21 Kasım 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 14 // PANDA MIYIM LA YOKSA BEN?

 PANDA MIYIM LA YOKSA  BEN?

UUUUU beybi, kasimin 21 i olmus , ben daha 13 tane yazabilmisim . Bir sonraki abukluga 24 numara verip 10 taneyi atlamak ve/veya 10 abukluk  bedelinde iki manita hikayesi patlatarak 35 I tamamlama tilkilikleri kafamda fir dönüyorken , kuyruklari birbirine degince kendime geldim. Olmaz öle sey dedim, sözüm söz , su hayatta kendime ilk defa bir söz vermisim tutulacak o .

O zaman hemen söz verilmis hikayelerden biri ile basliyalim dedim. Simdi efen`m „ Panda“, hem siyah hem beyaz hem asyali olarak  esasen en global bi ko kaa da  sevimli bir mahlukat tabe, benzetildiginde gocunulacak bir sey olmamasi lazim normalde emme benim kompleks bi baska, tek derdim kendisinin göz yapisi ile. Malumunuz cok kücük yaslardan beri , benim gözlerin alti hatta birak altini  uzunca bir zamandir  üstü de mosmordur. Gidilmedik doktor , estetisyen kalmamistir ama genetik bir durummus, modernim tibbim bir care bulana kadar buna, annem ve kankamin bitmek bilmeyen deneylerine maruz kalacaga benziyorum. :P Bazen o kaaa abartir ki bu morluk kendini panda halt eder yanimda. Basima da gelmedik sey kalmamistir bu yüzden. Ben bile bazen kendimden süphe ederim, ulan acaba gercekten bir sey kullaniyor muyum diye.

Hatirladigim en eski hikaye , unutkanliklarimla meshur oldugum lise yillarinda, bir subat ayinin ortasinda eve montsuz gelmem, ve bunu  annem sordugunda farketmem , akabininde de olayin gözlerimin altindaki morluklarla bagdastirilarak doktora gidilmesi. Daha da abugu calistigim kurumlardan birinde görevine apar topar son verilen genel müdürün odasi basilip , personel dosyalarinin incelenmesinde benim dosyamda , kendisinin özgecmisim üzerine aldigi notlari bulmamiz. Adam iki saat süren is görüsmesinde sormadik soru birakmamis, hatta sonrasinda pek cok kez andigimiz ve her andigimizda koptugumuz Almanca biliyor taklidi bile yapmis olmasina ragmen gel gör ki, koskaca görüsmede su notu da yazmayi ihmal etmemis,

„ Gözlerinin altinda mor halkalar var ???“ :) :)  

O üc soru isaretini daha sonraki dönemde kendince cevaplayabilmisti bilmiyorum ama „??? „ bendeki panda kompleksinin miladidir efenm . Aynen söle ??? Panda miyim la yoksa ben???

Yine bir baska hikaye de baska bir kurumda sirket doktorundan. O dönem yeni ise baslamisim , insan kaymaklari da benden saglik raporu istemis, Ataköy- Gebze – Macka hattinda mekik dokudugum günler, kafayi kasimaya vakit bulamiyorum, doktor doktor gezicem de saglik raporu alacagim, piiii olacak is degil.  Benim Ex  de Samatya da asistanlik yapiyor o vakit. Bir sabah erken kalkalim ise gitmeden hastaneye gel, kan örneklerini aliriz , gerisini ben hallederim diyince, eywallah demek düstü , verdik kani, cektirdik filmi  , aldik 3 günün sonunda raporu, götürdük teslim ettik insanin kaymagina. Ettik etmesine de , saglik raporu yerine acaip heyet raporu gibi bir sey teslim etmisim herhal , sirket doktorunun dikkatini cekmis, görüsmeye cagirdi.Amanin dahiliyenin ne kaa alt dali varsa, azizim sagolsun hepsinden bir seyler ilistirmis dosyaya, eee gününü forza ve vitamin ile yazmakla egleyen sirket doktoru icin bulunmaz hint kumasi tabe , adamcagiz belki intern zamanlarindan beri ilk kez karsiliasiyor bazi testlerle oturup calismis resmen hepsine. 

Neyse uzatmayayim , rutin muhayene modundan , dersine calisan doktor konuyu bir sekilde troide getirdi. Dedi bu bu ve su  testleriniz de lazim, troid hastasi olmanizdan süphe ediyorum. Alla alla dedim nerden cikti, gözlerinizden dedi. AAA dedim ben morluklari kast ediyorsunuz, yok yok  o genetik bir durum o, korkulacak bir sey yok diyordum ki , dedi yok beni endiselndiren sekli. E peki getiriz dedim demesine de , icim icimi yiyor , yaaa bu adam ne demek istedi sekli falan, bir de iki elini gözlerinin yanina getirerek göstererek söyleyince iyice bir merak basti. Eve gider gitmez ilk is exe troid hastasi gözü nasil olur diye sormak oldu. Cevap beni benden aldi götürdü, Sedat Bucak gibi mesela :) ohannes dedim, adam resmen bana firtlak göz dedi. Gerci ayni doktor, daha sonraki nefes alma sikintimla ilgili ziyarteimde, sizin burnunuzda bir sorun var, burnunuzu baktirmaniz lazim, sesiniz hIm hIm, diyince , kendisinin benimle ilgili sorunu oldugunu anlamistim amma sayesinde kompleksim daha da bir güclenmisti o ayri. Artik sadece morluklari degil, seklini ve sesimi de takar oldum !! 35 te bunu yenebilecekmiyiz  görecegiz dedi kör adam.  

Biterken, bu abuk hikayeden cikarilacak ders, insanarin dis görünüsleri ile dalga gecmeyin . Yazik!!!


Coming soon : SOYADIMI DEGISTIRMEYEN INSAN KAYNAKLARI


****************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 21. Kasim 2013)

****************************************************

15 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 13 // LOST IN TRANSLATION 1_ MEIN NAME IST ROT

    LOST IN TRANSLATION 1_  MEIN NAME IST ROT

Yaw 35 tane yazicaz dedik , olmadik is ustuste geldi . Haftalardir ondan once eve giremez olduk iyi mi. Bir damar damar üstüne binme durumlari var ama hadi bakalim hayirlisi . Neyse haftalardan sonra bugün eve görece erken geldim, bunu da bir abuklukla taclandirayim dedim sefgili can dostlarim, cefami ceken ex mesai arkadaslarim , alemlere aktiklarim , derin mevzularindan cikaramadiklarim, iki sigara muhebbetinden öteye gidemediklerim , paylasimlariyla cinlerimi tepeme cikarip yine de silmeye kiyamadiklarim ve fii zamanda tanisip bir sekilde birbirimizi burada eklemis olduklarim . Abuk hikayemiz , madem ki ufukta bir Zürich gezisi var , pek tabii ki de Zürich`ten.

Baslamadan ön bilgi , daha önceki yazilarimda da belirttigim üzere , anayasanin havada uctugu gün diplomasini alan taze mühendis olarak, akabininde baslayan is arama sürecinde kocaaa üc ay icerisinde bildigin sadece perpada bir is görüsmesi yapma serefine erisip , daha görüsmenin icindeyken , muhtesem bir aydinlanma yasayarak , ohannes Burcu KAC KAC KAC mottosuyla vakti zamaninda yurt disinda okuma karari almistim efen`m. E o vakit bilinen tek dil Almanca, o dilin konusuldugu cografya da malumunuz, basvurulan okullar da hali ile bi Amerika'da olmadi pek tabii.

Velhasiili kelam, Almanyaydi Isvicreydi derken, ETH dan kabulu alir almaz , 6 ay süren yazismalar ve konsoloslukla flörtler neticesinde bir Eylül ayinda kendimi Isvicre de buluverdim. Iyiki de buluvermisim, öyle ki ömrü hayatimin tek dogru kararidir . Orada gecen üc senemin bana kattiklarini hala daha yiyorum, uzunca bir zaman da yiyecege benziyorum 

Insani güzel, dogasi güzel , enerjisi güzel bir sehirdi , sehirdir Zürich. Her andigimda icimde halen tosbagalar tokusur .Hatta o kaa severim ki , biri Isvicre aksani ile konusmaya gelsin , aninda icim isinir , sipisinak severim kendisini, zira Almanca nin en sevdigim tonudur. Salt dilini degil , insanini da severim , ama en cok alcak gönüllü hallerini severim. Senelerce yasam standartlari en yüksek sehir olarak secilmelerine ragmen, Hauptbahnhofun ortasina dikdikleri devasa aynayi ve sampiyon sizsiniz yazisini kaale almazsak, böbürlendiklerini duymamisimdir 

Aksanini severim sevmesine de , ilk alti ay bana cektirdiklerini de yazmasam ayip ederim kendime . Bir kere dil her ne kadar Almanca olarak gecse de , ALAAAAAKAAASIII YOOK! Konuya Fransiz olanlara , anlamaniz acinizdan yazinin sonunda iki parca paylasacagim biri Almanca. Digeri Isvicre Almancasi , o kaa da hizmet de sinir tanimiyorum yani, biliniz, not ediniz, yarin olmasa da öbür gün kullaniniz .

Benim de Isvicre Almancasinda bir numarali hocam, o vakitler henüz 4 yasini doldurmamis günes parcasi , akrep yavrusu yegenim Vanessa. E hoca Vanessa olunca kapsam da Schwamkopf ve Sheela Ray ile kisitli:) hakkini yemiyeyim , ara ara cok derin mevzulara da girdigimiz olurdu , misal dinler üzerine cok saglam konusurduk, katolik müslüman yegenimle  Onu da anlatirim bir ara ama mevzu o degil simdi.

Anyway anyhow , ilk alti ay dialekt konusulan ortamlarda , konusulanin sadece yüzde onunu anlayip gerisinde hayal gücümü kullanarak dahil oluyordum muhabbetlere . Piiiiii, kimbilir kimleri nasil yanlis anladim , simdi düsünmek dahi istemiyorum , ama aklima gelen ilk örnek tren istasyonunda gelen gecenin bana „Hasch mal fuer? „ demesi, ve benim de ulan ben burada bir sey yapiyorum ve yaptigim sey yasak , millet de beni uyariyor ama ne yapiyorum laaayyyyn deyu deyu derin düsüncelere dalmam. Ha alti ayin sonunda olayin „ hast du mal feuer ? „ ( Atesin var mi ? ) oldugunu ögrendigimde kopusum on numara bes yildiz. 

Deginmeden edemeyecegim , tek Isvicre Almancasi degil , normal Almanca konustuklarinda da kendilerine özgü bir melodileri var sevdiceklerin, öle ki ilk kontagimda karsimdakine , yaaa sizin dil icin anlasilmaz deniyordu ama gayet de net anliyorum , sadece tonlama biraz farkli demisligim olmustur . Ha karsimdakinin anliyorsun , cünkü ben seninle Hoch Deutsch konusuyorum demesi , ve benim üzgünüm ama bu Hoch Deutsch degil demem de yemeyip yaninda yatilasi bir mevzu o ayri .

Abuk hikayemize gelince, kendisi iste tam böle ikili diyaloglarda benim hayal gücümün motor yaktigi zamanlarda , bana kiyak gecmis bir hocama , bize özgü bir hediye alma kararimla baslamakta. Uzun uzun düsünüp kendisine bizim yazarlarimizdan birinin Almancaya cevrilmis bir kitabini hediye almayi uygun buldum. O vakit de Orhan Pamuk`la yeni tanismisim , neden yeni tanismisim , abuklugum sagolsun popularitesi olan her seye direnc gösteririm, ondan kelli de senelerce Orhan Pamuk okumamisim salak gibi , taa ki Isvicre günlerimin bir numarali kahramani Pamukkolik teyzemin bana Cevdet Bey ve Ogullarini vermesine kadar. Cevdet Bey ve oğulları demişken, atlamamam gerekir , hikaye yamulmuyorsam kahramanlardan birinin Isvicre `ye aile dostlari Taciser Hanimin yanina gönderilmesiyle basliyordu. Itiraf ediyorum, romana baslamamdaki tek motivasyon ögesi buydu. Olaya gel, ulan dünyada kac tane Taciser var , kaci Isvicre de yasiyor, biri benim teyzem biliyorum , bu romana giren de kim ola ?, böylesi bir merak esliginde baslanilmis bir okuma hevesidir efendim. Yine abuk biliyorum ama bastan dedim hayatimda ki en abuk sey bizzet kendimim 

Uzatmayayim , hediye olarak da bu ahval ve seraitler dahilinde Orhan Pamuk ùn „Benim adim Kirmizi „ sini almayi uygun buldum. Buldum bumasina da Zürich kazan ben kepce kitabin Almanca basimini bulamiyorum. En nihayetinde bir kitapci benim adima siparis olusturabileceklerini ve kitap geldiginde bana haber verebileceklerini söylediydi de bittiydi hikeye. Yani arama kismi bittiydi tabii, abuk kismi tabii sonra basladi . 4-5 gün kadar sonra bu kitapci tarafindan arandim, dedi hanfendi kitabiniz geldi , geliniz aliniz, uzatmayiniz etc. Ben de sevindirik bir sekilde gittim. Gittim ki karsimda beton Nebahat bir kadin. Ne baktin hocam , bakisindan sonra ben konuya girdim , iste kitap ismarladiydim da gelmis de siz de haber verdiydiniz de ididi da bidi . Beton Nebahat , adi nedir kitabin dedi .


„ROT IST MEIN NAME „ dedim. Benim adim kirmizi


Nebahat siritti, anladim dedi , peki kitabin adi ne diye sordu, bu kez tane tane ve daha yüksek bir ses tonuyla . Bu iste yabanci bir ortamda en ic giciklayan durumdur arkadaslar, böle karsindaki senin yabanci oldugunu anladiginda 4 seviye dibe inmesi , kelimeler arasi esler cogaltmasi , gramerin tarzanlasmasi , sizden sene gecmesi , ses yükselmesi etc, hepisi beni benden alip götüren , tarifi aslinda gayet de mümkün ama edep sinirlari icinde burada aciklanamayacak duygulara sevk eden anlardir. Hani sanki o öle yaptiginda , karsisinda yabanci onu daha iyi anlayacak, nasil bir mantiksa. Neyse dedim tekrar cevap verdim Nebahat`a.


„ ROT IST MEIN NAME „ benim adim kirmizi

Hannnnnfendi dedi , anladim adiniz kirmizi da burada size kitabin adini soruyorum .

Kitabin adi benim adim kirmizi ,
Benim adim kirmizi kitabin adi ,
alacagim kitap benim adim kirmizi ...

artik ne kaa kombinasyon varsa hepsini denedim ve bes dakika sonunda anlasabildiydik kendisi ile. Hayatimdaki en abuk alisveris sahnelerinden biri olarak kayitlidir .

Biterken, siz siz olun anadilinizi konussan bir yabanciyi bu duruma düsürmeyin, hele yüksek ses ve tarzancadan zinhar uzak durun cok itici , benden sölemesi .

COMING SOON : HIC MUSTERI GÖRMEDEN SATISCI OLABILECEGIN ; BILMEDIGIN MEVZUDA OPTIMIZASYON YAPABILECEGIN BIR FIRMA VAR ; VALLA!

Söz verilmis linkler ;


http://www.youtube.com/watch?v=mU-HeDOluTk


****************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 15. Kasim 2013)

****************************************************


7 Kasım 2013 Perşembe

ABUKLUKLAR SILSILESI 12 // GECEN GÜNLERDEN DEMETTI

GECEN GÜNLERDEN DEMETTI

Itiraf ediyorum ,  bu yazinin basligi bugün günlerden Demet idi.  Ve aynen söyle baslayacak idi .  „Vay arkadas zaman ne kaa cabuk geciyor yaw. Yine bir bes kasim gelmis catmakta ki, tam catmadan  hemen kutlamak gerenk  caaaaanim, can yoldasim, caldasim, kardasim , ablam hatta son demlerde yer yer annem ,on  numara bes yildiz  kankamin dogumgünüsünü.“ Gel gör ki yetisemedi gününe , böylesi bir rötüsa maruz kaldi :)
Simdi efen`m malumunuz bir süredir basimdan gecen abukluklari yaziyorum , bugün de kankanin dogum günüsü  serefine abukluklar silsilesine ara verip , bir 35 yas durum tespiti yapayim, bir neredeyiz ne yapiyoruz fabrika ayarlarindan ne kaa sapmisiz , gittigimiz yol yol mudur, dönülesi var midir , dönsek döndügümüz yer biraktigimiz yer midir , gitsek mevzu nereye varir bir masaya yatiralim diyerekten niyet ettim niyet eyledim bu yaziyi dösenmeye.

Sene 89 , neyin nesiyiz , ne istiyoruz , ne yapiyoruz ?

Bildigin iki velediz, hatirladigim tek dert dersler, tek hedef sene sonu Almanca yeterlilik  sinavi. Bunun bir adi vardi esasen de unuttum, hatirlayan varsa bir ara yazarsa da  sevindrik olurum. Hani böle senenin sonunda iki asamadan olusan, bir heyetin karsininda  kizli erkekli ecel terleri döktügümüz o sinav.    O dönem yas daha kemale ermemis , is güc ask mask yok tabe , bambaska  mevzularla geciyor günler. Bi New Kids on the Block cilginligi vardi cok net hatirladigim, bir de Karaköy Amerikan Pazarindan Lumberjack ve Levis 501 alma tripleri. O kaa bosuz sözün özü. Ne olmak istiyorduk sorusuna gelince de , valla ben hatirlamiyorum kendiminkini de Demet mimar falan olmak istiyordu o dönem yamulmuyorsam. Kopya cekeyim o dönemin yilligindan dedim, orada da bir sey bulamadim. Herkes bir sey olmak hatta Cüki ucak olmak  istemis yillikta, ama biz de bir emare yok, valla , innamayan acsin baksin 89 yilligi.

Sene 93-96  ne demeye variz , nolcaz , neyle eglemekteyiz deli gönülü?

Ha bak bu belki en komik dönemimzdi. Siyah pantalon siyah t shirt, yaz kis postal modlari ile muhtesem ergenler :)  Giydigimiz tek renkli sey Demokan in camasir suyuna batirarak kendince sahaserler yarattigi abuk batikler,  ki  o dönem Demet ten t shirtlerimi önüne geleni camasir suyuna batiriyor diye sakladigimi itiraf etmem gerek,   bir de Atlas pasajinda yaptirdigimiz renkli postallar. A bir de uzun siyah etekler var ki , piiiiii bir insan kendini bu kadar cirkin yapar. Öylesi bir manik – depresif dönem . Sigara camel , tadindan falan degil, o dönem soft paket bi o var, saklamasi en kolayi ondan. Müzik NKOTB dan Doors a kaymis , Galleria dan vazgecilip  HAYDAR`in kesfedildigi yillar. Ve ask tabiisi de var her ergende oldugu gibi. Yalniz hala daha koparak hatirladigim bir platonik mevzusu vardir ki, baska iki insan evladi yasamis midir bunu bilemem. Bir dönem ayni jöne takiktik  , dört dönem üstümüzden, ki o vakit bir numarali gündem maddesine olmasina ragmen, simdiye bir gözleri bir de adi kalmistir aklimizda, Tugrul :) Onun disinda hatirladigim , böyle acaip  bir serseri bellemisiz kendimizi, neye dayanarak bellediysek artik, deli canli haller iste illa altinda mantikli bir sebep aramanin  manasi yok. En büyük hayal de iki serseri kankayi manita yapip , Taksim de bir bina alip , üstünde oturup   altini da bar olarak  isletmek. Vizyona gel. Gerci planladigimiz seyin bir kismini , ve serseri olmayan versyonunu bi sekiz sene kadar yürütmeyi denedik  ama sürdürülebilir bir yasam kollektifi olmamamsindan proje elimizde patladi  o ayri :)
Ne istiyorduk , bak bu dönem ben ne istedigimi gayet net hatirliyorum, siyaset . Uluslararasi iliskiler okumak istiyordum. Bildigin 2 sene bunun savasini verdim ailemde, neticede babam , annem ve Yalovada bulunan  dershanemdeki fizik ögretmenimin ittifakina yenik düsüp fene kaydim. Kaderin cilvesine geliniz ki,  o dönem beni bu fikirden caydiran fizik  hocam simdinin CHP Yalova Milletvekili, fikra gibi :)  Demokan , benim gibi degil tabi, arada yolda buldugu kertenkelemsi seyleri eve getirip desip inceledigi zamanlari kaale almazsak  istikrarli ille de mimar olacak. Ha o istikrar bir ise yaradi mi , allah bizi kahretmis ikimiz de sene 94 te planladigimizdan apayri yerlerdeyiz.

Sene 96-2005  nörüyoz , karli kayin ormaninda yürüyüsler ve kumdan kaleler

Uuuuu ben degil vatani dünyayi kurtariyorum , Demet de o universite senin bu üniversite benim geziyor. Nihayet isletmede karar kiliyor ama o nasil okuma , totalde 2 sene gitmis midir okula emin degilim :) Anyway anyhow kanka erken yasta is hayatina atila dursun  , ben iki sene sonrasinda anayasanin havada uctugu gün diplamasini alan taze mühendis olarak korkunc bir döneme giriyorum. Öylesi bir dönem ki o dönem Hürrüyet in IK si 2 sayfa cikiyor. Is ilanlari , öle böle abuk degil, bir ilan veriyorlar yok  bilmem kac sene su alanda tecrübeli, yok su universiteden mezun , bok surada master yapmis, bildigin Mehmet seni ariyoriz olm gel tadinda ilanlar . Zor atiyorum kendimi Isvicre`ye. Böylelikle kanka ile hayatimizin ilk kopusu gerceklesiyor. Sonrasinda da bitmiyor zaten bu kopuslar, ben dönüyorum o gidiyor , o dönüyor ben gidiyorum falan fesmekan   

2006-2013 siracinin sahidi bozaci, modern insanin cikmazlari ve kurumsal bunalimlar, nolcak bu memeleketin halleri?

Bu kisimi uzatmaya gerenk yok, zira facebook ta an  be an kayitli zamanlar.Hahha nasil da kolaya kactim hemen, aslinda yazilasi cok sey var ama hem çok  taze hem de acaip uykum geldi .  Ama özetlemek gerekirse,  en cok duvara tosladigimiz dönem diyebilirim , bir de 24 senelik dostlugumuzda hayattan beklentilerimizin en bi  zit kutuplarda oldugu , ama yine de herseyi en cok,  en gercek , en yalansiz en kati , yine sadece  birbirimizle paylastigimiz  bir dönem. Isin gücün özel hayatin önüne gectigi , ama yine de en kasvetli konularin bile hala 13 yas triplerinde  bilmem kac bin  parcali puzzle basinda  bekli o  zamandan farkli simdi sarap esliginde enine boyuna tartisildigi dönem bu dönem.  Neden siracinin sahidi bozaci, hem nikah sahidim Demokan, hem de  en sikintili dönemlerimin sahidi ondan.  Nerdeyiz sorusunun cevabi ise bizi taniyanlarca malum , ne bekliyoruza , sanirim ikimizin de cevabi HUZUR , ne olmak istiyoruza  ise gayet net  MUTLU diyebiliriz.


Biterken , mutlu olmak istiyoruz olacagiz da demek geldi icimden tekrar . Dogum günün kutlu olsun Demokanim. Her seyin en güzeli, en iyisi , en janjani seni bulsun. Yeni yasin da hayirli ve sana yakisanindan olsun. Kocaman öpüyorum yanaklarindan. 



*********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 08. Ocak 2013)

*********************************************************

2 Kasım 2013 Cumartesi

ABUKLUKLAR SILSILESI 11 // EN ABUK TERCUMAN

EN ABUK TERCUMAN

Farkettim ki , her ne kadar hic bir hayat ürününü afise etmiyecegim de söz vermis olsam da bazi kisimlarda, öyle de detayli tasvir etmisim ki  kimilerini,   bir ahan da bu dememisligim kalmis , olsun. Kimse kizmasin , kirilmasin,  küsmesin. Abuk da olsa absürd de olsa bir sekilde yasanmis bitmis hikayeler, ha kimisinde yasarken aglamis sonrasinda gülmüsüm ha kimisinde daha olayin icindeyken kopmusum, ürün ayni ürün , hep beraber gülüyoruz eninde sonunda . Hem ne demis ünlü düsünür Burak Kut, yasanmis bitmis saygisizca aldatmanin tadina varince , dogru söylesek kimin umurunda haydi zipla!

O zaman söleeeee heeeeep beraber 2007 ye ziplayalim. O vakit isler karisik , gerci benim isler ne zaman düz , bildigin horosa tadinda bir hayat , iki ters bir düz ilerliyorum , sene 2007 baslari da  attan inmiisim , esege binmek üzereyim lakin  bünye hala daha redetmekte gercekleri, esege güzellemeler yazma ile mesgulum, olesi bir dönem. Bu dönem karisik olmasina karisik ama güzel de kazanimlarin oldugu bir dönem , bi kere en büyük kazanim ,  ismi güzel, kalbi güzel , kendi güzel bir abi kazanmis olmam. Abi dedigime de bakmayin , müdürüm olurdu kendisi. Ama beni ben yapan, is hayatinda bir cok seyi kendisine borclu oldugum , desteklerini hic bir zaman unutmayacagim biri oldugu icin ben yöneticim yerine abim olarak kaydettim kendisini harddiskime. Olur da bir gün okursa bu yaziyi selam olsun kendisine !

Bu anlatacagim abuk hikayede de kendisi ile bir müsteri ziyaretimiz üzerinedir. Bu arada yazarken farkettim, ne de cok müsteri ziyareti anim varmis, E bildigin bes sene Türkiye kazan ben kepce calmadigim tekstil  kapisi kalmayinca, hikayelerin de bu alanda birirkmis olmasi pek de anormal bir durum degil. Isin komik kismi , seneler sonra yine ayni sektördeyim, bu sefer cografyalar farkli ama hikayeler yine ayni :) Girersem cikamam o konudan, o yüzden köprüyü gecmeden son cikista istikameti yine konuya cevirerek dönüyorum meshur ziyaretimize. Müsterimiz efendim tekstilin aga babalarindan, amma tekstille kalmamis almis yürümüs , yurdumda enerjisinden , medyasina  aktif ne kaa sektör varsa hepsine girmis , hobi olarak da tekstile devam etmis bir grup. Proje büyük , modernizasyon teklifi ile gidiyoruz , ne kaa büyük proje o kaa büyük koltugun önünde pazarlik prensibi ile  muhatabbimiz da grubun kurucu üyelerinden , seksenini devirmis bir patron. Gitmeden evvel bütün haziliklari yaptik , baktim gidecegimiz yerin yakininda bir müsterimiz daha var, gitmisken oraya da ugrariz diye bir önermede bulunuyordum ki , Burcu  , cok yorucu bir toplanti olacak baska toplanti koymayalim o güne uyarisi ile , pek de anlam veremeden yorucu olacakla neyin kastedildigine eywallah dedim, koyulduk yola.

Iste klasik cay may , ne olacak bu tekstilin halleri, Cin neredeymis Hindistan ne alemdeymis , derken geldik esas konuya.  Geldik gelmesine de odaya birden biri girdi. Yardimcim dedi patron, bana tercüman olacak. Yaw Türkce konusuyoruz ne tercümani diye aval aval düsünürken birden pazarlik basladi. Iste biz anlatiyoruz, alirsaniz söyle enerji tasarrufu yapacaksiniz, böyle üretiminiz artacak , su kaa senede yatiriminiz geri dönecek derken, tercüman araya girdi. Girmesi ile bir saat önceki yorucu gececek kismi ile neyin anlatilmak istenildigi de sakkadanak oturdu kafama.

  „DEDIIIIIII KIIIIIII, BU MODERNIZSYOOOOOOONUUUU ALIRSANIZZ, SU KAAAAA ENERJI TASARRUFU YAPACAKMISSINIZ.

DEDIIIIII KIIIIIII YOK KAPSAMI DEGISTIREMEZLERMIS

DEDIIIIII KIIIII YOK SON FIYAT BUYMUS! “

Meger patronun kulaklari isitmez imis, yardimcinin yegane görevi de söylediklerimizi yüksek sesle tekrar etmek imis ki aman alaaahim,birak yorucu olmasini  kafama 10 fil oturduydu sanki toplantidan ciktigimda ,  bildigin iki gün kendime gelemediydim. Bir de kilo kilo Malatya kayisi verilmisti o gün, hala daha her kuru kayisi gördügümde bugünü hatirlarim :)

Biterken, bu abuk hikayeden cikarilacak ders, büyük sözü dinleyin arkadaslar, diyorlarsa bir sey vardir bir bildikleri. Cok büyüklere de ufak not, siz de arada kücükleri dinleyiniz efen`m. Modern tip bu konuda bir sürü cözüm getirmis, kulaga takiyorsun pilimsi bir sey pit, her bir seycigi duyuyorsun, valla ! O kaa basit

Hadi yine kalin saglicakla !



***********************************************************

***********************************************************


Coming Soon : PANDA MIYIM LA YOKSA BEN? 

1 Kasım 2013 Cuma

ABUKLUKLAR SILSILESI 10 // SUSURLUKTA BIR TRAFIK KAZASI & MEMUR VEDAT

SUSURLUKTA BIR TRAFIK KAZASI  & MEMUR VEDAT

Evvel zaman icinde, kalbur saman icinde , pireler deve develer tellal degil ama  henüz  apronlarda da kurban edilmez iken , Beckham 3. Cocugunu kucagina aladursun ben hala annemin besigini tingir mingir sallar iken , plazalarda bir numarali gündem Gamze Özcelik ve Tugce Kazaz henüz din degistirmemisken , Formula 1 yarislari yilaaaaar süren calismalar sonunda Türkiye ye getirilmisti efendim. Girise gel , yazarken güldüm :) E abuklukluklar silsilesi adi ama yoksa, „ Arkadaaaaslar , gün gecmiyor ki ...... „ diye baslamayi ben de bilirim , hatta en iyi ben bilirim , en güzel ben bilirim , arti nasil baslayacagimi da kimselerden ögrenecek degilim, vuuuhuuuuu ,  icimdeki teyyibi durduracak degilim  yahuuu! Güzelmis bu arada , bir rahatlama geldi hepisinize tavsiye ederim , arada böyle siz de bilin herseyi. Hatta ilac alir gibi günde bir iki kez kendi kendinize sesli söyleyin. Ya ben yapamam diyorsaniz da , bir arkadasinizla anlasin o size desin siz ona deyin , yaw ne güzel biliyorsun, en iyi sen biliyorsun , sen olmasan biz napardik , nederdik etc. Biz denemistik bir ara Utku ile, cok da basarili pek de istikrarliydik  valla ,  simdi eksikligini hissediyorum bak aklima geldi uzuldum yine :S  
Anyway anyhow iste o dönem Raikkonen Alonsa ya karsi Istanbul Park`ta direksyon sallar iken Burcu kulunuz da yine bir müsteri ziyerati kapsaminda Istanbul`dan Izmir e dogru söylene söylene  direksyon salliyordu. Neden söylene söylene , cünkü esasen ucakla gidecekti , bütün program ayarlanmis , Izmirden Antalya `da teslim edilecek üzere araba kiralanmis , cillop gibi bir takvim olusturulmusken, birak haddini kendini bile bilmeyen bir denyo tarafindan tüm program son dakikada iptal edilmis ve kös kös Istanbul`dan , desktopunda kendi gözlerinin resmini koyabilecek raddede agir ve bir o kadar da umutsuz bir vaka olan bu denyo da  evinden alinarak araba ile gecenin bir körü yollara düsülmüstü. Bu arada deginmeden edemeyecegim, bunca senelik is hayatimda gördügüm en absürd vakaydi kendisi. Bir o bir de o dönem ki genel müdürüm. Gerci GM, bu denyo ile kiyaslanamayacak kadar absürdtü hakkini yemiyeyim, ofiste günlük tutuyorduk resmen unutmamak icin o denyoluklari. Acep hala duruyor mudur o günlük , merak yaptim. Neyse cok dallandirmayayim mevzuyu bakarsiniz baska bir abukuluklar silsilesinde“ böle bir genel müdürle calismisligim va olm „ adi altinda uzun uzuuuun yazarim kendisini :Özetle  bu denyo ile ben ayni ofisi paylasir ve her gün Emre Kongar - Mehmet Barlas tadinda  atisirdik diyim siz anlayin. Tek fark kamera yoktu, olsaydi belki izlenme rekorlari bile kirabilirdik o radde :)
Olay anina geri dönecek olursak,  muhterem zatla susurlukta tostumuzu yiyip  milli ickimiz ayranin esliginde atistiktan sonra tekrar arabaya binip yola koyulmustuk ki , muhtesem Susurlukùn micirli yollarinin  azizligine ugrayip ben düz yolda direksyon hakimiyetini kaybettim. Bir müddet karsi seritte kontrolsüz bir sekilde ilerlerken, birden babamin direksyon hakimiyetini kaybettiginde sakin frene basma demesi geldi. Gelmez olaydi, vaya geleydi de baska ne yapmam gerektigi bilgisi ile beraber geleydi . Zaten oldum olasi sevmezdim araba kullanmayi. Babam ne kadar ögretmek icin cabalasa ben o kaa uzak dururdum meretten. Ondan kelli kardes 14 yasindan beri araba kullanirken ben anca 24 yasinda gecebildim direksyon basina. Neyse uzatmayayim, frene basmayacagiz ya, direksyonu kirariz biz de o zaman diyerek ,kendi seridime bir güvercin takla ile muhtesem bir dönüs yapiverdim.
Araba ters , fonda yeni türkünün Ankaradan abisi gelmis evde bir bayram havasi , öle duruyoruz arabanin icinde.  Sonra emniyet kemerini cözmek geldi aklima birden , humpty dumpty gibi lop düstük bosluga. Disardan kosturma sesleri , kapiyi zorluyorum acilmiyor, bagajdan ciktik. Millet cocuk var mi diye soruyor benim cevap henüz yok , öyle ucmusum . Bir de önüne gelen bana su veriyor , bildigin 5-6 kücük sise su icmisimdir polisi beklerken  , artik suyun kafasi mi yoksa kazanin soku mu bilmiyorum  pek net hatirlamiyorum arada olanlari yalniz bir ara bizi kari – koca sananlara atarlanmistim onu hatirliyorum gayet net. Küfür gibi gelmisti herhal o sira :) Öyle orada ne kadar bekledik bilmiyorum ama baya beklemistik polisi, hatta bir ara bir baktim bizimki laptopunu almis arabadan gidiyor, olm nereye gidiyorsun diyorum, ya polisin gelecegi yok suradan otobuse binip gidelim falan diyor o da soktaydi herhal. Velhassili kelam uzun bekleyisin sonunda kahramanlarimiz nihayeeet gelebilmislerdi ki ne gelme .Piiiiiiiiii, Levent Kirca parodileri halt eder yaninda.  Hayatimda hic bu kadar komik iki polis memuru görmemistim, görebilecegimi de sanmam bir daha. Birinin adi Vedat , digerinin adini hatirlamiyorum. Hatirlamiyorum degil bilmiyorum aslinda. Vedat i da nereden biliyorum , adini bilmedigim olan geveze olani, iki dakka susmadi , konuusrken de ara ara diger memur Vedat tan onay aldi , ordan biliyorum . Mevzuya giris de abartmiyorum aynen söle:
„ Direksyonda kim vardi ? „ ben
„ isminiz ? „ Burcu!. „ Burcu Hanim , bu kazanin aynisinin tipkisi gecen hafta oldu, hem de burada ayni yerde “ ben , enteresan!!!. Geveze memur “  Fekat Vedat ,Burcu hanim cok yakisikli kaza yapmis degil mi? „ Vedat basiyla onayliyor sadece . ben soruyorum tabi nasil yani, ne demek yakisikli kaza ? “ valla araba saglam hasat , pert , sizin burnunuz bile kanamamis Burcu aanim, cok artistik ,  gecen haftaki bole degildi valla, di mi Vedat?? “
Bir de elinde kese kagidindan ha bire beyaz leblebi atiyor agzina konusurken, sigarayi birakmis da , o yüzden leblebi ile geziyormus, yoksa simdiye coktan ücüncüyü yakarmis degil miymis Vedat ? Bu ve bunun benzeri bi ton absürd  Vedat – Geveze Memur - Denyo -  muhabbetine cekici gelene kadar maruz kaldiydim o gece. Cekici geldiginde yasanan nakit sikintisi ve cekici önde biz arkada aranan garanti bankasi ATM si de gecenin bonusu olduydu. Velhassili kelam emniyet o gece bizi bir ehliyet kursunun misafirhanesinde agirladi, fikra gibi. Ertesi gün ifadeler alindiktan sonra Izmire gecip rutin müsteri ziyertlerine devam etmemizi de hala daha anlayabilmis degilim :)  Muhtemelen o dönemin GM nün über fikirkerinden biriydi.
Biterken, bu absürd hikayeden cikarilacak ders seyahatlarinizde kendinizi olur olmaz seylere sartlamayin. Bursa`dan geciyoruz hop Iskender yemezsek olmaz , aa Antepteyiz baklava yemeden mi gidecegiz , yok Maras in Yasar Ustasi , Isparta nin tandiri bok püsür. Susurluk dedigin yer tostu ayrani kadar kazasi ile de meshur, bilesin ;) Bir de seyahata cikmadan önce cebinizde muhakkak bir cekiciye verebilecek kadar nakitiniz bulunsun! Hadi bu gecelik benden bu kadar. Yine sevgi ile kalin, hep sevgi ile kalin ama bir o kadar da esen kalin!

Coming soon : GELMIS GECMIS EN GARIP TERCUMAN



***********************************************************
YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 02. Kasim 2013)
***********************************************************




30 Ekim 2013 Çarşamba

ABUKLUKLAR SLSILESI 9 // LOST OF THE RINGS

LOST OF THE RINGS

Uzuuun bir aradan sonra tekrardan merhabalar efen`m hepisinize. Iki haftalik Cin ve Hindistan gezimde muhtesem abukluklarima pek tabii ki yenilerini eklemeyi ihmal etmedim, lakin kendilerine daha sonra deginecegim. Zira pasa gönlüm yüzüklerin hikayesini anlatmayi uygun buldu bu aksam.sizlere.
Yüzügümüzün - ki kendisi alyans olur-, hikayesine baslamadan evvel, alyansin tarihi hakkinda  bilgi vermek isterim pek muhterem evli-barkli  , evli -barksiz , evsiz - barkli ve  hem evsiz hem barksiz kardeslerim.  Gördügünüz gibi acilimin bende sonu yok. Hepinizi sevgi ile yumakliyor ve gecenin bu saati üsenmeyip sizler icin yaptigim arastirmayi sunuyorum.
Ilk evvela kafasi karisiklara ön bilgi, bu alyans sol elin 4. Parmagina takilirmis, super bilgi Burcu , sen de olmasan nereden bilecektik deyu deyu kis kis gülenlere , pis pis siritanlara ,  hic de gülmeyiniz efen`m , bunu karistiran bi ton insan var , örnegin mesela misal ben hep karistiridim ondan kelli hem saga hem sola alyans takardim, artik neyi nasil garantiye almaksa ve/veya neyi göstermekse orasini bilemem, ayri bir denyoluk hikayesi.  Neysem bu bilgiyi bir cepte tutun , esas bomba simdi patliyor. Peki neden sol elin 4. Parmagina takilirmis?  Burcu kulunuz bunu da sizler icin derruuuun derrrun üc dilde arastirdi , kaynaklari karsilastirdi , kiyasladi , ölctü bicti ve en kutsal bilgi ekshi bilgidir diyerek gayet de hönk su bilgiye ulasti. Evlilik ile birlikte yüzük takma gelenegi eski Misirlilarin inanclarina kadar dayanmaktaymis. M.Ö. 2800 yillarinda kullanilmaya basladigi tahmin ediliyormus ki , bir de dairenin baslangic ve bitis yönü olmadigindan sonsuzlugu simgeledigine inanilirmis. Babababbababababa! Parmaga takiyorsun lö, baska nasil bir form olacakti ki??? Anyway anyhow Misirla kalsaymis hikaye belki bu kadar uzun soluklu olmazmis , sonrasinda Romalilarin da ayni gelenegi sürdürmesi bu kültürün iyice yaygin hale gelmesini saglamis kanimca. Ha bir de, sol elimizin 4. parmağından direkt kalbe giden bir damar olduğu ve alyansin bu parmaga takilmasi ile çiftlerin kalben birbirine bağlığın  temsil edildigi  gibi bir zirvaliga inanirmis ki  bu Romali pek muhterem hanim ve beyefendiler  ,  asirlardir bu tarz ne idugu belirsiz inanislara karsi erdemli mücadelersini sürdüren  zavalli modernim  tibbim  bu parmak kardesten kalbe giden bir damar olmadigi söylemesine ragmen tükenmemis mevzu.    
Benim hikayeye gelince, bir kere hic de tahmin ettiginiz gibi kendi alyansimin hikayesi degil. Esasen baglayici bir rol oynamiyor da degil ama hikayemizin kahramani babaannemin alyansi.  17 yasimdan beri yüzük takan ben vakti geldiginde alyansimi  bozdurarak ensemdeki dövmeye cevirdikten sonra yüzüksüz bir ara dönem gecirmistim ki ömrü hayatimin en fecaat dönemlerden biriydi.  Misal unutkanliklarimla meshur biri olarak , hatirlamam gereken bir sey oldugunda yüzüklerimin yerini degistirdim , o derece günlük hayatimda yer kaplayan bir mevzuydu. Ha hatirlamak icin ne derece efektif bir yöntem oldugu tartisilir tabi, neyi hatirlamam gerektigini unuttugum zamanlar da olmadi degil J Neyse , durumumu cakozlayan anneannem rahmetli o vakit kendi yüzügünü hediye etmisti sagolsun. ,bu sene nisan ayinda kaybettigim babaannemin alyansi da yine ayni sebeple kizkardesim bypass edilerek bana verilince , sag elimde sonsuz sevginin sembolu  anneannemin alyansi  sol elimde en vakur sevgililinin babaaennemin alyansi ile devam ettim edebildigim kadari ile yüzüklü hayatima . Taa ki bu senenin Agustos ayinda , her Istanbul seyahati öncesinin olmazsa olmazlarindan gurbetci alisverisinde babaannemin alyansini kaybedene kadar. Her defasinda  neden yaptigimi sorguladigim bu sacma gurbetci alisverisinin sonunda elimde cikolatalar kremler , vitaminler , birkenstocklar , ki  deginmeden edemeyecegim Türkiye ye götürdügüm Birkenstock un haddi hesabi yok , ellerim kollarim kafam dolu ve cüzdanim da bir o kadar bos bir sekilde eve kendimi attigimda babaaennemin alyansini kaybettigimi fark ettim. Fark edis ki nasil bir farkedis , kahroldum , cikip arasam saat 6 dan sonra acik yer bulmak ne mümkün. Sabahi zor ettim. Ertesi gün girdigim ne kadar magaza varsa usenmedim tek tek hepsini gezdim sordum sorusturdum, Aachen da beni ve babaanemin yüzügünü bilmeyen kalmadi resmen. Millete yüzügün resmi diye gösterdigim resim de ayri bir komedi. Bir hafta öncesinde bozulan dus basliginin aynisindan bulmasi icin Emre ye gönderdigim dusbasliigi resmi. Elimle tuttugum icin yüzük gözüküyor ya hani o bakimdan. Böylelikle Aachen`in bilimum köselerinde dusbaslikli bir el resmi ile kartvizitim meshur oldu. Velhasili kelam bir halta yaramadi. Bir arkadasin tavsiyesi ile  yüzüklerini kaybedenlerin ilan birakabildigi bir siteye basvurmak da dahil atmadigim takla kalmadi. Iki haftalik yogun tirmalamalardan sonra pes ettim ve aileme haber verdim.
Bitti mi bitmediiiiii. Iki hafta önce Sangaydayken  kiz kardesim tarafindan absürd bir saatte  arandim. Ablasi  biliyormuymusum, abisi Ceren e göndermesi gereken Birkenstocklari henüz vermemismis, dahasi aylardir odanin bir kösesinde duran torbayi annem farketmismis  ve terliklere el koymuymus, daha da dahasi ertesinde poset ihtiyaci olan kendisinin bu poseti kullanmak istemesiymis ve posetin icinden babaanemin yüzügünün cikmasiymis. Nasil ama ? Sen babaannem kalk , bir ton riski göze alarak birkenstock torbasinda burdan taaaaa  Billur`a git J)) Eeee , babaannemin kendi tercihi dedim tabi geri istemedim yüzügü. Neticede bu hikayede bir Gollum varsa o da bendim , ve Frodonun hakkini da Frodoya vermek gerekti J
Biterken, cok yoruldum canlar saat de epey gec oldu. Bu abuk hikayeden bir ders cikar mi bilemedim. Ama bahsi gecmisken size yüzügünüzü kaybetmeniz durumunuzda neler yapabileceginizi ögrenebileceginiz ve resimli ilan birakabileceginiz sitenin linkini vererek muhtesem bir kiyakla  bitereyim dedim bu abuk hikayeyi dedim. Sevgi ile kalin, esen kalin.




********************************************************

YORUMLAR .... YORUMLARIMIZ ...... ( FB , 30. Ekim 2013)

********************************************************



  • Burcu Tuğrul bu arada linki gönderen kisi olarak seni de atlamayayim , sagolasin takrardan 

    Batu  bu yazının üstüne anca ''köpek naapsın takkeyi tinkilderken düşürür'' özlü sözü dimaamda dans ediyor ahang ile

  • Burcu sagol :)

  • Batu  arkaaş barnaandaki yüzüğü nası düşürürsün poşata

  • Tuğrul  rica ederim. Sauron siteyi bilseydi bu kadar kasmazdi heralde:)

  • Burcu  Ya son haftalarda biraz zayıfladığımdan mıdır nedir işaret parmağıma bile bol geliyordu :))

  • Ceren   ahaa, keşke zamanında alsaymışım terlikleri, kahramanın olurmuşum 
    Burcu   Haha yok ya sen de benim gibi dalgın köftesin , farketmezdin yüzüğü:)) kuzum bu vesile ile annemin senin terliklere el koyduğunu öğrenmiş oldun :)) bir sonraki gelişimde getiriyorum 

  • Ceren  literatürde buna yemeyenin malını yerler diyorlar  seni yakında birkenstock kaçakçılığından enselerler, demedi deme 

  • Taciser   Slm, farkettimki abukluklar yazı serisini heyecanla bekliyormuşum, arkadan ne gelecek diye hergün bayağı siteni yokluyorum yaniiii, sakın bizi öksüz bırakma!!!!!!!!

  • Billur Ceren annem konusunda dikkatli olmanı öneririm. Önce kazak sonra terlik:D Zevkleriniz uyuşuyor.

  • Billur   Hikayeden çıkan ders bence yüzük büyükse takma. Çok basit ablası

  • Burcu  Hadi lem frodo!

  • Batu  neymiş alışmadık maabadda iç çamaşırı eyleşmezmiş yok eyleşsin isteniyorsa uçkur ipini sıkmak lazım imiş

  • Burcu  N´alakasi vaaa olm ya , yüzük takmayi da en iyi biz biliriz 

  • Batu  takmayı biliyonda barnaanda tutmaya biraz daa çalışman lazım anlaşılan

  • Esra  Billuru sefiyommm ehehee en seviniş o:)