26 Kasım 2013 Salı

ABUKLUKLAR SILSILESI 18 // ALKOL VAR MI HOCAM?

ALKOL VAR MI HOCAM 

Selaaaaaaaam kasimin bile bezdiremedigi  ici disina tasan güzel insanlar , selaaam  paprikalarin tüm biberleri, plazalarin gülleri ve cümle seker kavanozlari! Ayagimin tozu ile geldigim Nürnbergden size selam size selam size selam getirmiseeeeeemm. Isbu Nürnberg gezim kapsaminda tarihin derinliklerine ittigim bir sürü abuklugun tekrar su üstüne cikmasi sebebi  ile yepisyeni abukluklar silsilesi ile karsinizdayim monsieurlar , matmazeller.
Baslamadan... Önce bir kahramanlarimizi adlandiralim derim . Kahraminimiz, dogma büyüme Nürnbergli , ben diyim 40 siz diyin 60, o kaa farketmiyor yani yasi , sacina düstügü ak ile tosladigi duvar sayisi ters orantili , suya sabuna sadece gerektigi anda  dokunan, corap üstü sandaleti ile cümle Alamanya ofislerinin olmazsa olmazlarindan en bii nöööööörd , en bi Haaaans en biiii iletisim yoksunu mühendislerinden oldugundan  kendisine  Daniel Denyo adini uygun buldum. Hee daha güzel bir isim bulunamazmiydi, pek tabii ki ama bu sogukta benden anca bu kadar .
Simdi efen`m, pek cogunuzun bildigi üzere , vakti zamaninda Burcu kulunuz, iki arkasiyla beraber  ismi -dalga gecmiyorum , gercekten-  beyaz fil olan bir proje kapsaminda calistigi kurumun mabedine , alti ayligina egitime gönderilmisti. Projenin detaylarini vermiyorum ama beyaz fil avlamak olarak geciyordu isimiz, e abukluk isminden basliyor tabe ,  ilkokul zamaninda bile sahit olmadigim duvara yapistirilan fil resimleri ile dolu bir ofis, bugün kac tane fil öldürdünüz diye soran bir müdür de bonusuydu bu projenin.
Bunlara hadi bir sekilde katlaniyorduk da, en katlanilmazi , her sabah tükenmeyen , degismeyen  muhabbetlerine maruz kaldigimiz bu  Daneil Denyo ve saz arkadaslariydi. Esasen ben hic orali olmazdim ama acik ofis ve ekipteki ismini vermek istemedigim gayet de deger empatik insan  sagolsun , payimiza düsen kismini aliyorduk mütemadiyen, her sabah ayni dozda kendilerinden. Biri hava durumunu verirdi misal, bugün hava bulutlu ama ogleden sonra su kaa dakka günes cikacak, hissedilen sicaklik bu, yarin da su seviyelerde olacak etc. Abartmiyorum her sabah!!!! Calisip geliyordu adam ! Biri bisiklet turlarini anlatir, hayir karsisindaki üc tipin sporla uzaktan yakindan alakasi yok, neden niye sorgulamadi deli gönül o zaman , aval aval dinledi. Bir ücüncüsü ki bu Daniel olur, bikmadan Nürnberg ve civarindaki barlari anlatirdi. Burda suraya gidilir, shu icilir ,  yok buranin bu kokteyli meshur , idi da bidi.
Uzatmayayim, yine günlerden bir gün bu üc sekil sira ile bizim yoncaya geldiler, rutin muhabbetlerini yaptilar . Tam gidiyorlardi ki Daniel dönüp bizim empatik arkadasa , Alkol aliyorsun degil mi diye sordu ???!!! Ulan aradan üc hafta gecmis, her sabah bik bik bik beynimizi yemisin o bar sole bu bar böle , bu soru da neyin nesi diye atar yaparaktan, icmiyor o yüzüyor alkolde dedim. Piiiiii demez olaydim , adam bi saat suyun kaldirma kuvveti ile alkolun kadirma kuvvetini karsilatirdi , ölctü bicti , koydu cikardi , en nihayetinde alkolde de yüzülebilecegi sonucuna vararak aramizdan uzaklasti. Bildigin  bi on dakika cit cikmadi ücümüzden , öle kalakaldik. Oldu valla !
Bu hikayeden cikarilacak ders, bazi Almanlara saka yapilmaz , cok mu icinizden geldi , kendinizi durduramiyor musunuz, yapin ama akabininde olay yerini derhal terk edin. Sonrasonda maruz kalacaginiz sey bilinc altinize isleyip, ekoseli tayyip fantezilerinden  daha kötü kabuslara  mal olabilir. Benden sölemesi.   
Biterken, entegrasyon süercini tamamlamis 1. Kusak gurbetci olaraktan bir havadan sudan havadisle bitireyim mevzuyu. Bugün ilk kar düstü aci vatan Alamanya ya :P

Öpüldünüz efendim, sevgi ile kalin sag kalin , bir de firsat bulursaniz esen kalin! 



********************************************************


********************************************************

24 Kasım 2013 Pazar

ABUKLUKLAR SILSILESI 17 // KARDESTEN..... EN ABUK MISAFIR

KARDESTEN..... EN ABUK MISAFIR

Bir abuklukta benden olsun. Sene 2009 ablamın Ataköyde yaşadığı zamanlar. Ben de o sıralar onun evinde kalıyorum ama 2 gün kalıyorsam 5 gün dışardayım. Günlerden birgün gecenin bir vakti eve gelmişim ve odamda beni andıran kıvırcık saçlı benim kıyafetlerimi giyen bilgisayarımı kullanan biri var. Kapıda dikildim ona bakıyorum. Kim ki bu? Kim gerçekten? Baya bir süre çantam sırtımda kıza bakmaya devam ettim. Meraktan ölüyorum. Ne kadar zamandır benim odamda? Niye benim eşyalarımı kullanıyor? Ablam acaba eve çok gelmiyorum diye bana benzeyen birini mi eve aldı. Yoksa ex’inin mi tanıdığı? Bir de beni gördü ama tepki vermiyor. Sanki çok normalmiş gibi. 

Ablam geldiğimi duymuş kalktı yanıma geldi: ‘Tanıştırayım Ayşe, İTÜ elektrik mühendisliğinde okuyor, kurstan arkadaşım bizde kalıcak’ dedi ve yattı. Benimde yatmam lazım sabahın köründe dersim var. Pijamalarımı giydim yatağa girdim. Kız hala bilgisayarda bişiler yapıyor. Kibarca ima ettim yatmam gerekiyor bla bla dersim var falan. Yok hatun tınlamıyor. Hatta bana bilgisayarla ilgili bişiler sormaya kalktı. Yorgunum, uykum var diye ajitasyon yapıyorum. O zaman Burcu’ya sorarım dedi. Ya dedim; napıyorsun uyuyo hatun yarın işe gidecek bence sende git salona yat. Hatun odamdan gitmiyor. En son ışığı söndürdüm. Ertesi gün ablam kızı benim peşime taktı beraber İTÜ’ye gittik. Akşam kaçta eve döneceğimi sordu bana belli olmaz dedim. Yuvarlak cevaplarla kızı yanımdan gönderdim. ablamı arayıp kızın kaç gün kalacağını sordum? O da bilmiyordu. Nitekim bir 3 gün daha eve uğramadım sınavım vardı. Neyse haftasonu eve bi gittim hatun yine evde aynı pozisyonda. Soran gözlerle ablama bakıyorum. 

Gördüğüm şey hoşuma gitmedi diyemem artık ablamda kıza gıcık olmuş. Bir başbaşa kalıp hikayeyi öğrenemenin verdiği ızdırapla, kıza ertesi gün gitmesi gerektiğini Çınarcık’a gideceğimizi söylüyoruz. Kız ben evde kalırım sorun değil gibi şeyler geveledikten sonra onu ikna ediyoruz ve ertesi gün gidiyor. Ama eşyalarının bir kısmını evde bırakmış halde. Meğerse ablam kurstayken kızla empati kurmuş o da elektrik mühendisi diye. Bir şeye ihtiyacın olursa söyle çekinme demiş. O da aylar sonra arayıp bir kaç gün sende kalabilir miyim demiş. Ablam safıda heralde çok kötü durumdaki beni arıyor falan diye düşünüp iş yerinin adresini (Şişli) vermiş. İş çıkışında buluşup eve geçmişler. Sonraki günler her sabah ablamla işe gitmiş. Her akşamda eve beraber dönmüşler. 

Bir aksam kiz arabada arka koltukta oturuyor, ablam da söförün müyüm kizim yanima otursana deyince kız yok ben böyle iyiyim, sen zaten şoför değil misin gibi birşey deyip ablamı çıldırtıyor. Bu ve bunun benzeri bi ton abukluk vesselam. Misal aynı kişi ablam ve ex eşi uyurken odaya girip ütü yapıyor. Baya değişik hatundu. Eşyalarını bıraktığı için bir kaç hafta araba bagajında taşımıştı ablam, eve geri gelmesin diye. Neyse yıllar sonra bi gün metroda karşılaştım ablamın iş değiştirdiğini söyledi. Eski telefonunuda başka biri kullanıyor, ona ulaşabileceğim bi numara var mı diye sordu. Sonrası topuk.



***********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

***********************************************************

22 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 16 // ERLANGEN

ERLANGEN 

Hah alın size son dakika abukluğu, sıcak sıcak 

Trendeyim , Nürnberg e doğru gidiyorum , Feankfurt ta bir abi bindi trene geldi karşıma oturdu , telefonu susmak bilmedi her üç cümlenin birinde de Erlangen geçiyor. Kapatınca teli gereksiz bir göz göze gelme durumu oldu , sonrasında salak bir soru patlatman gereken durumlardan hani , ben de keko bir şekilde sordum 

-Erlangen da mı oturuyorsunuz ? 

-Evet :)

- orada mı çalışıyorsunuz peki ? 

- evet

- o zaman kesin Siemens çalışanısınız?!

- hayır ama siemensle de çalışıyoruz

- aa nerde çalışıyorsunuz peki ?

- kilisede!!!

Ahahahaha , papazi bulmak  bu olsa gerek. Neyse ben kaşındım ama :)



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

********************************************************




21 Kasım 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 15 // KANKADAN ...

KANKAM BENIM YAAA, SIKISTIGIMI ANLAYINCA 15. YÜ KENDISI YAZMIS :))) SEVIYOREEE SENI!!!


burcunun abukluklar silsilesine katkım olsun  (no 15 olabilir mesela)



Sene 1994 – 1995 zannedersem (yazarken ürktüm, harbiden eşek kadar olmuşuz yane) 

Garip ruh halleri, depresif mi olsak manik mi takılsak bilemiyoruz, soğuk sütün içine nescafe üzerine azcık muz likörü favorilerimizden, ayılsak mı bayılsak mı diye karar veremediğmiz akşamlar , ve tabiki kurtuluştaki güzel evde geçen enteresan geyikler.. Bir de öys diye bir hikaye vardı, her yaptığımız saçmalığı ve her ruh halimizi öys nin üzerimizde yarattığı baskıyla açıklardık... (üzerimizde kurduğu tek baskı o alkollü kafayla sabahın köründe dersaneye ne bok yemeye gidicem baskısıydı, o ayrıııı) Favori cümlemiz tümcemiz her ne ise “Ayak üstünde kızarmadan bozarmadan 2000 yalan atabilmek” wooow.. iddaaaya gel yahu!!!



Burcu unutkanlığın sınırlarını zorlamakta, sürekli kalem kaybediyor o dönemler, bu konuda uç noktada pimpirikli olan anacığı da sürekli kalem tedariki sağlıyor kendisine.. kalemler de en kralından “rotring”.. Bir gün sinirleniverdi burcunun annecik, aldı ikimizi karşısına, başladı burcuya sövmeye, ben de kanka kontenjanından gani gani yedim lafları, kafasındaki tek sabit düşünce biz birşey kullanıyoruz, o yüzden burcu bu kadar unutkan, kesinlikle normal değil bu haller.. Annecik 1 saat konuştu anlattı endişelerini dile getirdi.. İnsan ol duygulan di mi.. değil abi, alabildiğine piç kafayız o zamanlar.. ben açtım kolumu, kolumdaki morluğu gösterdim, dedim ki sorma burcunun anneciği, fena sardık bu işe, artık itiraf edelim (kolumu çaydanlık buharıyla mı ne yakmıştım o zamanlar, iyileşti ama bi leke kaldı, hala da vardır, o zamanlar tam mosmordu) Hayatımızda görüp görebileceğimiz en korku dolu gözlerle karşılaştık o anda, 3 sn sonra hemen kahkahayı basıp “yok öyle bişi, saçmalama” seansına başladık ama annecik bu, endişe bombası, zor sakinleşti..



Kurtuluş hikayeleri devam, bu sefer sanıyorum ikinci kurtuluş evindeyiz, sürekli beraber kalıyoruz, gece uyumadan önce derin sohpetler, dinden gir politikadan çık, insanlığın varoluşuna git, her öğrendiğini sorgula vs dönemleri.. burcunun bünye bu kadar sorgulamaya tepki verdi, burcu&ben ve burcunun karabasanları şeklinde geceler geçiyor ve tabii zor geceler, sabahları ağzımda bir topukla uyanma&boğulabilme riskime rağmen burcuyla beraber yatıyorum.. yine böyle bir akşamdı sanıyorum çığlıklarla uyandık vs.. ve nerden aklımıza geldiyse yatakta bir sigara yaktık.. burcuya da sigara içerken bırak küllüğü leğen versen yine de o külü dışarı atabilyor, ayrı bir yetenek kendisininki.. ve tabi yine başarmış, bizim çarşaf sen yan, na kocaman bi delik açıl!!! Biz farkında değiliz bu durumun, öğrenme şeklimiz o an için pek acı.. ama hala hatıradıkça kahkahalar atarım.. Efen’m ertesi gün burcunun anneciği eve gelir, yataktaki deliği farkeder, ilk işi kimi arar, demet’in anneciğini.. Telefondaki ilk cümle.. “demetin anneciği hanım, bunlar lezbiyen”.. sessizlik... “yatakta sigara içmişler”.. sessizlik.. cvp geliyor.. “neeeee, sigara mı içmişşşşşleeeer????”... “eveeeettt yataktaaaaaa”.. sessizlik... “sigara mı içiyorlar..”... sessizlik... “lezbiyenleeeer”.... ve bunun burcuyla bana geri dönüşünü düşünün sevgili dostlar, o zamanlar en az 1 aylık gerginliğe sebebiyet vermişti ailelerle.. ama sonrasında sadece kahkahaları coşturdu.. 

Burcu abukluklar silsilesine başladığında bana yaşadığımız en abuk şeyleri sordu, ben de garip bir insanım işte, bana herşey normal, herşey olabilir kafasındayım, bana o soruyu sorduğu günden beri kendimi zorluyorum, aslında düşünüyorum da, ya herşey abuktu biz normaldik, ya da herşey normaldi, biz abuktuk... 



********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 21. Kasim 2013)



********************************************************


  • BurcuYAAAAAAAA SEN CANSIN BEAAAA




ABUKLUKLAR SILSILESI 14 // PANDA MIYIM LA YOKSA BEN?

 PANDA MIYIM LA YOKSA  BEN?

UUUUU beybi, kasimin 21 i olmus , ben daha 13 tane yazabilmisim . Bir sonraki abukluga 24 numara verip 10 taneyi atlamak ve/veya 10 abukluk  bedelinde iki manita hikayesi patlatarak 35 I tamamlama tilkilikleri kafamda fir dönüyorken , kuyruklari birbirine degince kendime geldim. Olmaz öle sey dedim, sözüm söz , su hayatta kendime ilk defa bir söz vermisim tutulacak o .

O zaman hemen söz verilmis hikayelerden biri ile basliyalim dedim. Simdi efen`m „ Panda“, hem siyah hem beyaz hem asyali olarak  esasen en global bi ko kaa da  sevimli bir mahlukat tabe, benzetildiginde gocunulacak bir sey olmamasi lazim normalde emme benim kompleks bi baska, tek derdim kendisinin göz yapisi ile. Malumunuz cok kücük yaslardan beri , benim gözlerin alti hatta birak altini  uzunca bir zamandir  üstü de mosmordur. Gidilmedik doktor , estetisyen kalmamistir ama genetik bir durummus, modernim tibbim bir care bulana kadar buna, annem ve kankamin bitmek bilmeyen deneylerine maruz kalacaga benziyorum. :P Bazen o kaaa abartir ki bu morluk kendini panda halt eder yanimda. Basima da gelmedik sey kalmamistir bu yüzden. Ben bile bazen kendimden süphe ederim, ulan acaba gercekten bir sey kullaniyor muyum diye.

Hatirladigim en eski hikaye , unutkanliklarimla meshur oldugum lise yillarinda, bir subat ayinin ortasinda eve montsuz gelmem, ve bunu  annem sordugunda farketmem , akabininde de olayin gözlerimin altindaki morluklarla bagdastirilarak doktora gidilmesi. Daha da abugu calistigim kurumlardan birinde görevine apar topar son verilen genel müdürün odasi basilip , personel dosyalarinin incelenmesinde benim dosyamda , kendisinin özgecmisim üzerine aldigi notlari bulmamiz. Adam iki saat süren is görüsmesinde sormadik soru birakmamis, hatta sonrasinda pek cok kez andigimiz ve her andigimizda koptugumuz Almanca biliyor taklidi bile yapmis olmasina ragmen gel gör ki, koskaca görüsmede su notu da yazmayi ihmal etmemis,

„ Gözlerinin altinda mor halkalar var ???“ :) :)  

O üc soru isaretini daha sonraki dönemde kendince cevaplayabilmisti bilmiyorum ama „??? „ bendeki panda kompleksinin miladidir efenm . Aynen söle ??? Panda miyim la yoksa ben???

Yine bir baska hikaye de baska bir kurumda sirket doktorundan. O dönem yeni ise baslamisim , insan kaymaklari da benden saglik raporu istemis, Ataköy- Gebze – Macka hattinda mekik dokudugum günler, kafayi kasimaya vakit bulamiyorum, doktor doktor gezicem de saglik raporu alacagim, piiii olacak is degil.  Benim Ex  de Samatya da asistanlik yapiyor o vakit. Bir sabah erken kalkalim ise gitmeden hastaneye gel, kan örneklerini aliriz , gerisini ben hallederim diyince, eywallah demek düstü , verdik kani, cektirdik filmi  , aldik 3 günün sonunda raporu, götürdük teslim ettik insanin kaymagina. Ettik etmesine de , saglik raporu yerine acaip heyet raporu gibi bir sey teslim etmisim herhal , sirket doktorunun dikkatini cekmis, görüsmeye cagirdi.Amanin dahiliyenin ne kaa alt dali varsa, azizim sagolsun hepsinden bir seyler ilistirmis dosyaya, eee gününü forza ve vitamin ile yazmakla egleyen sirket doktoru icin bulunmaz hint kumasi tabe , adamcagiz belki intern zamanlarindan beri ilk kez karsiliasiyor bazi testlerle oturup calismis resmen hepsine. 

Neyse uzatmayayim , rutin muhayene modundan , dersine calisan doktor konuyu bir sekilde troide getirdi. Dedi bu bu ve su  testleriniz de lazim, troid hastasi olmanizdan süphe ediyorum. Alla alla dedim nerden cikti, gözlerinizden dedi. AAA dedim ben morluklari kast ediyorsunuz, yok yok  o genetik bir durum o, korkulacak bir sey yok diyordum ki , dedi yok beni endiselndiren sekli. E peki getiriz dedim demesine de , icim icimi yiyor , yaaa bu adam ne demek istedi sekli falan, bir de iki elini gözlerinin yanina getirerek göstererek söyleyince iyice bir merak basti. Eve gider gitmez ilk is exe troid hastasi gözü nasil olur diye sormak oldu. Cevap beni benden aldi götürdü, Sedat Bucak gibi mesela :) ohannes dedim, adam resmen bana firtlak göz dedi. Gerci ayni doktor, daha sonraki nefes alma sikintimla ilgili ziyarteimde, sizin burnunuzda bir sorun var, burnunuzu baktirmaniz lazim, sesiniz hIm hIm, diyince , kendisinin benimle ilgili sorunu oldugunu anlamistim amma sayesinde kompleksim daha da bir güclenmisti o ayri. Artik sadece morluklari degil, seklini ve sesimi de takar oldum !! 35 te bunu yenebilecekmiyiz  görecegiz dedi kör adam.  

Biterken, bu abuk hikayeden cikarilacak ders, insanarin dis görünüsleri ile dalga gecmeyin . Yazik!!!


Coming soon : SOYADIMI DEGISTIRMEYEN INSAN KAYNAKLARI


****************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 21. Kasim 2013)

****************************************************

15 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 13 // LOST IN TRANSLATION 1_ MEIN NAME IST ROT

    LOST IN TRANSLATION 1_  MEIN NAME IST ROT

Yaw 35 tane yazicaz dedik , olmadik is ustuste geldi . Haftalardir ondan once eve giremez olduk iyi mi. Bir damar damar üstüne binme durumlari var ama hadi bakalim hayirlisi . Neyse haftalardan sonra bugün eve görece erken geldim, bunu da bir abuklukla taclandirayim dedim sefgili can dostlarim, cefami ceken ex mesai arkadaslarim , alemlere aktiklarim , derin mevzularindan cikaramadiklarim, iki sigara muhebbetinden öteye gidemediklerim , paylasimlariyla cinlerimi tepeme cikarip yine de silmeye kiyamadiklarim ve fii zamanda tanisip bir sekilde birbirimizi burada eklemis olduklarim . Abuk hikayemiz , madem ki ufukta bir Zürich gezisi var , pek tabii ki de Zürich`ten.

Baslamadan ön bilgi , daha önceki yazilarimda da belirttigim üzere , anayasanin havada uctugu gün diplomasini alan taze mühendis olarak, akabininde baslayan is arama sürecinde kocaaa üc ay icerisinde bildigin sadece perpada bir is görüsmesi yapma serefine erisip , daha görüsmenin icindeyken , muhtesem bir aydinlanma yasayarak , ohannes Burcu KAC KAC KAC mottosuyla vakti zamaninda yurt disinda okuma karari almistim efen`m. E o vakit bilinen tek dil Almanca, o dilin konusuldugu cografya da malumunuz, basvurulan okullar da hali ile bi Amerika'da olmadi pek tabii.

Velhasiili kelam, Almanyaydi Isvicreydi derken, ETH dan kabulu alir almaz , 6 ay süren yazismalar ve konsoloslukla flörtler neticesinde bir Eylül ayinda kendimi Isvicre de buluverdim. Iyiki de buluvermisim, öyle ki ömrü hayatimin tek dogru kararidir . Orada gecen üc senemin bana kattiklarini hala daha yiyorum, uzunca bir zaman da yiyecege benziyorum 

Insani güzel, dogasi güzel , enerjisi güzel bir sehirdi , sehirdir Zürich. Her andigimda icimde halen tosbagalar tokusur .Hatta o kaa severim ki , biri Isvicre aksani ile konusmaya gelsin , aninda icim isinir , sipisinak severim kendisini, zira Almanca nin en sevdigim tonudur. Salt dilini degil , insanini da severim , ama en cok alcak gönüllü hallerini severim. Senelerce yasam standartlari en yüksek sehir olarak secilmelerine ragmen, Hauptbahnhofun ortasina dikdikleri devasa aynayi ve sampiyon sizsiniz yazisini kaale almazsak, böbürlendiklerini duymamisimdir 

Aksanini severim sevmesine de , ilk alti ay bana cektirdiklerini de yazmasam ayip ederim kendime . Bir kere dil her ne kadar Almanca olarak gecse de , ALAAAAAKAAASIII YOOK! Konuya Fransiz olanlara , anlamaniz acinizdan yazinin sonunda iki parca paylasacagim biri Almanca. Digeri Isvicre Almancasi , o kaa da hizmet de sinir tanimiyorum yani, biliniz, not ediniz, yarin olmasa da öbür gün kullaniniz .

Benim de Isvicre Almancasinda bir numarali hocam, o vakitler henüz 4 yasini doldurmamis günes parcasi , akrep yavrusu yegenim Vanessa. E hoca Vanessa olunca kapsam da Schwamkopf ve Sheela Ray ile kisitli:) hakkini yemiyeyim , ara ara cok derin mevzulara da girdigimiz olurdu , misal dinler üzerine cok saglam konusurduk, katolik müslüman yegenimle  Onu da anlatirim bir ara ama mevzu o degil simdi.

Anyway anyhow , ilk alti ay dialekt konusulan ortamlarda , konusulanin sadece yüzde onunu anlayip gerisinde hayal gücümü kullanarak dahil oluyordum muhabbetlere . Piiiiii, kimbilir kimleri nasil yanlis anladim , simdi düsünmek dahi istemiyorum , ama aklima gelen ilk örnek tren istasyonunda gelen gecenin bana „Hasch mal fuer? „ demesi, ve benim de ulan ben burada bir sey yapiyorum ve yaptigim sey yasak , millet de beni uyariyor ama ne yapiyorum laaayyyyn deyu deyu derin düsüncelere dalmam. Ha alti ayin sonunda olayin „ hast du mal feuer ? „ ( Atesin var mi ? ) oldugunu ögrendigimde kopusum on numara bes yildiz. 

Deginmeden edemeyecegim , tek Isvicre Almancasi degil , normal Almanca konustuklarinda da kendilerine özgü bir melodileri var sevdiceklerin, öle ki ilk kontagimda karsimdakine , yaaa sizin dil icin anlasilmaz deniyordu ama gayet de net anliyorum , sadece tonlama biraz farkli demisligim olmustur . Ha karsimdakinin anliyorsun , cünkü ben seninle Hoch Deutsch konusuyorum demesi , ve benim üzgünüm ama bu Hoch Deutsch degil demem de yemeyip yaninda yatilasi bir mevzu o ayri .

Abuk hikayemize gelince, kendisi iste tam böle ikili diyaloglarda benim hayal gücümün motor yaktigi zamanlarda , bana kiyak gecmis bir hocama , bize özgü bir hediye alma kararimla baslamakta. Uzun uzun düsünüp kendisine bizim yazarlarimizdan birinin Almancaya cevrilmis bir kitabini hediye almayi uygun buldum. O vakit de Orhan Pamuk`la yeni tanismisim , neden yeni tanismisim , abuklugum sagolsun popularitesi olan her seye direnc gösteririm, ondan kelli de senelerce Orhan Pamuk okumamisim salak gibi , taa ki Isvicre günlerimin bir numarali kahramani Pamukkolik teyzemin bana Cevdet Bey ve Ogullarini vermesine kadar. Cevdet Bey ve oğulları demişken, atlamamam gerekir , hikaye yamulmuyorsam kahramanlardan birinin Isvicre `ye aile dostlari Taciser Hanimin yanina gönderilmesiyle basliyordu. Itiraf ediyorum, romana baslamamdaki tek motivasyon ögesi buydu. Olaya gel, ulan dünyada kac tane Taciser var , kaci Isvicre de yasiyor, biri benim teyzem biliyorum , bu romana giren de kim ola ?, böylesi bir merak esliginde baslanilmis bir okuma hevesidir efendim. Yine abuk biliyorum ama bastan dedim hayatimda ki en abuk sey bizzet kendimim 

Uzatmayayim , hediye olarak da bu ahval ve seraitler dahilinde Orhan Pamuk ùn „Benim adim Kirmizi „ sini almayi uygun buldum. Buldum bumasina da Zürich kazan ben kepce kitabin Almanca basimini bulamiyorum. En nihayetinde bir kitapci benim adima siparis olusturabileceklerini ve kitap geldiginde bana haber verebileceklerini söylediydi de bittiydi hikeye. Yani arama kismi bittiydi tabii, abuk kismi tabii sonra basladi . 4-5 gün kadar sonra bu kitapci tarafindan arandim, dedi hanfendi kitabiniz geldi , geliniz aliniz, uzatmayiniz etc. Ben de sevindirik bir sekilde gittim. Gittim ki karsimda beton Nebahat bir kadin. Ne baktin hocam , bakisindan sonra ben konuya girdim , iste kitap ismarladiydim da gelmis de siz de haber verdiydiniz de ididi da bidi . Beton Nebahat , adi nedir kitabin dedi .


„ROT IST MEIN NAME „ dedim. Benim adim kirmizi


Nebahat siritti, anladim dedi , peki kitabin adi ne diye sordu, bu kez tane tane ve daha yüksek bir ses tonuyla . Bu iste yabanci bir ortamda en ic giciklayan durumdur arkadaslar, böle karsindaki senin yabanci oldugunu anladiginda 4 seviye dibe inmesi , kelimeler arasi esler cogaltmasi , gramerin tarzanlasmasi , sizden sene gecmesi , ses yükselmesi etc, hepisi beni benden alip götüren , tarifi aslinda gayet de mümkün ama edep sinirlari icinde burada aciklanamayacak duygulara sevk eden anlardir. Hani sanki o öle yaptiginda , karsisinda yabanci onu daha iyi anlayacak, nasil bir mantiksa. Neyse dedim tekrar cevap verdim Nebahat`a.


„ ROT IST MEIN NAME „ benim adim kirmizi

Hannnnnfendi dedi , anladim adiniz kirmizi da burada size kitabin adini soruyorum .

Kitabin adi benim adim kirmizi ,
Benim adim kirmizi kitabin adi ,
alacagim kitap benim adim kirmizi ...

artik ne kaa kombinasyon varsa hepsini denedim ve bes dakika sonunda anlasabildiydik kendisi ile. Hayatimdaki en abuk alisveris sahnelerinden biri olarak kayitlidir .

Biterken, siz siz olun anadilinizi konussan bir yabanciyi bu duruma düsürmeyin, hele yüksek ses ve tarzancadan zinhar uzak durun cok itici , benden sölemesi .

COMING SOON : HIC MUSTERI GÖRMEDEN SATISCI OLABILECEGIN ; BILMEDIGIN MEVZUDA OPTIMIZASYON YAPABILECEGIN BIR FIRMA VAR ; VALLA!

Söz verilmis linkler ;


http://www.youtube.com/watch?v=mU-HeDOluTk


****************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 15. Kasim 2013)

****************************************************


7 Kasım 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 12 // GECEN GÜNLERDEN DEMETTI

GECEN GÜNLERDEN DEMETTI

Itiraf ediyorum ,  bu yazinin basligi bugün günlerden Demet idi.  Ve aynen söyle baslayacak idi .  „Vay arkadas zaman ne kaa cabuk geciyor yaw. Yine bir bes kasim gelmis catmakta ki, tam catmadan  hemen kutlamak gerenk  caaaaanim, can yoldasim, caldasim, kardasim , ablam hatta son demlerde yer yer annem ,on  numara bes yildiz  kankamin dogumgünüsünü.“ Gel gör ki yetisemedi gününe , böylesi bir rötüsa maruz kaldi :)
Simdi efen`m malumunuz bir süredir basimdan gecen abukluklari yaziyorum , bugün de kankanin dogum günüsü  serefine abukluklar silsilesine ara verip , bir 35 yas durum tespiti yapayim, bir neredeyiz ne yapiyoruz fabrika ayarlarindan ne kaa sapmisiz , gittigimiz yol yol mudur, dönülesi var midir , dönsek döndügümüz yer biraktigimiz yer midir , gitsek mevzu nereye varir bir masaya yatiralim diyerekten niyet ettim niyet eyledim bu yaziyi dösenmeye.

Sene 89 , neyin nesiyiz , ne istiyoruz , ne yapiyoruz ?

Bildigin iki velediz, hatirladigim tek dert dersler, tek hedef sene sonu Almanca yeterlilik  sinavi. Bunun bir adi vardi esasen de unuttum, hatirlayan varsa bir ara yazarsa da  sevindrik olurum. Hani böle senenin sonunda iki asamadan olusan, bir heyetin karsininda  kizli erkekli ecel terleri döktügümüz o sinav.    O dönem yas daha kemale ermemis , is güc ask mask yok tabe , bambaska  mevzularla geciyor günler. Bi New Kids on the Block cilginligi vardi cok net hatirladigim, bir de Karaköy Amerikan Pazarindan Lumberjack ve Levis 501 alma tripleri. O kaa bosuz sözün özü. Ne olmak istiyorduk sorusuna gelince de , valla ben hatirlamiyorum kendiminkini de Demet mimar falan olmak istiyordu o dönem yamulmuyorsam. Kopya cekeyim o dönemin yilligindan dedim, orada da bir sey bulamadim. Herkes bir sey olmak hatta Cüki ucak olmak  istemis yillikta, ama biz de bir emare yok, valla , innamayan acsin baksin 89 yilligi.

Sene 93-96  ne demeye variz , nolcaz , neyle eglemekteyiz deli gönülü?

Ha bak bu belki en komik dönemimzdi. Siyah pantalon siyah t shirt, yaz kis postal modlari ile muhtesem ergenler :)  Giydigimiz tek renkli sey Demokan in camasir suyuna batirarak kendince sahaserler yarattigi abuk batikler,  ki  o dönem Demet ten t shirtlerimi önüne geleni camasir suyuna batiriyor diye sakladigimi itiraf etmem gerek,   bir de Atlas pasajinda yaptirdigimiz renkli postallar. A bir de uzun siyah etekler var ki , piiiiii bir insan kendini bu kadar cirkin yapar. Öylesi bir manik – depresif dönem . Sigara camel , tadindan falan degil, o dönem soft paket bi o var, saklamasi en kolayi ondan. Müzik NKOTB dan Doors a kaymis , Galleria dan vazgecilip  HAYDAR`in kesfedildigi yillar. Ve ask tabiisi de var her ergende oldugu gibi. Yalniz hala daha koparak hatirladigim bir platonik mevzusu vardir ki, baska iki insan evladi yasamis midir bunu bilemem. Bir dönem ayni jöne takiktik  , dört dönem üstümüzden, ki o vakit bir numarali gündem maddesine olmasina ragmen, simdiye bir gözleri bir de adi kalmistir aklimizda, Tugrul :) Onun disinda hatirladigim , böyle acaip  bir serseri bellemisiz kendimizi, neye dayanarak bellediysek artik, deli canli haller iste illa altinda mantikli bir sebep aramanin  manasi yok. En büyük hayal de iki serseri kankayi manita yapip , Taksim de bir bina alip , üstünde oturup   altini da bar olarak  isletmek. Vizyona gel. Gerci planladigimiz seyin bir kismini , ve serseri olmayan versyonunu bi sekiz sene kadar yürütmeyi denedik  ama sürdürülebilir bir yasam kollektifi olmamamsindan proje elimizde patladi  o ayri :)
Ne istiyorduk , bak bu dönem ben ne istedigimi gayet net hatirliyorum, siyaset . Uluslararasi iliskiler okumak istiyordum. Bildigin 2 sene bunun savasini verdim ailemde, neticede babam , annem ve Yalovada bulunan  dershanemdeki fizik ögretmenimin ittifakina yenik düsüp fene kaydim. Kaderin cilvesine geliniz ki,  o dönem beni bu fikirden caydiran fizik  hocam simdinin CHP Yalova Milletvekili, fikra gibi :)  Demokan , benim gibi degil tabi, arada yolda buldugu kertenkelemsi seyleri eve getirip desip inceledigi zamanlari kaale almazsak  istikrarli ille de mimar olacak. Ha o istikrar bir ise yaradi mi , allah bizi kahretmis ikimiz de sene 94 te planladigimizdan apayri yerlerdeyiz.

Sene 96-2005  nörüyoz , karli kayin ormaninda yürüyüsler ve kumdan kaleler

Uuuuu ben degil vatani dünyayi kurtariyorum , Demet de o universite senin bu üniversite benim geziyor. Nihayet isletmede karar kiliyor ama o nasil okuma , totalde 2 sene gitmis midir okula emin degilim :) Anyway anyhow kanka erken yasta is hayatina atila dursun  , ben iki sene sonrasinda anayasanin havada uctugu gün diplamasini alan taze mühendis olarak korkunc bir döneme giriyorum. Öylesi bir dönem ki o dönem Hürrüyet in IK si 2 sayfa cikiyor. Is ilanlari , öle böle abuk degil, bir ilan veriyorlar yok  bilmem kac sene su alanda tecrübeli, yok su universiteden mezun , bok surada master yapmis, bildigin Mehmet seni ariyoriz olm gel tadinda ilanlar . Zor atiyorum kendimi Isvicre`ye. Böylelikle kanka ile hayatimizin ilk kopusu gerceklesiyor. Sonrasinda da bitmiyor zaten bu kopuslar, ben dönüyorum o gidiyor , o dönüyor ben gidiyorum falan fesmekan   

2006-2013 siracinin sahidi bozaci, modern insanin cikmazlari ve kurumsal bunalimlar, nolcak bu memeleketin halleri?

Bu kisimi uzatmaya gerenk yok, zira facebook ta an  be an kayitli zamanlar.Hahha nasil da kolaya kactim hemen, aslinda yazilasi cok sey var ama hem çok  taze hem de acaip uykum geldi .  Ama özetlemek gerekirse,  en cok duvara tosladigimiz dönem diyebilirim , bir de 24 senelik dostlugumuzda hayattan beklentilerimizin en bi  zit kutuplarda oldugu , ama yine de herseyi en cok,  en gercek , en yalansiz en kati , yine sadece  birbirimizle paylastigimiz  bir dönem. Isin gücün özel hayatin önüne gectigi , ama yine de en kasvetli konularin bile hala 13 yas triplerinde  bilmem kac bin  parcali puzzle basinda  bekli o  zamandan farkli simdi sarap esliginde enine boyuna tartisildigi dönem bu dönem.  Neden siracinin sahidi bozaci, hem nikah sahidim Demokan, hem de  en sikintili dönemlerimin sahidi ondan.  Nerdeyiz sorusunun cevabi ise bizi taniyanlarca malum , ne bekliyoruza , sanirim ikimizin de cevabi HUZUR , ne olmak istiyoruza  ise gayet net  MUTLU diyebiliriz.


Biterken , mutlu olmak istiyoruz olacagiz da demek geldi icimden tekrar . Dogum günün kutlu olsun Demokanim. Her seyin en güzeli, en iyisi , en janjani seni bulsun. Yeni yasin da hayirli ve sana yakisanindan olsun. Kocaman öpüyorum yanaklarindan. 



*********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

*********************************************************