepisyeni abukluklar silsilesi ile karsinizdayim monsieurlar , matmazeller.
Baslamadan... Önce bir kahramanlarimizi adlandiralim derim . Kahraminimiz, dogma büyüme Nürnbergli , ben diyim 40 siz diyin 60, o kaa farketmiyor yani yasi , sacina düstügü ak ile tosladigi duvar sayisi ters orantili , suya sabuna sadece gerektigi anda  dokunan, corap üstü sandaleti ile cümle Alamanya ofislerinin olmazsa olmazlarindan en bii nöööööörd , en bi Haaaans en biiii iletisim yoksunu mühendislerinden oldugundan  kendisine  Daniel Denyo adini uygun buldum. Hee daha güzel bir isim bulunamazmiydi, pek tabii ki ama bu sogukta benden anca bu kadar .
Simdi efen`m, pek cogunuzun bildigi üzere , vakti zamaninda Burcu kulunuz, iki arkasiyla beraber  ismi -dalga gecmiyorum , gercekten-  beyaz fil olan bir proje kapsaminda calistigi kurumun mabedine , alti ayligina egitime gönderilmisti. Projenin detaylarini vermiyorum ama beyaz fil avlamak olarak geciyordu isimiz, e abukluk isminden basliyor tabe ,  ilkokul zamaninda bile sahit olmadigim duvara yapistirilan fil resimleri ile dolu bir ofis, bugün kac tane fil öldürdünüz diye soran bir müdür de bonusuydu bu projenin.
Bunlara hadi bir sekilde katlaniyorduk da, en katlanilmazi , her sabah tükenmeyen , degismeyen  muhabbetlerine maruz kaldigimiz bu  Daneil Denyo ve saz arkadaslariydi. Esasen ben hic orali olmazdim ama acik ofis ve ekipteki ismini vermek istemedigim gayet de deger empatik insan  sagolsun , payimiza düsen kismini aliyorduk mütemadiyen, her sabah ayni dozda kendilerinden. Biri hava durumunu verirdi misal, bugün hava bulutlu ama ogleden sonra su kaa dakka günes cikacak, hissedilen sicaklik bu, yarin da su seviyelerde olacak etc. Abartmiyorum her sabah!!!! Calisip geliyordu adam ! Biri bisiklet turlarini anlatir, hayir karsisindaki üc tipin sporla uzaktan yakindan alakasi yok, neden niye sorgulamadi deli gönül o zaman , aval aval dinledi. Bir ücüncüsü ki bu Daniel olur, bikmadan Nürnberg ve civarindaki barlari anlatirdi. Burda suraya gidilir, shu icilir ,  yok buranin bu kokteyli meshur , idi da bidi.
Uzatmayayim, yine günlerden bir gün bu üc sekil sira ile bizim yoncaya geldiler, rutin muhabbetlerini yaptilar . Tam gidiyorlardi ki Daniel dönüp bizim empatik arkadasa , Alkol aliyorsun degil mi diye sordu ???!!! Ulan aradan üc hafta gecmis, her sabah bik bik bik beynimizi yemisin o bar sole bu bar böle , bu soru da neyin nesi diye atar yaparaktan, icmiyor o yüzüyor alkolde dedim. Piiiiii demez olaydim , adam bi saat suyun kaldirma kuvveti ile alkolun kadirma kuvvetini karsilatirdi , ölctü bicti , koydu cikardi , en nihayetinde alkolde de yüzülebilecegi sonucuna vararak aramizdan uzaklasti. Bildigin  bi on dakika cit cikmadi ücümüzden , öle kalakaldik. Oldu valla !
Bu hikayeden cikarilacak ders, bazi Almanlara saka yapilmaz , cok mu icinizden geldi , kendinizi durduramiyor musunuz, yapin ama akabininde olay yerini derhal terk edin. Sonrasonda maruz kalacaginiz sey bilinc altinize isleyip, ekoseli tayyip fantezilerinden  daha kötü kabuslara  mal olabilir. Benden sölemesi.   
Biterken, entegrasyon süercini tamamlamis 1. Kusak gurbetci olaraktan bir havadan sudan havadisle bitireyim mevzuyu. Bugün ilk kar düstü aci vatan Alamanya ya :P

Öpüldünüz efendim, sevgi ile kalin sag kalin , bir de firsat bulursaniz esen kalin! 



********************************************************


********************************************************

24 Kasım 2013 Pazar

ABUKLUKLAR SILSILESI 17 // KARDESTEN..... EN ABUK MISAFIR

KARDESTEN..... EN ABUK MISAFIR

Bir abuklukta benden olsun. Sene 2009 ablamın Ataköyde yaşadığı zamanlar. Ben de o sıralar onun evinde kalıyorum ama 2 gün kalıyorsam 5 gün dışardayım. Günlerden birgün gecenin bir vakti eve gelmişim ve odamda beni andıran kıvırcık saçlı benim kıyafetlerimi giyen bilgisayarımı kullanan biri var. Kapıda dikildim ona bakıyorum. Kim ki bu? Kim gerçekten? Baya bir süre çantam sırtımda kıza bakmaya devam ettim. Meraktan ölüyorum. Ne kadar zamandır benim odamda? Niye benim eşyalarımı kullanıyor? Ablam acaba eve çok gelmiyorum diye bana benzeyen birini mi eve aldı. Yoksa ex’inin mi tanıdığı? Bir de beni gördü ama tepki vermiyor. Sanki çok normalmiş gibi. 

Ablam geldiğimi duymuş kalktı yanıma geldi: ‘Tanıştırayım Ayşe, İTÜ elektrik mühendisliğinde okuyor, kurstan arkadaşım bizde kalıcak’ dedi ve yattı. Benimde yatmam lazım sabahın köründe dersim var. Pijamalarımı giydim yatağa girdim. Kız hala bilgisayarda bişiler yapıyor. Kibarca ima ettim yatmam gerekiyor bla bla dersim var falan. Yok hatun tınlamıyor. Hatta bana bilgisayarla ilgili bişiler sormaya kalktı. Yorgunum, uykum var diye ajitasyon yapıyorum. O zaman Burcu’ya sorarım dedi. Ya dedim; napıyorsun uyuyo hatun yarın işe gidecek bence sende git salona yat. Hatun odamdan gitmiyor. En son ışığı söndürdüm. Ertesi gün ablam kızı benim peşime taktı beraber İTÜ’ye gittik. Akşam kaçta eve döneceğimi sordu bana belli olmaz dedim. Yuvarlak cevaplarla kızı yanımdan gönderdim. ablamı arayıp kızın kaç gün kalacağını sordum? O da bilmiyordu. Nitekim bir 3 gün daha eve uğramadım sınavım vardı. Neyse haftasonu eve bi gittim hatun yine evde aynı pozisyonda. Soran gözlerle ablama bakıyorum. 

Gördüğüm şey hoşuma gitmedi diyemem artık ablamda kıza gıcık olmuş. Bir başbaşa kalıp hikayeyi öğrenemenin verdiği ızdırapla, kıza ertesi gün gitmesi gerektiğini Çınarcık’a gideceğimizi söylüyoruz. Kız ben evde kalırım sorun değil gibi şeyler geveledikten sonra onu ikna ediyoruz ve ertesi gün gidiyor. Ama eşyalarının bir kısmını evde bırakmış halde. Meğerse ablam kurstayken kızla empati kurmuş o da elektrik mühendisi diye. Bir şeye ihtiyacın olursa söyle çekinme demiş. O da aylar sonra arayıp bir kaç gün sende kalabilir miyim demiş. Ablam safıda heralde çok kötü durumdaki beni arıyor falan diye düşünüp iş yerinin adresini (Şişli) vermiş. İş çıkışında buluşup eve geçmişler. Sonraki günler her sabah ablamla işe gitmiş. Her akşamda eve beraber dönmüşler. 

Bir aksam kiz arabada arka koltukta oturuyor, ablam da söförün müyüm kizim yanima otursana deyince kız yok ben böyle iyiyim, sen zaten şoför değil misin gibi birşey deyip ablamı çıldırtıyor. Bu ve bunun benzeri bi ton abukluk vesselam. Misal aynı kişi ablam ve ex eşi uyurken odaya girip ütü yapıyor. Baya değişik hatundu. Eşyalarını bıraktığı için bir kaç hafta araba bagajında taşımıştı ablam, eve geri gelmesin diye. Neyse yıllar sonra bi gün metroda karşılaştım ablamın iş değiştirdiğini söyledi. Eski telefonunuda başka biri kullanıyor, ona ulaşabileceğim bi numara var mı diye sordu. Sonrası topuk.



***********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

***********************************************************

22 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 16 // ERLANGEN

ERLANGEN 

Hah alın size son dakika abukluğu, sıcak sıcak 

Trendeyim , Nürnberg e doğru gidiyorum , Feankfurt ta bir abi bindi trene geldi karşıma oturdu , telefonu susmak bilmedi her üç cümlenin birinde de Erlangen geçiyor. Kapatınca teli gereksiz bir göz göze gelme durumu oldu , sonrasında salak bir soru patlatman gereken durumlardan hani , ben de keko bir şekilde sordum 

-Erlangen da mı oturuyorsunuz ? 

-Evet :)

- orada mı çalışıyorsunuz peki ? 

- evet

- o zaman kesin Siemens çalışanısınız?!

- hayır ama siemensle de çalışıyoruz

- aa nerde çalışıyorsunuz peki ?

- kilisede!!!

Ahahahaha , papazi bulmak  bu olsa gerek. Neyse ben kaşındım ama :)



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

********************************************************




21 Kasım 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 15 // KANKADAN ...

KANKAM BENIM YAAA, SIKISTIGIMI ANLAYINCA 15. YÜ KENDISI YAZMIS :))) SEVIYOREEE SENI!!!


burcunun abukluklar silsilesine katkım olsun  (no 15 olabilir mesela)



Sene 1994 – 1995 zannedersem (yazarken ürktüm, harbiden eşek kadar olmuşuz yane) 

Garip ruh halleri, depresif mi olsak manik mi takılsak bilemiyoruz, soğuk sütün içine nescafe üzerine azcık muz likörü favorilerimizden, ayılsak mı bayılsak mı diye karar veremediğmiz akşamlar , ve tabiki kurtuluştaki güzel evde geçen enteresan geyikler.. Bir de öys diye bir hikaye vardı, her yaptığımız saçmalığı ve her ruh halimizi öys nin üzerimizde yarattığı baskıyla açıklardık... (üzerimizde kurduğu tek baskı o alkollü kafayla sabahın köründe dersaneye ne bok yemeye gidicem baskısıydı, o ayrıııı) Favori cümlemiz tümcemiz her ne ise “Ayak üstünde kızarmadan bozarmadan 2000 yalan atabilmek” wooow.. iddaaaya gel yahu!!!



Burcu unutkanlığın sınırlarını zorlamakta, sürekli kalem kaybediyor o dönemler, bu konuda uç noktada pimpirikli olan anacığı da sürekli kalem tedariki sağlıyor kendisine.. kalemler de en kralından “rotring”.. Bir gün sinirleniverdi burcunun annecik, aldı ikimizi karşısına, başladı burcuya sövmeye, ben de kanka kontenjanından gani gani yedim lafları, kafasındaki tek sabit düşünce biz birşey kullanıyoruz, o yüzden burcu bu kadar unutkan, kesinlikle normal değil bu haller.. Annecik 1 saat konuştu anlattı endişelerini dile getirdi.. İnsan ol duygulan di mi.. değil abi, alabildiğine piç kafayız o zamanlar.. ben açtım kolumu, kolumdaki morluğu gösterdim, dedim ki sorma burcunun anneciği, fena sardık bu işe, artık itiraf edelim (kolumu çaydanlık buharıyla mı ne yakmıştım o zamanlar, iyileşti ama bi leke kaldı, hala da vardır, o zamanlar tam mosmordu) Hayatımızda görüp görebileceğimiz en korku dolu gözlerle karşılaştık o anda, 3 sn sonra hemen kahkahayı basıp “yok öyle bişi, saçmalama” seansına başladık ama annecik bu, endişe bombası, zor sakinleşti..



Kurtuluş hikayeleri devam, bu sefer sanıyorum ikinci kurtuluş evindeyiz, sürekli beraber kalıyoruz, gece uyumadan önce derin sohpetler, dinden gir politikadan çık, insanlığın varoluşuna git, her öğrendiğini sorgula vs dönemleri.. burcunun bünye bu kadar sorgulamaya tepki verdi, burcu&ben ve burcunun karabasanları şeklinde geceler geçiyor ve tabii zor geceler, sabahları ağzımda bir topukla uyanma&boğulabilme riskime rağmen burcuyla beraber yatıyorum.. yine böyle bir akşamdı sanıyorum çığlıklarla uyandık vs.. ve nerden aklımıza geldiyse yatakta bir sigara yaktık.. burcuya da sigara içerken bırak küllüğü leğen versen yine de o külü dışarı atabilyor, ayrı bir yetenek kendisininki.. ve tabi yine başarmış, bizim çarşaf sen yan, na kocaman bi delik açıl!!! Biz farkında değiliz bu durumun, öğrenme şeklimiz o an için pek acı.. ama hala hatıradıkça kahkahalar atarım.. Efen’m ertesi gün burcunun anneciği eve gelir, yataktaki deliği farkeder, ilk işi kimi arar, demet’in anneciğini.. Telefondaki ilk cümle.. “demetin anneciği hanım, bunlar lezbiyen”.. sessizlik... “yatakta sigara içmişler”.. sessizlik.. cvp geliyor.. “neeeee, sigara mı içmişşşşşleeeer????”... “eveeeettt yataktaaaaaa”.. sessizlik... “sigara mı içiyorlar..”... sessizlik... “lezbiyenleeeer”.... ve bunun burcuyla bana geri dönüşünü düşünün sevgili dostlar, o zamanlar en az 1 aylık gerginliğe sebebiyet vermişti ailelerle.. ama sonrasında sadece kahkahaları coşturdu.. 

Burcu abukluklar silsilesine başladığında bana yaşadığımız en abuk şeyleri sordu, ben de garip bir insanım işte, bana herşey normal, herşey olabilir kafasındayım, bana o soruyu sorduğu günden beri kendimi zorluyorum, aslında düşünüyorum da, ya herşey abuktu biz normaldik, ya da herşey normaldi, biz abuktuk... —



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 21. Kasim 2013)



********************************************************


  • BurcuYAAAAAAAA SEN CANSIN BEAAAA




ABUKLUKLAR SILSILESI 14 // PANDA MIYIM LA YOKSA BEN?

 PANDA MIYIM LA YOKSA  BEN?

UUUUU beybi, kasimin 21 i olmus , ben daha 13 tane yazabilmisim . Bir sonraki abukluga 24 numara verip 10 taneyi atlamak ve/veya 10 abukluk  bedelinde iki manita hikayesi patlatarak 35 I tamamlama tilkilikleri kafamda fir dönüyorken , kuyruklari birbirine degince kendime geldim. Olmaz öle sey dedim, sözüm söz , su hayatta kendime ilk defa bir söz vermisim tutulacak o .

O zaman hemen söz verilmis hikayelerden biri ile basliyalim dedim. Simdi efen`m „ Panda“, hem siyah hem beyaz hem asyali olarak  esasen en global bi ko kaa da  sevimli bir mahlukat tabe, benzetildiginde gocunulacak bir sey olmamasi lazim normalde emme benim kompleks bi baska, tek derdim kendisinin göz yapisi ile. Malumunuz cok kücük yaslardan beri , benim gözlerin alti hatta birak altini  uzunca bir zamandir  üstü de mosmordur. Gidilmedik doktor , estetisyen kalmamistir ama genetik bir durummus, modernim tibbim bir care bulana kadar buna, annem ve kankamin bitmek bilmeyen deneylerine maruz kalacaga benziyorum. :P Bazen o kaaa abartir ki bu morluk kendini panda halt eder yanimda. Basima da gelmedik sey kalmamistir bu yüzden. Ben bile bazen kendimden süphe ederim, ulan acaba gercekten bir sey kullaniyor muyum diye.

Hatirladigim en eski hikaye , unutkanliklarimla meshur oldugum lise yillarinda, bir subat ayinin ortasinda eve montsuz gelmem, ve bunu  annem sordugunda farketmem , akabininde de olayin gözlerimin altindaki morluklarla bagdastirilarak doktora gidilmesi. Daha da abugu calistigim kurumlardan birinde görevine apar topar son verilen genel müdürün odasi basilip , personel dosyalarinin incelenmesinde benim dosyamda , kendisinin özgecmisim üzerine aldigi notlari bulmamiz. Adam iki saat süren is görüsmesinde sormadik soru birakmamis, hatta sonrasinda pek cok kez andigimiz ve her andigimizda koptugumuz Almanca biliyor taklidi bile yapmis olmasina ragmen gel gör ki, koskaca görüsmede su notu da yazmayi ihmal etmemis,

„ Gözlerinin altinda mor halkalar var ???“ :) :)  

O üc soru isaretini daha sonraki dönemde kendince cevaplayabilmisti bilmiyorum ama „??? „ bendeki panda kompleksinin miladidir efenm . Aynen söle ??? Panda miyim la yoksa ben???

Yine bir baska hikaye de baska bir kurumda sirket doktorundan. O dönem yeni ise baslamisim , insan kaymaklari da benden saglik raporu istemis, Ataköy- Gebze – Macka hattinda mekik dokudugum günler, kafayi kasimaya vakit bulamiyorum, doktor doktor gezicem de saglik raporu alacagim, piiii olacak is degil.  Benim Ex  de Samatya da asistanlik yapiyor o vakit. Bir sabah erken kalkalim ise gitmeden hastaneye gel, kan örneklerini aliriz , gerisini ben hallederim diyince, eywallah demek düstü , verdik kani, cektirdik filmi  , aldik 3 günün sonunda raporu, götürdük teslim ettik insanin kaymagina. Ettik etmesine de , saglik raporu yerine acaip heyet raporu gibi bir sey teslim etmisim herhal , sirket doktorunun dikkatini cekmis, görüsmeye cagirdi.Amanin dahiliyenin ne kaa alt dali varsa, azizim sagolsun hepsinden bir seyler ilistirmis dosyaya, eee gününü forza ve vitamin ile yazmakla egleyen sirket doktoru icin bulunmaz hint kumasi tabe , adamcagiz belki intern zamanlarindan beri ilk kez karsiliasiyor bazi testlerle oturup calismis resmen hepsine. 

Neyse uzatmayayim , rutin muhayene modundan , dersine calisan doktor konuyu bir sekilde troide getirdi. Dedi bu bu ve su  testleriniz de lazim, troid hastasi olmanizdan süphe ediyorum. Alla alla dedim nerden cikti, gözlerinizden dedi. AAA dedim ben morluklari kast ediyorsunuz, yok yok  o genetik bir durum o, korkulacak bir sey yok diyordum ki , dedi yok beni endiselndiren sekli. E peki getiriz dedim demesine de , icim icimi yiyor , yaaa bu adam ne demek istedi sekli falan, bir de iki elini gözlerinin yanina getirerek göstererek söyleyince iyice bir merak basti. Eve gider gitmez ilk is exe troid hastasi gözü nasil olur diye sormak oldu. Cevap beni benden aldi götürdü, Sedat Bucak gibi mesela :) ohannes dedim, adam resmen bana firtlak göz dedi. Gerci ayni doktor, daha sonraki nefes alma sikintimla ilgili ziyarteimde, sizin burnunuzda bir sorun var, burnunuzu baktirmaniz lazim, sesiniz hIm hIm, diyince , kendisinin benimle ilgili sorunu oldugunu anlamistim amma sayesinde kompleksim daha da bir güclenmisti o ayri. Artik sadece morluklari degil, seklini ve sesimi de takar oldum !! 35 te bunu yenebilecekmiyiz  görecegiz dedi kör adam.  

Biterken, bu abuk hikayeden cikarilacak ders, insanarin dis görünüsleri ile dalga gecmeyin . Yazik!!!


Coming soon : SOYADIMI DEGISTIRMEYEN INSAN KAYNAKLARI


****************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 21. Kasim 2013)

****************************************************